DOĞU EKSPRESİ

11/04/2022 03:58 909

 

 

Hemen belirteyim, kullandığı kelimelerin Türkçe kelimeler olması için çok gayrete sarfeden bir kişi olarak Ekspres kelimesi kullanmak istemem ama galiba başka yolu yok, şimdilik.

Neyse…

Tam bir ay önce, 10 Mart 2022 tarihinde başladığımız ve 5-6 gün süren Doğu Ekspresi ile Kars gezisini yazmak ancak bu haftaya denk gelebildi.

Adana’dan Kayseri’ye otobüsle hareket ve Kayseri’de Ankara’dan gelen Doğu Ekspresi trenine binerek çok uzun bir yolculuk…

Gerçekten uzun bir yolculuk! Çünkü gece 1’de bindiğimiz trenden inip otele geçmemiz 23 saatte oldu. Dönüşü de bir o kadar düşünebiliriz. Bu 23 saat içerisinde Devlet Demir Yolları ile ilgili çok eleştiriler duydum ve çok sinirlenenler gördüm.

Eleştirilerin haklı tarafları çok elbette. Ancak, ben biraz farklı bakmaya çalışıyorum. Eleştirdiğim noktalar var tabii, ama Devlet kurumlarını bu kadar yıpratmak yerine, yenileştirme, yeni yönetim anlayışları ile iyileştirme yönünde yaklaşmayı tercih ediyorum. 24 Ocak 1980 kararlarından bugüne kadar duyduğumuz “Özelleştirme yapmak şart, çünkü devlet kurumları iyi çalışmıyor ve hantal” ifadeleri ile adeta kafalarımıza kazınmış yutturmacalarının bugün çok ağır bedellerini ödediğimizi de görmek gerektir diye düşünüyorum.

Yine neyse diyelim…

Gezi programları içerisinde ilk gidilen yer Ani Harabeleri oldu. Ani harabeleri, ören yeri Kars’a 48 kilometre uzaklıkta ve buram buram muazzam tarih kokan, tarihî İpekyolu’nun geçtiği bir yer. Burası aslında bir şehir. Bugün harabe haline gelmiş olan bu şehrin tarihinin 3000 yıl olduğu söyleniyor. 20’den fazla medeniyete ev sahipliği yapan bu şehir, Ermeniler’in elinde iken 1064 yılında Alpaslan tarafından alınarak Türklere geçiyor. O tarihten sonra da gerek Selçuklu ve gerekse Osmanlı dönemlerinden izler görmek mümkün. Buradaki Manuçehr Camii’nin Anadolu’da ilk inşa edilen cami olduğu söyleniyor. Harabelerin içerisinde bulunan Arpaçay deresi, Ermenistan ile doğal sınırımızı belirliyor.

İkinci ziyaret yerimiz Sarıkamış Şehitleri Anıt yeri oldu. Önemli kısımları ormanlık alanda olan Şehitliklere mevsim şartları gereği ulaşılamadığı için aşağıda yapılmış olan anıtları görmek zorunda kalınıyor. Öyle de olsa, bu anıtlara gidip duygulanmamak, o donan Mehmetçikleri hatırlamamak, düşünmemek mümkün değil. Sarıkamış Şehitleri konusu, her Türk’ün içerisinde bir yaradır ve böyle olduğunu da o ziyaret esnasında çok değişik yerlerden gelen insanlarımızın yüzlerinde, gözlerinde görmek mümkün. Ruhları şâd olsun.

Bir diğer ziyaret yerimiz Çıldır Gölü oldu. Bu göl, Doğu Anadolu’nun en büyük tatlı su gölü ve ikinci büyük gölü. 123 bin metrekare alanı olan ve denizden yüksekliği 1959 metre olan bu göl yılın belli bir döneminde buz tutuyor ve üzerinde atlı kızaklar ziyaretçi gezdiriyor. Bu gölde 20 kiloyu geçebilen sarı sazanlar yaşıyor ve bu balıkların yöreye ait pişirim şekli ile müşterilere sunuluyor. Ayrıca Türk Aşıklık geleneğini burada görmek çok da etkili oluyor.

Diğer önemli bir gezi yeri Sarıkamış Kayak Merkezi idi. Gerçekten ülkemizin en ucunda doğa harikası böyle bir yere sahip olduğumuz için çok mutlu olmalıyız. Dünyada Alplerden sonra bir tek bu bölgede olan kar şekli buraya, bölgeye ve hatta ülkemize ayrı bir özellik kazandırıyor. Teleferikler, telesiyej dedikleri araçlarla havadan aşağıyı gözlemek ve seyretmek çok ayrı duygular veriyor insana.

Gezi programına göre bir diğer ziyaret yeri, Kars Harp Tarihi Müzesi ki, orada yapılan güzellikler, gerçekten olağanüstü bir farklılık yaratıyor. Sarıkamış Şehitlerini anmak adına yapılan buğulu camda görülen donan Mehmetçik anıtı inanılmaz bir duygular yaşatıyor. Aynı yerde, Rusların Kâzım Karabekir Paşamıza hediye ettikleri Beyaz Vagon da ayrı bir duygu seline neden olmaktadır. Vagon’un bir özelliği de Gümrü Anlaşması’nın imzalandığı yer olmasıdır. Vagon’un içi o imzalama günündeki örneksiz(orijinal) haliyle duruyor olmasına rağmen ziyarete kapanması ise maalesef çok üzücü. Kapanma nedeninin ise, içerideki eşyalara zarar veriliyor olması çok daha kötü bir durum elbette.

Kars’ta bu ziyaretçi akınını karşılamak üzere bir takım yenilikler yapılmaya başlanmış. Bunlardan birkaç örnek verebilirim. Kars geceleri yapılmakta ve gelen ziyaretçilerin çok güzel saatler geçirmeleri sağlanmaktadır. Bu gecelerde, Kafkas Dansları, Aşıkları Atışması ömür boyu unutulmayacak güzellikte ve etkililiktedir. Gerek Kafkas dans gösterisi yapan gençlerin ve gerekse Aşıkların Atatürk’ün Kars’a gelişini anlatan Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa Marşını söylemeleri ve ziyaretçilerin hep birden ayakta katılmaları görülmeye değer bir ortam oluşturuyor.

Kars Kalesi ve civarındaki tarihî eserler gerçekten çok etkileyici ve insanı tarihin içine çeken bir çevrede olmanın farklılığını hissettiren bir durum.

Serhat şehrimiz Kars, çevresiyle birlikte görülmeye değer bir yer özelliğindedir.

Devlet Demir Yolları, imkânlarını zorlayarak bu gezilerin daha da artmasına zemin yaratmalıdır. Çünkü, bu tür bir gezi sadece gidenlerin mutlu olduğu bir gezi değildir. Güzergâh üzerindeki şehirlerin ekonomisine katkı açısından da son derece yararlı bir gezidir.

Bu arada önemli bir konuyu da açıklamalıyım. Geziyi hazırlayan Tur şirketleri ile DDY ilgilileri, görevlileri uyum içerisinde ve çok sıkı dirsek temasında olmalıdırlar. Bu konunun önemini vurgulamak gerektiğini düşünüyorum. Elbette, DDY yolcuları sadece tur şirketlerinden oluşmuyor. Ancak, bu gezinin hem Kars civarına ve hem de güzergâh üzerinde şehirlerin ekonomisine katkısının ana kaynağı tur şirketleridir.

Amacım, tur şirketlerinin para kazanması için gayret göstermek değil, konunun önemine yönelik olarak uyarılar yapmaktayım.