DEPREM ÖLDÜRÜR MÜ 2

28/12/2020 00:57 449

Bu bağlamda kerpiç yapılar sağlam da olabilir. Diğer 2:1 tabakalı kil mineralleri ise bünyelerine daha fazla su aldığı için, daha fazla şişebilen ve büzülebilen minerallerdir. Ancak kerpiç yapımından kullanılan kilin doğru seçilmiş olması ve iyi hazırlanması önemlidir. Helen eski yapıların depremlerden az etkilenmesinin bir nedeni yapı malzemesinin dayanıklı olmasıdır. İzmir depremi sonrası bir vatandaşımız “evimizin kolonlarının dayanıksız olduğunu bilmiyordum, çekiçle kolonlarımıza dokunduğumuzda toz gibi dağıldı” diyerek malzemenin kalitesini belirtmiştir.

Depremlerin Yarattığı Olumsuzluklar İle Eğitim, Sosyal, Mimari Ve Toprak Yasalarımız Doğrudan İlişkilidir.

Aynı şiddetteki depremlerin gelişmiş ülkelerde yol açtığı zararlar karşılaştırıldığında yapılarımızın, tarım toprakları ve dolgu malzeme üzerinde zemin mekaniği hesapları yapılmadan, kullanılması gereken demir ve çimentonun ölçülere göre olmaması ve denetimsizlik sonucu yıkılması ile ülkemizin az gelişmiş bir yapı sergilediği görülmektedir. Prof. Dr. Ahmet Ercan depremin yoksulları etkilediğini belirterek, bunu ülkenin birçok değeri ile ilişkilendirmiştir. Ayrıca “Bir ülkede ekonomi ne kadar bozuksa, deprem o kadar öldürücü olur. Bir ülkede yoksulluğu yenmedikçe depremlerin adı ölüm olur. İnsanlar istedikleri için kötü ev yapmıyorlar” demektedir. Başta denetimsizlik, gelişi güzel ranta kurban edilmiş doğa, çarpık kentleşme ve sosyolojik gelişme ile depremin yarattığı zarar arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.

Bütün bu gelişmelere müsaade edilmiş olması ve ülkemizin bu konularda önlem almamış olması hepimizi doğrudan ilgilendiriyor. Toplumsal suç ortaklığı nedeniyle kurallara uyan bir toplum olmayı talep edemedik. İzmir’in ve özellikle depremin en fazla etkilediği alanın tarım toprağı olduğu ve imar barışından en çok yararlanan ilçe olduğu belirtiliyor. O zaman bu ölümler ve maddi manevi zararın sorumlusu kim? Ayrıca yıllardır tarım topraklarının amaç dışı kullanılmaması için, başta Ziraat Mühendisleri Odaları ve ilgili bilim insanları olarak çırpınıyoruz. Ekolojinin, jeolojinin, bilimsel bilgi birikimi ve deneyimler dikkate alınmadan yapılan ve yaşanan yanlışların mutlaka bir gün olumsuz bir etkisi ortaya çıkacaktır uyarısı yapılıyor. Eğer yasalarımız amaç dışı arazi kullanıma müsaade etmeseydi, yapılar denetlenseydi, denetimsiz, kaçak yapılı binalara imar barışı (afları) olmasaydı, 2B yasaları tarım topraklarına uygulanmasaydı bu yapılar Alüvyon dolgu üzerine kurulamazdı. Gölcükte, Düzce’de, Bingöl’de, Van’da, İzmir’de toprak zemin üzerindeki evler yıkılmaz, bu kadar da acı ve gözyaşı belki yaşanmazdı.

Organize Olmayı ve Sorun Çözmeyi Beklenildiği Gibi Başaramadık…

Bu bağlamda, hepimiz toplumsal suç ortaklığı içinde bulunuyoruz. Bütün bu olgular doğrudan eğitim ve toplumsal sorumluluk ve farkındalıkla ilişkilidir. Ancak ne yazık ki gün be gün başta eğitim olmak üzere, birçok alanda sorunlar büyüyor. Maalesef sorunları organize sistematik bir anlayışla çözmeyi başaramadık. Yaşanan sorunlar yöntemler ekseninde masaya yatırılıp enine boyuna irdelenememekte. Deprem konusunda dünya çapında bilim insanlarımız ve uzmanlarımız var ve her ortamda olası tehlike ve sorunları anlatıyorlar. Ne yazık ki, konunun ilgili uzman görüşleri dikkate alınmıyor/alınmadı. Sivil toplum örgütleri görüşlerini belirtiyor, ancak onları dinleyen yok gibi. Yine de bu tür olaylar olmadan, inşallah bilimsel veriler ekseninde sorunlarını çözen, bilimsel bilgiler ekseninde bazı kestirimlerde bulunmayı başarırız. Her şeyden önce kurallı bir toplum olmayı başarırız, başarmalıyız. Uygun ortam ve fırsat yaratılırsa insanımızın bütün sorunları aşacağına inanıyorum.

Sonuç olarak, deprem insanı öldürmez. Teknik olarak eksik ya da vasıfsız malzeme ile yapılan binalar, öldürür. Bu gün gelişmiş ülkelerde de deprem oluyor, ama can kaybı hemen hemen hiç olmuyor. Binalarda yıkılmıyor, bizde ki kadar hasarlanma da olmuyor…Hem mühendislik açısından, hem kullanılan malzemelerin, depreme uygun malzemeler olmasından, hem de bina müteahhit ve yapımcılarının, teknik şartlardan taviz vermemesinden kaynaklı binalar, ölümü de, hasarı da önlüyor… Japonya’da çok katlı binaları öyle yapıyorlar ki, bina deprem esnasında salınım yapabiliyor. Dolayısı ile yıkılmıyor…Bir çok ülke de durum böyle…

SON SÖZ: ‘’ EKTİĞİNİ BİÇERSİN.’’