Dost muydu, Hain mi ?-2

15/08/2022 12:05 272

“SAVAŞ DA, BARIŞ DA, KUDRET DE BENİM ELİMDE!”

Pargalı, Anadolu’daki isyanları bastırmakla görevlendirildi. Anadolu’da aldığı sıkı tedbirlerle isyanları sona erdirdi. I. Viyana Kuşatması’yla sonuçlanan, II. Macaristan Seferi’ne katıldı. Avusturya imparatorunu, Osmanlı sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Anlaşması’nın müzakerelerini yürüttü. Bu müzakereler sırasında kullandığı şu sözler aslında onun nasıl bir güç zehirlenmesi içine girmeye başladığının göstergesiydi; “Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam yapılmış olarak kalır; zira bütün kudret benim elimdedir. Memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim, verdiğim verilmiş ve reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği veya ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam gayr-i vaki gibi kalır. Çünkü her şey; savaş, barış, servet ve kudret benim elimdedir.”

Pargalı İbrahim Paşa’nın gücünün zirveye ulaşması, padişah tarafından Osmanlı ordularına serasker tayin edilmesiyle aynı döneme rastlar. Hatta savaşlardaki başarılarından ötürü Kanuni Sultan Süleyman; “Bu çetin işleri görebilecek, ancak bir adam bulabildim. O da; Büyük Vezirim İbrahim Paşa’dır” demiştir.    

***

KENDİSİNİ ‘SERASKER SULTAN’ İLAN ETTİ…

İmparatorluğun o güne dek 4 Tuğ’la simgelenen gücü 7 Tuğ’a çıkarılmış ve İbrahim Paşa ise 6 Tuğ taşımaya yetkili kılınmıştı. Padişahtan tek eksiği Hilafet Tuğ’uydu. Ancak serasker olarak 1534 yılında ordunun başında padişah olmadan tek başına çıktığı Irak Seferi bir dönüm noktası oldu. Osmanlı ordusu ilk defa doğudaki düşmanlarının üzerine sultanları olmadan gidiyordu. Bu ordu içinde huzursuzluk çıkarsa da İbrahim Paşa Tebriz’i ele geçirdi ve kendisine ‘Serasker Sultan’ demeye başladı. Osmanlı tarihinde ilk kez padişah dışında biri tarafından sultan unvanı kullanılıyordu. Dönem tarihçisi Celal Zade bu konuyla ilgili şöyle der; “Bugüne kadar birçok yararlılığı görülen İbrahim Paşa, günden güne değişmeye başladı. Anlaşılan padişahtan gördüğü fazla iltifat onu şımarttı…”

PARGALI, KANUNİ’Yİ FAZLASIYLA ÖFKELENDİRDİ…

Daha Irak Seferindeyken 1534 yılında Venedik Senatosunda okunan bir raporda da İbrahim Paşa hakkında şöyle denmekteydi; “İbrahim’in kendisine duyduğu sevgi, Türk Bey’ine (Padişah’a) duyduğu sevginin çok üstündedir… Ülkenin idaresinde tek olmak istiyor!” Yine aynı raporda, paşanın orduda ve devlet idaresinde yarattığı düzensizliklerin, Sultan nezdinde rahatsız edici boyuta geldiği belirtiliyordu. 2 yıl kadar süren Irak seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman’la İbrahim Paşa arasına soğukluk girmeye başladı. İbrahim Paşa, Irak Seferi’nde birçok hatalar yapmış, günahsız bazı kimselerin canını almıştı. Sefer sırasında haksız yere Baş Defterdar İskender Çelebi’yi idam ettirmesi ve kendisine hediye olarak gönderilen Kur’an-ı Kerim’leri kabul etmediği, Hıristiyanlık inancını taşıdığı, eşiyle ilgilenmediği, bazı cinayetleri sakladığı ve doğu seferleri sırasında boş yere harcamalar yaptığı gibi söylentiler padişahın kulağına gitmiş ve Kanuni Sultan Süleyman’ı fazlasıyla öfkelendirmişti. Emir ve fermanlara da Serasker Sultan diye imza atması, sabrının tamamen taşmasına neden oldu.

***

MAKBUL İBRAHİM, MAKTÜL PAŞA OLDU!

İbrahim Paşa’nın pek çok düşmanı ve rakibi için bu gelişmeler büyük bir fırsat olmuştu. İbrahim Paşa’nın bir darbeyle padişahı tahttan bile indirebileceğini söylemekten çekinmeyenler vardı. Ayrıca, paşanın Hürrem Sultan’ın oğlu olmayan Şehzade Mustafa’yı desteklemesinden dolayı, Hürrem Sultan’la da arası pek de iyi değildi. Bu yüzden Hürrem Sultan da, Pargalı İbrahim Paşa aleyhinde Kanuni Sultan Süleyman’ı etkilemeye başlamıştı. Tüm bu etkenlerin birleşmesi sonucu Kanuni, İbrahim Paşa’dan kurtulması gerektiğine ikna olunca da; 1536 yılı Ramazan’ının 14’nü-15’ne bağlayan gece, eskiden olduğu gibi İbrahim Paşa saraya çağrıldı. Yenildi, içildi, sohbet edildi…

 

Sonra odasına çekilip derin bir uykuya dalan İbrahim Paşa, gece odasına gönderilen cellâtlar tarafından boğularak öldürüldü. Ölümünün ardından İbrahim Paşa’nın cenazesi gizlice defnedilmiş, kabri gizlenmiş, adeta devletin son 15 yılına damga vurmuş bu isim hiç yokmuş gibi davranılmıştı. Halk arasında Makbul İbrahim Paşa olan unvanı da, o günden sonra ‘Maktül’, yani ‘Katledilmiş İbrahim Paşa’ olarak söylenir oldu.

KAYNAK: https://www.youtube.com/c/CavitPancar