DOĞA YASASI ve BEKLENTİLER…2

15/03/2021 22:08 397

 

Eğitimin amacı olan farkındalık yaratmayı amacından çıkarıp çok para kazanmak, başkasını yönetecek konuma gelmek için, sınava dayalı bir yarışın içine soktuk öğrencilerimizi. Geçenlerde vefat eden Doğan Cüceloğlu hocamız analığının önemli bir “yaşamı anlama öğretisini” sıkça anlatıyordu : Doğan bey çocukluğunda bir serçeyi öldürmek ister. Analığı “yavrum onun da bir canı var, onun da bir annesi babası var der”. Doğan bey çok sonraları bu farkındalığı anladığını belirtir.

Evet her canlının yaşama hakkı vardır ve kutsaldır. Yeryüzü tek başına hiç kimseye değil, yaşayan her canlıya aittir. Karganın, kuşun, börtü böceğin, virüsün sınırı ve pasaportu yoktur. Biz insanlar gibi bir yerden bir yere gitmek için izne tabi değildirler. Pandemiden dolayı evden dışarı çıkmamıza bile müsaade edilmiyor, fakat biz çoğu zaman kendimizi doğanın efendisi sanıyoruz. Ancak hırsızlıkla suçlanan karga mı özgür, yoksa biz mi?

Doğada Canlılar Nesillerini Devam Ettirmek İçin, Meyve-Tohum-Yumurta Üretir, Biz Ceviz Yiyelim Diye Ceviz Ağacı Ceviz Vermiyor !

Doğayı biraz daha derinden gözlediğimizde, kendi içinde bütünlüklü bir işleyişi ve dengesi olduğu anlaşılmaktadır. Aslında doğada kendiliğinden yetişen bir ceviz ağacı neslini devam ettirmek için meyve üretiyor. Ancak kendini o ceviz ağacının ve toprağın sahibi gören bir çiftçi-üretici ağacın cevizini malı olarak toplayıp, pazarda satışa sundu. Ceviz ağacı ve hatta karga açısından, çiftçi vatandaş farkına varmadan, yerinde hareket edemeyen ağacın meyvesine el koymuş, hatta izin almadan hırsızlık yapmış gibi oldu. Aslında o ceviz ağacı insanlar ceviz yesin diye meyve üretmedi, ancak biz el koyduk ve para kazanmak için pazara taşıdık. Karga da karnını doyurmak için geldi, o meyveleri  toplayan insanın, cevizlerine sahip çıktı. Gerçekte olan doğada olması gerekendir. O karga cevizi sadece yemekle kalmıyor, aynı zamanda o ceviz ağacının daha geniş alanlara yayılmasına da destek olmuş oluyor. Kargaların bu hizmet karşılığı tükettikleri ceviz miktarının asla zarar verecek boyutta olmayacağını biliyoruz. Burada sadece ortam değişmiştir, aslında olan doğadaki ile aynıdır. Cevizi gören kargalar doğalarında olan bir davranışı tekrarlamışlardır ki, bu da bilenler için hiç de şaşırtıcı olmamıştır.

Doğa Öğretisi Kendimizi Anlamamızı Sağladı…

İnsanlık tarihi başında beri kendi doğal sosyolojinin ilkelerini “insan-doğa” ve “insan-insan ilişkisi” eksenlerine indirgemiştir. İnsan doğa ile ilişkisinde “algı-sezgi” ve “akıl-bilim önceliğinde” kurgulamasını sürdürerek ve/de geliştirerek doğayı ve yaslarını önemli ölçüde kavradı. Doğa anlaşıldıkça, doğa-insan ilişkisi daha çok anlaşılır oldu. Newton “Doğa okunacak en büyük kitaptır” diyordu. Albert Einstein da Newton için “Doğa onun için, harflerini çaba göstermeden, kolayca okuyabildiği açık bir kitaptı” demişti. Ne kadar önemli, doğayı okumak ve onu anlamak. Varlığını sürdürmek için, gıda arayışındaki karganın ihtiyacı olan bir cevizi alması, diğer tarafa doğanın kurallarının ötesinden tüm cevizleri toplayıp satan insanoğlu. Aslında doğayı anlamanın kendimizi anlamakla eşanlamlı olduğu da bir gerçektir. İnsanın bugün yaşadığı sorunların temelinde kişisel çıkarlarını doğanın ve kamunun çıkarlarının önüne almasından başka bir şey değildir. Bu bağlamda doğa ve ekoloji temelli yaşam çok öğretici olup bu tür paylaşımların geniş kitlelere ulaşmasını çok önemsediğimi vurgulamak istiyorum.

Özet olarak; doğanın bu bağlamda bize öğretisi, her canlı bir başka canlıyı yiyerek varlığını devam ettirmektedir. Milyonlarca yıllık canlı yaşamında doğadan veya hiçbir canlıdan izin almadan doğanın sunduğu kadarı ile beslendik. Diğer canlılarla nerdeyse besin elde etmede eşit koşullara sahiptik. Ta ki insan tarım yapana kadar ve diğer hayvanları evcilleştirene kadar. Bu aşamadan sonra doğadan ayrıcalıklı kıldık kendimizi. Diğer canlılar ihtiyacı kadarına el koyuyor, biz ise hepsine el koyuyoruz. Ekolojik dengenin dışına çıktık…!!!

Sonuç olarak ekosistem gözü ile hırsız kim? Ceviz ağcının meyvelerin tümüne el koyup pazara sunan insan mı? Yoksa marketin önünde satışa sunulan cevizden yiyeceği kadarını alan karga mı? Yoksa hepimiz doğadaki her canlının varlığını sürdürmek için ürettiklerini çalan hırsızlar mıyız? Yoksa diğer canlılarda göremediğimiz benciliğin verdiği duygu ile her şeyi kendinde toplamak için gücü gücüne yetenin oluşturulduğu çarpık sosyolojide başkasına bir ceviz bile yetirmeyen bizler miyiz?

SON SÖZ:’’ DOĞA KENDİNE YAPILAN KÖTÜLÜKLERİ AFFETMEZ.’’