DÜNYA VE TÜRKİYE SORUNLARINA BAKIŞ AÇISI

07/02/2020 23:14 388

 

Bir başka deyişle; 2010’lı yılların, dünya ve Türkiye sorunlarının değerlendirilmesi diyebiliriz.

Geçmiş yıllarda yazdığım, kimi değerlendirmelerimin çoğunluğunu sizler ile paylaşmaya maalesef zaman ve imkân bulamadığım için paylaşamamaktayım. Ancak 2016 yılında yaptığım ve o zaman paylaşmaya zaman bulamadığım değerlendirmem, aşağıda bilginize sunuyorum. Dört yıl önce yaptığım değerlendirmemden günümüze geçen 4 yılda ne gibi iyi bir gelişme oldu mu? diye geriye doğru düşünmeye başladım…!!! Yoğun geçen dünya ve ülke gündemi içinde son 4 yılı kendi penceremde yeniden değerlendirdim.

Her yıl kendi kendime akademik çalışmalarımı, Türkiye ve Dünya analizi yaparım. Öneririm çok da yararlı oluyor. Evet, düşüncelerini böyle ifade ediyor, değerli dostum; Prof.Dr.İbrahim Ortaş… Zaman zaman sesini duyurabilmek için, çalışmalarını paylaşabilmek için, biz dostları da, kendisine sütunlarımızı açıyoruz. Konunun özünü değiştirmeden, düşüncelerimiz ışığında değerlendirmeyi, sizlerle paylaşacağım…

Dünyamızın kendi ekseni etrafında, saniyede 467 metre hızla 1 günde (24 saatte) ve Güneşin etrafında ise saniyede 30 kilometre hızla, 365 günde tamamlanan, yıl içinde kişisel yaşamımızda, ailemizde, ilimizde, bölgemizde, ülkemizde ve dünyada nelerin olup bittiğini analiz etmek, insanı bilinç yönünden zenginleştiriyor. Geriye doğru bakarak bütün olup biten gelişmelerden ve yaşanmışlıklardan sorumluluğumuzu ve yapmamız gerekenleri düşünmek açısından da çok yararlı olduğunu görüyorum. Aslın da bunu, sadece kurum ve kuruluşların değil, tüm bireylerinde yapması lazım.

Dünyanın Sorunları Hızla İstikrarsızlık Üretmektedir. Eğitim Yetersizliği Çözüm Üretemiyor…

Adettendir, her yılbaşında, yaşadığımız 365 günü değerlendirmek ve yeni yıla ise beklentilerimiz ve umutla girme planı yapmak. 2016 yılı 57 yıllık ömrümün bilinçli yaşadığım 40 yılında bir çok alanda gördüğüm en sorunlu yılıydı. Açıkçası bir daha ülkemiz ve dünyamız 2016 gibi bir yıl yaşamasın. 7.6 milyara yaklaşan Dünya nüfusunun ve buna bağlı olarak artan gelir dağılımı (ülkeler arasında olduğu gibi ülke içinde kişiler arasındaki ciddi bir gelir uçurumu makası oluşmuş) sorunları günden güne artırıyor. Kişi başı yıllık geliri 60.000 dolar olan ülkeler ile 200 dolar olan insanların yaşadığı bir dünya, kaynaklarının %87’sinin nüfusun %8 tarafından kontrol edildiği günümüzde, haliyle eşitsiz ve haksızlıklarla dolu bir dünya olarak, birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Başta Ortadoğu olmak üzere, bölgemizde devam eden düşük yoğunluklu üçüncü dünya savaşı diyeceğimiz çatışmalar, artık ilgili ilgisiz herkesin hayatını etkilemişe benziyor. Asya’dan Afrika’ya uzanan ve Tacikistan’dan Mali’ye kadarki bu geniş coğrafyanın temel özelliği çoğu ülkede doğru dürüst seçimlerin yapılmadığı, eğitim düzeyi düşük (4-4.6 yıl), bilimsel bilgi üretme kapasitesi sınırlı, aynı zamanda ve bu bölge başta savaş teknolojisi olmak üzere gelişmiş ülkelerde üretilen teknolojileri, en çok satın alan ülkelerdir.

22 milyon genç öğrencisi olan ülkemizde, öğrencilerimiz sınav başarısının düşüklüğü (PISA, TEOG, ÖSYM ve mezuniyet sonrası sınavlar sonuçları) yetkililer tarafından da kabul görmektedir. Sınav başarımız doğal olarak ülkemizin gelişini de etkilemektedir. Ülkemizin farkındalığı yüksek ve iş yapabilme becerisi yüksek çok sayıda mühendise ve bilim insanına ihtiyaç duyduğu, gün gibi aşikârdır.

Dünyadaki Kamplaşmalar Sorunların Çözümünü Zorlaştırdı…

Başta Ortadoğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’da sorunların çözülememesinin yarattığı sert tartışmalar, şiddet olayları, terörist aktiviteler ve terörist aktivitelerin dünyanın her yerinde can almaya başlaması, yeni bir güvenlik sorunun/sorgulamasını ortaya çıkardı. Çoğu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede örgütlenmelerin kısıtlandığı, düşüncelerin açıkça ifade edilmesi, ayrıca toplumsal sorunların şiddetlenmesine neden olmuştur…

Dünyanın artan sorunlarına çözüm üretme konusunda, maalesef bugün ciddi öneriler gündeme gelmemektedir. ABD ile Rusya arasında alttan alta artan, yeniden yaşanan soğuk savaş benzeri sertleşme, toplumlar arasındaki kültürel ve kimlik farklılıkları, ne yazık ki sorunların derinleştiriyor. Geçmişte sosyal bilimciler genellemeler yaparak, dünyayı tahlili ederek, çözümler geliştirelerdi. Günümüzde kamplaşmanın keskinleşmesi, ülkelerin düşünce özgürlüğüne getirdikleri kısıtlılıklar, objektif görüş oluşturmayı da zorlaştırdı.

Bilim dünyasının, ağırlıklı olarak, askeri amaçlı uzay çalışmaları, robot teknolojisi, yapay zekâ ve beyin çalışmalarına ağırlık verdiği görülmektedir. Bilimsel araştırma kaynakları ağırlıklı olarak teknolojiye yönelmiş ve sosyal bilimler açıkçası ihmal edilmiştir.

Dünyada Irkçı Söylemler Artıyor…

Dünya’da artan ayrımcı politikalar ve ABD ve Avrupa’da artan ırkçı söylemler, dünya genelinde gittikçe artıyor. Avrupa’nın aydınlanmacı anlayıştan kopması, dünyaya yol göstericiliğini de kaybetmeye başlamıştır.

Bütün bu gelişmelerden ülkemizde fazlasıyla nasibini almış. Burnunun dibinde yaşanan çatışmalara bulaşmış ve bunun içeriye yansıması, şehitler, harcamalar ve artan kutuplaşma ve zincirleme gerilmeler, can sıkıcı ve insana nefes aldırtmaz hale gelmiştir. Güven ilişkilerinin çok düşük olduğu ülkemizde, geçmişe güven duyulan kurumlara olan güvenin de düşmesi, toplumun alt katmanlarında ciddi endişelere neden olmuştur.

10 Şubat Pazartesi günü devam edeceğiz