DÜNYA ve TÜRKİYE SORUNLARINA BAKIŞ AÇISI 3

12/02/2020 21:06 364

Ancak bilim yapmanın ön koşulu olarak üniversite özek ortamı ve akademik özgürlük konusu 2016 yılında ülkemizde çok çok konuşuldu ve konu uluslararası mahkemeler kadar yansıdı. Üniversitelerin özerkliğin tartışma konusu olması, üst yönetimlerin belirleme yetkisinin kalkması, düşünce açıklama konusundaki çekingen davranışlar toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi zorlaştırmaktadır. Özellikle sosyal bilimler gibi sorunlu olduğumuz coğrafyada sorunlara çözüm üretecek öneriler maalesef çok öne çıkmıyor. Çoğulcu, tartışılarak sorunları çözüm üretme konusu zaman zaman yaratıcı düşüncelerin ileri sürülmesini gerektiriyor. Ancak ne yazık ki bilinen mevcut politikaların ilerisinde yeni söylemler çok gelişmiyor. Bunun nedeni de yaratılan ortam ve akademik güvencesizlik olarak belirtiliyor. 15 Temmuz darbe girişimi ve arasında iptal edilen bilimsel kongreler, ülkemize gelmek istemeyen ancak yaşanan terör olayları nedeniyle gelmekten çekinen bilim insanlarının çokluğu ülkemiz üniversiteleri ve bilimi içi için zor bir yıl dolu. Bütün bu zorluklara rağmen ülkemizde çabalayan ve bir şeyler yapmak isteyen üniversiteler ve bilim insanların var olduğunu görüyor ve okuyarak öğreniyoruz.

Toplumun halen bilim insanlarına güvendiğini ve bizlerden beklentilerin yüksek olduğunun farkındayız. Her şeye rağmen umutsuz olmamak, enseyi karartmamak ve çalışmaya devam etmek zorundayız. Zaman zaman bilgimiz dâhilinde objektif ölçütler için ülkemizin aydınlık geleceği için görüşlerimizi açıklayacağız. Ancak bilimsel sorumluluğumuz önce gelmektedir. Her yıl zorunlu olarak hesap vermek zorunda oluğumuzu da bilmeliyiz. Bütün dünyada her yeni yılda bilim kuruluşları bütçesini kullandıkları devlete hesap veriler. Ona göre de yeni bütçe talep ederler. Üniversite ve bilim kuruluşları da yukarıdan aşağıya kadar hesap isterler. Bilim insanları her yıl yıllık bilimsel faaliyet raporu sunarlar. Ülkemizde bu kültür çok yaygınlaşmadı ileride kalite unsuru içinde mutlaka gündeme gelecektir.

2017 Yılında beklentilerim

2017 yılı için temennim ülkemiz bilime ve eğitime önceliği veriri ve Dünyanın merkezi Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel birikimine yakışır şekilde muasır medeniyetler seviyesine doğru emin adımlar ile ilerler. Temennim inatlaşmadan, sorunlarını konuşarak, tartışarak ve eleştirel yaklaşımla sorunlarımıza çözüm buluruz. Temennim ülkemizin en büyük enerjisi gençlerimizin işsizliğine çözüm bulunur. Umarım çoğu gencimiz ciddi sosyal ve psikolojik sorun ile karşı karşıya kalmaz. Ülkemiz dünyanın en iyi güneş alan coğrafyada, toprağımız hepimizin ihtiyacı olan gıdayı üretecek kapasitedir. Planlama ve programla ülkemizin ekonomisi daha da toplumun yaşamına katkıda bulunur.

Öncelikli olarak bir daha 2016 yılı gibi bir yılın yaşanmamasını dilerim. Ülkemizin genel sorunları yanında toplumun yaşadığı sorun ve kaygılara duyarsız kalamayız. Topluma negatif değil daha çok kucaklayıcı bir dil kullanarak ayrıştırıcı unsurlardan arınmamızı dilerim. Çoğulcu bütün farklılıkları olduğu gibi kabul eden, bireyin kendini ifade etmesine olanak tanıyan kimsenin, kimsenin yaşam hakkına müdahale etmediği bir yıl olmasını dilerim. Ne yazık ki yeni yılın ilk dakikalarından İstanbul’daki terör moralleri yeniden bozdu. Üniversitelerin daha özerk ve insanların saha özgürce bilim ve sanat yaptığı bir yıl olmasını dilerim. Özelikle üniversitelerin ve diğer bilimsel kuruluşların tamamen özerk olması ve günlük siyasi etkilerin dışında tutulmasını ülkemizin geleceği için çok önemsiyorum. Türkiye’nin bölgesinde artan sorunları yumağı içinden çıkması bilimsel bilgi ve yaratıcı düşünceler ile çıkması için üniversitelerin rahat olması ŞART…

SON SÖZ: ‘’ DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İÇİN, İNSAN ÖNCE KENDİNİ DEĞİŞTİRMELİ.’’