DÜNYADA DENGELER DEĞİŞİYOR MU?

01/10/2021 20:40 176

 

Eskiden krallıklar, imparatorluklar varken, ülke yönetimleri bu krallıklara ve imparatorluklara tabi olurlardı. Hun İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu, Göktürk İmparatorluğu, Cengizhan, Timur,  İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, Prusya krallığı, Birleşik Krallık vb. gibi pek çok isim ve unvan altında, ülkeler silah zoru ile diğer ülkeleri  hükümranlık altına alırlardı. Günümüz de ise, bir ülkenin diğer bir ülkeye hükmetmesi; Ekonomik güç, teknoloji güçle oluyor. En ileri teknoloji kimde? En iyi ekonomi kimde? Günümüz dünyasında onların sözü geçiyor. ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya, Çin, Rusya gibi…

Ülkemiz için ise, birileri “uçuyoruz” diyor, birileri “battık” diyor.

Birileri ABD’nin, önümüzdeki 5-10 yıl içinde batacağını söylüyor, birileri aynı dönemde, yeni dünya düzeninin liderliğinin yine ABD’nin elinde olacağını söylüyor. Bir başkası da gelecek 20 yılda, Çin süper güç olarak, dünyaya yön verecek, dünyaya hükmedecek diyor.

Aynı durum, AB için de söz konusu. Aynı sürede AB dağılabilir de, daha güçlü hale gelebilir de?

Bu senaryo Çin, Japonya, Rusya, Hindistan, Vatikan için de söz konusu. Yani, gelecek ile ilgili herkes için birbirinin zıddı iki görüş var. Sonuç, belirsizlik!

Türkiye için, dünya ve bölgeden bağımsız bir öngörü gerçekçi olmayacak. Ya da kimse diğer ülkeleri, Türkiye’yi görmeden bir gelecek öngörüsünde bulunamaz.

Aslında Türkiye ne nüfus, ne ekonomi, ne toprak, ne de askeri güç olarak değil, jeopolitik, jeo stratejik açıdan çok önemli bir konumdayız. Yani, mimarideki kilit taşı, kantarın ince ayarı gibi bir pozisyon. Üç kıtaya ayak basan tek ülkeyiz.

Öte yandan; süreç doğru bir çizgi izlemiyor. Çok dalgalı. Risk ve fırsatlar çok kısa aralıkta radikal şekilde yer değiştirebiliyor.

Bir de, olayları tanımlama konusunda, geçmişin bilgi birikimi, kavramları ve kurumları geçmişi, bugünü ve geleceği tanımlamada, insanların toplumların korku ve umutlarını açıklamada son derece yetersiz. Artık dini topluluklar da, ideolojik önderler de, genel olarak geleceğe dönük bir umut vaat etmiyor. Ama bilinen bir gerçek var, gelecek geçmişe benzemeyecek ve geçmişin devamı olmayacak. Ciddi bir kırılma yaşanacak. Ülkeler, rejimler ve iktidar yapıları değişecek. Çin ve Hindistan, bu kadar büyük nüfusları bir arada tutamayacak. Rusya bu kadar büyük bir toprağı koruyamayacak, ABD bu kadar zengin olamayacak. Avrupa ve ABD birliğini koruyamayacak. Bu süreç ne kadar uzun sürerse, bu işin ekonomik, sosyal maliyeti o kadar büyük olacak, o kadar uzun sürecek, bu işin kan ve gözyaşı maliyeti, trajedisi o kadar dehşet verici olacak. Geçmişte ki hükmeden ülkelere baktığımızda da, bir süre sonra, krallılar, sultanlıklar, Firavunlar, Çarlık ve İmparatorluklar da bu akıbeti yaşamış, ancak süreler değişik…

Geleceğe ilişkin teolojiler, kehanetler ve stratejiler umut vaat etmiyorlar. Francis Fukuyama’nınTarihin sonu,  Samuel P. Huntingon’unMedeniyetler  Çatışma  bildiğimiz süreç, Melheme-i Kübra, Armagedon, TransHumanizm, uzay savaşı, biyolojik savaş, kimyasal silah, Laser ve RF savaşları, nükleer savaş tehditleri ile devam ediyor.

Bugün dünya, dünden daha özgür, refah içinde ve güvende değil. İnsanların korkuları, umutlarından daha baskın.

Global Reset projesi, insan, toplum, siyaset, bilim, teknoloji, enerji her şeyi değiştirmekten söz ediyor. İnsanların büyük bir kısmının resetlenmesisözkonusu o projeye göre. Enerji ve emek artık bir maliyet unsuru değil. Otonom robotlar / Humanoidler üretim, hizmet, tarım ve hayvancılık alanlarında işlerin %80’ini yapabilecek. Birçok sektör olmayacak. Mesela şoförlük ya da eğitim, sağlık bir sektör olmaktan çıkacak. NeuraLinkle beyne kayıt yapılabilecek. Bu projeye göre bu kadar insana da gerek yok. Zaten hayatta kalması gerekenler de Siborg’a dönüştürülecek. Yapay zeka ve Robot İnsan teknolojileri bunun somut örneğidir.

Bu ileri hedeflere ulaşmak için, bu günü doğru yönetmek gerekiyor. Globalistler, siyaset, bürokrasi, akademi, sivil toplum, Medya, sermayeye, siber sisteme sahip olsalar da evdeki işleri pek çarşıya uymuyor.

Sonuçta zor bir dönem. Başından beri Globalistlerin işleri yolunda gitmiyor. Kendi aralarında liderlik, yöntem ve nihai hedef konusunda görüş farklılıkları var. Geleneksel Masonik yapılar, tapınakçılar, Siyonist ailelerin de senaryoya ilişkin, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma endişeleri var. ABD, İsrail, İngiltere ve AB’de işler onlar açısından oldukça sıkıntılı. ABD’de Demokratlar ve Globalistler arasındaki koalisyon istendiği gibi yürümüyor. Cumhuriyetçiler iddialarından vazgeçmiş değiller. AB derseniz, ha keza. İngiltere ayrıldı. Bazı ülkeler ortak para birimi kullanmıyor. AB’nin bütün yükünü Almanya çekiyor vs. vs.Yani sıkıntı her yerde…

04 Ekim 2021 Pazartesi günü devam edeceğiz…