DİL VE DİL BAYRAM(LAR)I

12/10/2021 04:06 311

 

 

Son iki hafta zorunlu nedenlerden dolayı yazımı yazamadım. Bu konuda ilgi gösterenlere teşekkürlerimi iletiyorum.

Bu iki hafta içerisine 26 Eylül Dil Bayramı girdiği için bu konuda gecikmiş olan yazımı bu hafta yazmak durumunda kalıyorum.

Dil Bayramı konusunda bir karışıklık olduğunu gözlemlemekteyim. Belki herkeste değil ama en azından bir kısım insanımızda böyle bir durum görünmektedir.

İki Dil Bayramımız var gibidir. Birisi, 13 Mayıs günü, diğeri ise 26 Eylül günüdür. Önce bu tarihleri bir açıklayalım.

13 Mayıs Dil Bayramı daha çok Türk Dil Bayramı olarak adlandırılmakta ve Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 tarihinde söylediği şu sözlere ithaf edilmektedir: “Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türk dilinden gayrı dil söylemeyeler.” Bu ifade o dönemde Türk Dili’nin ne durumda olduğunu çok açık göstermektedir. Üzerinde durulmayan bir konuyu daha açmak gerekir diye düşünüyorum. Türk Dili’nin içine düştüğü durumdan kim inanılmaz rahatsız olmuş? Karamanoğlu Beyliği’nin Bey’i artık Türk Dili’nin gidişatına dayananamamış ve müdahale etmek mecburiyeti hissetmiştir. Çok ilginç değil mi?

Türk Dili o tarihte o kadar zor duruma düşürülmüştür ki, büyük Fikir Adamı ve Şair Âşıkpaşa 12.000 beyitlik Garipname adlı eserinde - ki bu eserin Türkiye Türkçesi ile yazılan ilk eser olduğu iddia edilir – şu çok üzücü sözleri sarf etmek zorunda kalmıştır:

Türk Dili’ne kimesne bakmaz idi

Türklere her giz gönül akmaz idi

Türk dahi bilmez idi ol dilleri

Bir Türk olarak gel de üzülme, gel de kahrolma.

Bu arada şunu da belirtelim; Âşıkpaşa, 1272 ve 1333tarihleri arasında yaşamıştır.

Gelelim 26 Eylül tarihine…

Bu tarih zannedildiği gibi Türk Dil Kurumu’nun kuruluş tarihi değildir. TDK’nın kuruluş tarihi 12 Temmuz 1932’dir.

26 Eylül Tarihi, 1932’de düzenlenen 1. Türk Dil Kurultayı’nın başladığı gündür ve o tarihten itibaren ATATÜRK tarafından Dil Bayramı olarak kutlanması istenmiştir.

ATATÜRK’ten bahsettiğimize göre o Dünyanın Türk dahisinin sözlerini aktarmak tam da yerinde olacaktır diye düşünüyorum:

Büyük Üstad Prof. Sadri Maksudi ARSAL Bey’in yazdığı Türk Dili İçin adlı kitabının iç kapağına şu sözleri yazmıştır: “Millî his ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı boyunduruğundan kurtarmalıdır (2 Eylül 1930).”

Ben şahsen bu sözlerden güç ve ilham alarak yazılarımda ve konuşmalarımda mümkün olduğu kadar Türkçe ve en azından alışıldık ve dilimize uymuş kelimeler ile ifade etmeye çalışıyorum.

Örnek; Şu an toplumda maalesef çok tuhaf olmasına rağmen BBC’ye Bi-Bi-Si değil Be-Be-Ce diyorum vs.

Türkçe, Yazıldığı Gibi Okunur ve Okunduğu Gibi Yazılır.

Türkçe’nin dünyadaki algılanış örneklerinden birkaç tanesini yazıma almak istiyorum. Bu örnekler sanal dünyada çok yoğun bir biçimde dolaşmaktadır. Yani, oradan alıntıdır.

  1. Dünyanın en iyi dil bilimcisi olarak gösterilen, 35 dil bilen Belçikalı dil Bilimcisi Johan Wandewalle; “Türkçe’nin en hayran olduğum yanı, yapısıdır. Türkçe’nin Matematik dil yapısı beni büyülüyor. Satranç gibi, kuralları az ve istisnasız, ama imkânları sınırsız. Halbuki Batı dillerinde kuralların uygulanabilirliğinin her zaman bir sınırı vardır.
  2. Ünlü İngiliz Bilgini Max Müller Dil Bilim kitabında şöyle diyor: “Bir Türkçe Grameri okumak bile gerçek bir zevktir…bu öyle bir gramerdir ki, bir billur kovan içinde bal peteklerinin oluşunu nasıl seyredebilirsek onda da düşüncenin iç oluşlarını öylece seyredebiliriz.
  3. Oryantalist Jean Deny: İnsan bu dilin yüce bir bilim akademisi müzekerelerinden çıkmış olduğu zannına düşmüş olabilir.
  4. Asla unutulmaması gereken bir isim; Oktay SİNANOĞLU: dilimizi inceleyen pek çok dil bilimci, yüksek perdeden seslendirmese de bilim yapmaya en uygun dilin Türkçe olduğunun farkındadır. Çünkü matematiğe en çok benzeyen dil, bilim yapmaya en uygun dildir. Bu da Türkçedir.
  5. Prof. David Curthell: Birçok yabancı bilirim. Bu diller arasında Türkçe öyle farklı bir dildir ki, yüz yüksek matematik profesörü bir araya gelerek Türkçeyi yaratmışlar sanki… Bir kökten bir düzüne sözcük üretiliyor. Ses uyumuna göre anlam değişiyor. Türkçe öyle bir dildir ki, başlı başına bir duygu, düşünce, mantık ve felsefe dilidir.

Bir Türk için bu sözlerden daha gurur verici bir övünç kaynağı ne olabilir ki?

Devletinin dayatmalarına rağmen ve inançları da kullanılarak yapılan baskılara rağmen, Türkçemizi bugün Anadil olarak dünyada 5. olmasınıı sağlayan büyük Türk Milletine, atalarıma saygı ve minnetlerimi sunarım.

Orhun Abidelerini yazanlara, Yusuf Has Hacib’e, Kâşgarlı Mahmut’a, Yunus Emre’ye, Ali Şir Nevai’ye ve adını buraya alamadığım dilimiz için kavga veren bütün büyüklerimize selam olsun.

Dünyada eklemeli dil olma konusunda tarih boyunca Tek Dil olma özelliğini koruyan Türk Dilimiz, hepimizin üzerine titremesi gereken bir konudur.

Dil konusu açılınca elbette konuşulacak çok ayrıntılar vardır. Örnek olarak, Millet=Dil midir veya Dil=Kelime midir konuları oldukça önemlidir. Başka bir yazıda da bu konuları işlemeye çalışırız.

Sonuç:

13 Mayıs Türkçeyi Kullanma Bayramımız, 26 Eylül Büyük Türk Dili Bayramımız Kutlu Olsun.