DOĞA YASASI ve ALINACAK DERS

12/03/2021 00:04 635


Ceviz Hırsızlığı Yapan Kargadan, Doğa Yasası Dersi…

Kent Merkezindeki Marketin Önündeki Torbadan, Ceviz Hırsızlığı Yapan Karganın Öğrettiği

Sosyal medyada bir marketin önünde satışa sunulan plastik torbalara paketlenmiş cevizler görüntüleniyor. Bir anda bir karga gelip gagasıyla torbayı yırtıyor ve bir ceviz alıp gidiyor. Bir süre sonra başka kargalar da geliyorlar, benzer şekilde birer ceviz alıp gidiyorlar.

Kargaların zekâsı hep ilgi çekmiştir. Çaldıkları cevizin içini çıkarmak için yüksekten bırakarak kırılmasını sağlıyor ve sonra da içi çıkarıp yiyor, besleniyorlar.

Paylaşımın yapıldığı ortamın altındaki ifade ilginç: “Ceviz Hırsızı Kargalar”. Evet, olay nereden baktığınıza bağlı. Market sahibine göre, hırsız karga, cevizlerin plastik paketini yırttı, standart paketler bozuldu. Karga, cevizleri çalmakla kalmadı, yeniden paketleme için de iş çıkardı. Bir başka pencereden bakınca karga da bir can ve onun da yaşama hakkı var. Yaşamak için de doğası gereği ihtiyacı kadarını yemek zorunda.

Doğanın bir gerçeği olarak, karganın beslenmek amacıyla, kimseye aldırmadan cevizleri alıp gitmesi kayıt altına alınmıştı. Binlerce insanın yaşadığı kent merkezinde, korkusuzca marketin önündeki ceviz torbasını yırtıp, ihtiyacı olan cevizi kapan karga, oldu hırsız karga. Evet, kargaların açıktan, kent merkezinde bir bakkalın ürünlerini alıp götürmeleri haber oldu. Muhtemelen kargalar, o coğrafyada uzun zamandır yaşıyordu. Kentlerin büyümesi sonucu, hayvanların yaşam ve beslenme alanları, insanların yaşam alanları arasında sıkıştı kaldı.

Bir pencereden bakılırsa, doğadaki canlılar beslenmek için kimseden izin almadan ihtiyaçları kadar gıdayı, belli ve zorlu mücadelelerle, temin etmektedirler. Diğer pencereye göre ise, karga başkasının ürününü aldığı için hırsız olarak nitelendiriliyor.

Ancak bu canlılar bizlerden farklı olarak, sadece ihtiyaçları kadar alıyorlar. Bu hırsızlıkta derin bir öğretici bilgi okuyor ve görüyorum. İhtiyacı ve taşıyabileceği kadar ceviz alan karganın öğretisini çok önemsedim. Bu çerçevede karınlarını doyurmak için yaptıkları makul görülmek zorunda. Hayvanlar gıdalarını kendileri üretemedikleri ve hazırlayamadıkları için doğanın sunduğu olanakları en iyi şekilde değerlendirmek zorundadırlar. Ayrıca hayvanlar gıdaları hazmetme özellikleri nedeniyle de beslenmelerinde çok seçicidirler. Ne yiyebileceklerini çok iyi seçip öğrenebiliyorlar. Nitekim, ‘national geographic’ ve ya ‘discovery’ belgesellerini incelerken, görüyoruz ki, Afrika Savanalarında ya da Kruger parkında yaşayan, Aslan, Leopar, Çıta, Sırtlan, Çakal gibi yırtıcı hayvanlar, karınları tok ise, kimseye saldırmıyor, öldürdükleri ceylan, geyik, zebra, gunu, bufalo gibi hayvanları da paylaşıyor ve yeterince yiyip bırakıyorlar. Sonra da istirahat dönemi başlıyor. Taa ki, yeniden acıkıncaya kadar, hiçbir canlıya zarar vermiyorlar. Kısacası, sadece ihtiyaç anında vahşi hayvan olduklarını görüyoruz.

Ayrıca hayvanların çoğu, ihtiyacı kadar gıda topluyor. Bazı canlılar özellikle karıncalar, arılar ve toprak altında yaşayan canlılar, kışlık gıda biriktiriyorlar. Ancak, bu canlılar, ürettikleri ve tükettikleri ile doğaya dolaylı olarak katkıda bulunmaktadırlar. Belgesellerde çoğu zaman üzülerek izlediğimiz, et obur kedi gillerin bir geyik, keçi veya başka bir hayvanı avlamasına dayanamıyoruz. Sürüye dalan büyük kediler sürüdeki en zayıf veya hasta olanı yakalayıp yiyorlar, ta ki bir sonra karınları acıkıncaya kadar. Ancak işin doğası öyle. Doğa kendi halinde iken canlılar azalmıyor, denge korunuyor.

Doğayı-Ekolojiyi Mutlaka Erken Dönemde Öğretmemiz Gerekiyor…

Doğanın işleyişi eğitim yolu ile insanımıza kazandırılamadığı için, biz insanlar yaşamı çoğu zaman "ben merkezli" gözü ile değerlendiriyoruz, veya çıkarımıza yenik düşüyoruz. Doğayı ve ekolojiyi tam anlamadığımız için, yanlış analizler yapıyoruz. Sebep-sonuç ilişkisi içinde yanlış analiz, istenmedik sonuçları doğuruyor. Bu sarmalda, birçok konu ve nedenden dolayı da ciddi sorunlar yaşadığımızı düşünüyorum. Eğitimde çok erken dönemlerde ekolojik kavramlar öğrencilere fark ettirilip benimsetilseydi, sanırım daha paylaşımcı ve bencilikten kurtulmuş, empati yapıyor olurduk. Bugün ben merkezli yaşayan geniş bir insan topluluğu yaşıyor dünyamızda. Çoğunlukla da doğadan uzak, beton duvarlar arasında, gürültü ile atmosfere gaz salan araçlar ve işe yetişmeye çalışan insanların, koşuşturmasından başka bir şey görmeyen bir insan topluluğu… Başka bir canlının canı olduğunu ve onun da gıda ihtiyacı olacağını nasıl fark edebilir? Geçimini sağlamak için, iş bulmak amacı ile kırsaldan koparak kentlere yerleşen insanların gözü, yeni kapalı kent yaşamında, artık başka bir şeyi görmüyor…

15 Mart 2021 Pazartesi günü devam edeceğiz…