EKONOMİ POLİTİKALARINDAKİ DEĞİŞİM

01/06/2021 23:29 232

 

Son iki buçuk yılda sıkça duyduğumuz bir cümle; ”Rekabetçi Kur” ile birlikte düşük faiz idi. Strateji belli idi. 2018’den sonra 2019’da bir nebze dengelenen ve yeniden büyüme patikasına giren ekonomide, faizler düşük tutularak, içerde büyümeye sürekli destek verilecek. Düşük faizlerin sonucu olarak, çıkacak sıcak para ise, TL’nin önemli ölçüde değer kaybetmesiyle de artacak ihracat, düşecek veya sabit kalacak ithalat ve her şeyden önemlisi, 45 Milyar USD kadar beklenen turizm gelirleriyle cari açık ve finansmanı kapanacak veya asgaride tutulacak. Böylece TL’nin aşırı değer kaybı da önlenip enflasyon makul seviyelerde tutulacak. Makul ekonomik büyümeyle işsizlik kademeli olarak düşecek, olumlu bir yatırım ortamı oluşacak, belki bir miktar doğrudan yeni yatırım da gelecek. Ancak 2020 başında oluşan salgın bu stratejiyi sonuna kadar götürüp işlerliğini denememize olanak vermedi. Burada en büyük yanlış, stratejinin doğruluğu veya yanlışlığı değil de(çünkü sonuçlarını göremedik), salgın sonucu değişen şartlara göre, stratejinin olumlu sonuç vermeyeceğini görememek veya görülse bile, bunda körü körüne ısrar etmek oldu. Salgınla birlikte ana ihracat pazarlarımızda talebin düşmesi sonucu, ihracat azaldı. İthalat ise aşırı kredi pompalamasıyla düşmek şöyle dursun, artmaya devam etti. En kötüsü, bel bağlanan turistler gelemedi. Bu ara sıcak para ve portföy yatırımları düşük faizler ve TL’nin durdurulamaz değer kaybı sonucu ülkeyi terk etmeyi sürdürdüler. İçerde şirketler döviz borçlarını ödeyebilmek için, vatandaş değeri sürekli düşen TL ve artan enflasyon karşısında varlığını koruyabilmek için, döviz talep etmeye devam etti. TL’nin değerini korumak, dolayısıyla enflasyonu tutmak için yapılan TCMB döviz rezervlerinden satış sonunda, ülkeyi rezervsiz bırakıldı. Bu gelişmeyi görememek veya inanmamak gerçekten hayret verici idi.Şimdi strateji değiştirip tekrar Ortodoks politikalara döneceğimiz söyleniyor. Bu demek ki TCMB politika faizini en azından oluşan piyasa faizleri seviyesine çekecek. O zaman ülkeye tekrar önce sıcak para, sonra portföy yatırımları gelmeye başlayacak. Piyasayı karşısına alan zorlayıcı uygulamalardan vaz geçilecek. Dövizin gelmesiyle TL aşırı değer kaybetmekten kurtulacak, ancak artan faizler sonucu ekonomik büyüme yavaşlayacak ve işsizlik azalmayacak, belki de iflaslarla daha da artacak. TL değer kaybı sınırlı olacağı için, enflasyon da makul seviyelerde kalacak, yüksek faizler nedeniyle iç talebin azalması sonucuyla birlikte belki de biraz düşecek. Ayrıca, özellikle hukuk alanında piyasaların ve yatırımcıların güvenini temin etmek için reformlar yapılacak. Belki buna jeopolitik konularda biraz daha uyumlu davranışları da eklemek mümkün olacak. Bütün bunlar söylenenlerden anlaşılanlar veya en azından benim anladığım.Yine kandırılıyor muyuz? PPK toplantısında bunun ilk işaretini alacağız. Aktif rasyosuyla ilgili uygulama başka bir mihenk taşı olacak. Anayasa Mahkemesi kararlarının 1. derecedeki mahkemelerce itirazsız uygulanması, Osman Kavala, Ahmet Altan(salıverildi) gibi politik cezalıların salıverilmesi ise yeni politikanın inandırıcılığını arttıracaktır. “Takiye” var mı, yok mu göreceğiz.Yapılan her ani dönüş piyasaları şaşırtır ve güvensizliği arttırır. Bunu önlemenin yolu açık olmak, dönüşümün, vaz geçmenin nedenlerini paylaşmak ve net bir yeni strateji ortaya koymaktır. Bunları henüz göremedik. Yeniden dış borçlanmaya ve sıcak paraya dayalı bir ekonomi beklemek yanlış olmaz. O zam son 2,5 yılda yapılan her şey de yanlıştı demektir. Sanırım ihtiyacımız olan şey, tıpkı 2000’de olduğu gibi seçim kaybetmeyi, politikadan silinmeyi göze alabilecek politikacıları iktidarda görmek. Olmadı farklı bir strateji izleyelim çırpınışları, ekonomiye yarardan çok, zarar veriyor. Devletin mali politikaları istikrarlı olmak durumundadır. Bu segment, yaz boz tahtası değil… Hele, hele, deneyleme çalışmasının yapılacağı alan, hiç değil. Para politikaları ve TCMB bankası kararları, piyasa realiteleri ile örtüşmediği sürece, bu bocalamalar devam edecek.

SON SÖZ: ‘’ HAKİKATLER DAİMA ÇIPLAK GEZER.’’