DERDİNİ MARKO PAŞAYA ANLATMAK

13/03/2020 20:49 545

Bazen kendi kendime, bu konuyu neden düşünmedim daha evvel diye düşünürüm. Kısa bir araştırma ile bulunacak bir çok veri , internette bulunmaktadır. Ancak, hangi yoldan bulunması  gerekeceğini bilmek gerek .

Aklıma takılmıştı, 1868 senesinde birkaç doktorun bir araya gelip kurduğu bir cemiyet vardı. ‘’ Mecruhin ve Marda-yı Askeriye-yi imdat ve muavenat Cemiyeti’’bu cemiyet, 11 haziran 1868 yılında kurulmuştu. Aslında Türkçe olarak ‘’Yaralı ve hasta askerlere yardım cemiyeti’’ anlamına gelmekteydi. Uluslararası kurulan kızıl haç örgütünün işleyiş prensipleri ile aynı paralellik arz ettiği için bu Cemiyetin adı 1877’de Osmanlı tarafından  Hilal-i Ahmer Cemiyeti olarak değişikliğe uğramıştır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet’inde değişen bir çok kurumla birlikte, Hilal-i Ahmer Cemiyeti de değişerek Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti adını almıştır. Daha sonra 1953 yılında Türkiye Kızılay Cemiyeti adını aldı. Kızılay adını da, Ata Rahmetlik koymuştu. Kuruluş gayesi içinde ana prensip; İnsanlık, ayırım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik olarak belirlenmişti. Kuruluş statüsünde 2.inci maddede nelerle meşgul olacağı belirlenmiş:

1. İnsancıl Olmak, savaş alanındaki yaralılara ayrım gözetmeksizin yardım etme düşüncesinden doğan Kızılay ,her nerede olursa olsun, insan ıstırabını ulusal ve uluslararası kapasitesi dahilinde önlemek ve dindirmek için gayret sarf eder.

2. Ayırım gözetmemek: Kızılay , milliyet, ırk, dini inanç, sınıf ve siyasi düşünce farkı gözetmez.

3. Tarafsızlık: Kızılay herkesin güvenini kazanmak amacıyla ,düşmanlıklara taraf olmaz. Hiçbir zaman din, ırk, siyasi ve ideolojik nitelikteki ihtilaflara girmez.

  1. Bağımsızlık: Türk Kızılay’ı bağımsız bir kurumdur. Kızılay, insancıl faaliyetlerinde kamu otoritelerinin yardımcısı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunlarına tabi olup, bu çerçevede Uluslararası Kızılay – Kızılhaç Hareketi Temel İlkelerine uygun hareket etme özerkliğine sahiptir.

5. Hayır Kurumu Niteliği: Kızılay hizmetlerinde hiçbir şekilde çıkar gözetmeyen , gönüllü bir yardım kurumudur.

6. Birlik: Türkiye’de ‘Türk Kızılay Derneği’, ’Türk Kızılayı’ ve ‘Kızılay’ adı altında tek bir dernek kurulabilir. Bu dernek herkese açıktır. İnsani faaliyetlerini mevzuatın öngördüğü ulusal ve uluslararası alanda yürütür.

7. Evrensellik: Diğer ülke ulusal dernekleri ile eşit statü.

Bu ilkelerin dışında Kızılay, önemli prensipleri de olan bir kurum olarak temayüz etmiştir. Kızılay’ın eski başkanlarına bakalım;  Ne kadar saygın bir kişilikleri vardı bu başkanların. Dr. Kemal Demir, Dr. Ertan Gönen hem mesleklerinde başarılı, hem de Kızılay başkanlıklarında kuruma çok katkıları olmuştur.

Kurumun kuruluşunda büyük emekleri olan Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah bey, Kırımlı Aziz bey, Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa ilk kurucularıdır. Bu Cemiyeti o tarihte, ne kadar büyük zorluklarla kurduklarını düşünürsek, konunun önemi daha da iyi anlaşılır. Kuruluştan sonra simgesel bir isim olur Dr. Marko Paşa. Osmanlı’da Dr. Marko Paşa ismi önemli bir yer tutar. Kimin başı derde düşse gidip derdini Dr.Marko Paşa ya anlatırmış. Dr. Marko Paşa da herkesin derdine çare bulurmuş. Bu nedenle çözümü olmayan her probleme ‘ Git derdini Marko Paşa ya anlat ‘ deyimi, zamanla  halk arasında yaygınlaşmış.

Kızılay’ın tarihinde görülmemiş para aktarma olayı, nedeni ne olursa olsun, Kızılay’ın saygın kişiliğine, itibarına ve imajına gölge düşürdü. Yıllar için de oluşmuş, değerli imajını sarstı. Bu gün başında bulunan Kerem Kınık beyin direktifleri ile bir kurumdan şartlı alınan yüklü bir parayı Kızılay, bir derneğe devretmesinin yankıları hala devam etmekte ve 7.9 milyon dolarlık bir tutarın aklanarak, büyük bir bölümünün Ensar Vakfına gönderilmesi işleminde, Kızılay’ın komisyon tahsil etmesini nasıl değerlendirileceği, şüphesiz ki kamuoyunun takdirine bırakılmalıdır. Bu konu bir hakimin önüne gelmiş olsa ve Kerem bey hesap vermeye kalksa, hakim; ‘ Git Derdini Marko Paşa’ya anlat’ deyip, geri çevirirdi diye, düşünmeden edemiyorum.

SON SÖZ: ‘’ DÜRÜSTLÜK PAHALI BİR MÜLKTÜR, HER İNSANDA BULUNMAZ.’’