Dünya’yı kadınlar yönetse;  Türkiye’yi AKŞENER…

14/05/2020 18:37 1642

Belki cümlenin ilk yarısı şimdilik hayalim ama ikinci yarısı her an gerçeğim, gerçeğimiz olabilir.

Dünya’yı kadınlar yönetse savaşlar, hırs, aç gözlülük, komşunun toprağına göz dikmek, madenine enerjisine el koymak, teröre göz yummak emin olun son bulurdu.

Anaerkil toplumlarda kadınlar, Tanrı’nın onlara vermiş olduğu duygusal güçlerini aktive etmeyi, bu güçlerini doğru yönde ve toplumsal refah için kullanmayı öğreniyorlardı. Anaerkil dönemlere ait kazılarda bolca Tanrıça figürünün bulunması da bunu işaret ediyordu kanımca, dişi enerjinin ve kadının gücünün ne kadar önemsendiğinin kanıtı  ve o gücün getirdiği mutluluğun ve huzurun temsili olarak.

 Ataerkil düzene geçişle başladı kadının yok sayılması, savaşın, şiddetin hortlaması. Bunu ben demiyorum insanlık tarihini araştıran bilim insanları söylüyor.

Ben de bugün buradan yola çıkarak böyle bir hülya yarattım kendime, Benazir Butto’ların, Margaret Teacher’ların, Ellen Johnson’ların, Beatriz Merino Lucero’ların, Meral Akşener’lerin, güzel mavi gezegenimizi yönettiği bir düzen. Açlığın olmadığı, terörün nefes almadığı, savaşların bittiği, dünya kaynaklarının hakça yönetilebildiği, huzurun, sevginin, duygunun, adaletin kararlarının verildiği bir düzen. Hatta daha da ütopik olsam, Dünya Vatandaşlığı desem, sınırların kalktığı, refahın kol gezdiği…  Bugün, böyle bir dünya hayal etmek istedim yalnız gezegenimizde. Çok güzel olmaz mıydı kardeşçe yaşam ortak dilin sevgi olduğu.

Zaten Dünya var olduğunda Tetis Denizi ve Pangea denilen tek bir kara parçasından ibaret değil miydi, kıtaların dahi var olmadığı. Havva Ana ve Adem Baba değil miydi ortak atalar. Ne oldu da önce kıtalar ayrıştı, sonra ülkeler, kentler, köyler, renkler, diller ayrıştı.

Belki erkek egemen dünya istemiyor artık güzel mavi gezegenimiz (belki kızacak bana birçok karşı cinsten dostumuz, ama dokunmayın bugün hayallerime).

Ana şefkati istiyor Dünya, dağlarını, ovalarını, sularını… ranta, açgözlülüğe, hırsa kurban etmeyecek; Ana yüreği istiyor evlatlarını dağa yollayıp canavara dönüştürmeyecek, terörize etmeyecek; Anne vicdanı istiyor oğullarını savaşlarda yitirmeyecek, barışta koruyup yaşatacak… Anne adaleti istiyor, ranta, vurguna, yolsuzluğa giden kaynakları işsiz evlatlarına istihdam olarak sunacak.

Artık şiddetin yerine aşkın dilini, sevginin dilini kullanmak istiyor yerküre… olamaz mı? Kadın eli istiyor, kadın ruhu, kadın duygusu, kadın gücü, kadın şefkati…

Fiziksel gücün değil, duygusal gücün olduğu bir düzen istiyor yeryuvarı.

Yok edilen doğasının intikamı  küresel ısınma, kuraklık, çoraklık, susuzluk ve beraberinde gelen salgın hastalıklarla yok oluşta bir gezegen, son çırpınışlarında yaşama tutunmak için imdat çığlıkları atıyor ve yaşama tutunmak için kadın doğasını istiyor, yok eden değil üreten, öldüren değil doğuran, yaratan kadın doğasını…

Başlığı atarken ben siyaset yazmak istemiştim bugün. Meral Akşener Başbakanlığı’nda (Parlementer sisteme geçileceği için başbakan yazıyorum) bir Türkiye’nin nasıl olacağını özetlemek istemiştim aslında. Nasıl oldu da doğaya, dünyaya, kadına, duyguya vardım bilmiyorum. Bilinçaltım  bugün Sayın Akşener’in o sert ve sağlam duruşunun arkasındaki kadınlığını, naifliğini, duygusunu, analığını, ablalığını hissetti galiba, hissetti ve Akşener’in şahsında kadınlığı, liderliği, analığı, sevgiyi, duyguyu anlatmak istedi.

Duygu demek empati demek, duygu adalet demek, vicdan demek duygu, duygu ölmek değil yaşamak demek, barış demek, duygu aşk demek, sevgi demek, duygu kadın demek.

Ve son sözümü Sayın Akşener’in Jülide Ateş’in ‘Aşk nedir?’ sorusuna verdiği duygu yüklü cevapla bitirmek istiyorum. Nasılsa yarınlarda çok yazarız siyaset…

‘Aşk çok şeydir, bütün engelleri, bütün ideolojileri döver de, yıkar da… Aşk bütün engelleri yıkar, aşk önemlidir.’ Meral Akşener.

Dişil enerjinin gücünü yok sayan değil aktive eden toplum bilinci dileğimle…

Sağlıkla olun, sevgiyle kalın…