DEMOKRASİ ve HUKUK DEVLETİ

18/03/2021 02:45 429

 

Son aylarda en çok tartışılan konulardan biri de; ‘Demokrasi ve Hukuk.’ Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu hakkındaki kararını uygulamayan, alt mahkeme kararından sonra, bu konu daha çok tartışılır, gündemde daha çok yer bulur oldu. İşte bu gündemde önemli yer işgal eden konuya, bir Hukuk bilgesi kabul edilen, Sami Selçuk’la cevap bulmaya çalışalım…

Üniversite Özerkliği ve Bilim İnsanlarının Özgürlüğü Ekseninde, Prof. Dr. Sami Selçuk’un Hukuk Devleti Vurgusu…

22 Ocak 2015 tarihinde Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sürekli Mesleki Gelişim ve “Tıpta İnsan Bilimleri” toplantıları çerçevesinde eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk “DEMOKRASI VE HUKUK DEVLETİ” konulu konferans vermişti. Son yıllarda üniversitelerde çok az çağrılı konukların konferans verildiği bir ortamda Çukurova Üniversitesinde verilen konferanslar üniversitede olduğunuzu hissettiriyor. Bu bağlamda Sayın Selçuk’un konferansı ve kendine özgü yumuşak üslubu ile Türkiye’nin hukuk sorunları ve günümüzde yaşanan hukuk sorunlarını anlatışı, çok yaralı oldu. Sayın Selçuk, demokrasinin bir kültür olduğunu ve çok partili olmanın demokrasinin var olduğu anlamına gelmediğini belirtiler. Günümüzde artık kapalı toplum yapısının kalmadığını ve gün ışığı demokrasi istendiğini vurguladı. Demokrasinin yaşadığı ülkelerde yargılamanın açık yapıldığını, müzekkerlerin olduğunu savunma hakkının kutsallığı ve önemini vurguladılar. Ayrıca, günümüzde ekonomi ile demokratikleşme arasında ciddi bir ilişkinin oluştuğunu ve demokratik olmayan ortamlarda, ekonominin gelişmediğini belirtiler. Özelikle bilgi ve iletişim çağında bilgisayar ve akıllı cep telefonları üzerinden her türlü bilgiye ulaşımın kolaylaşması ile bilim ve kültürün üniversitenin tekelinden çıktığını ve herkesin bilgiye ulaşabildiğini özellikle belirtiler. Bu bağlamda, gün ışığı demokrasinin yetmediğini ve hiper demokrasinin ileri demokrasinin gerekliliğinin ortaya çıktığını ifade ettiler…

Türkiye’nin, geçmişten günümüze Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyetine devletin hep gizlilik içinde olduğunu ve belirli konuları halk ile paylaşmaktan kaçındığını belirttiler. Kendisi de bu durumu hissettiğini ve İsmet İnönü’nün ifadesiyle, ‘kim yukarı çıktıysa’ halka doğru bilgi vermediğini belirttiler. Bunun, başta tarihin yanlı yazıldığını ve bilimsel ölçütlere dayalı bir tarih anlayışının sağlanmadığını ifadeyle, halka doğruların söylenmemesinin, ciddi sorunlar yarattığını ve geçmişten beri padişahın etrafından dalkavuklar olduğunu, padişahın hoşlanabileceği ve kızmayacağı bilgileri ulaştırdıklarını , bugün de buna bezer şekilde bilgilerin yazılıp çizildiğini belirtiler.

Bu şekilde eksiklerimizi gizlediğimizi ve gerçekleri açıklamadığımız için, halkın doğru bilgi sahibi olmadığını ve bunun sonucu toplumun demokratikleşmediği açık. Doğru bilgi sahibi olmayan yöneticilerinde, sağlıklı analiz yapması ve geleceğe yönelik sağlıklı strateji üretmeleri mümkün olmamaktadır.

Bugün ki hukuk sitemimizde, mahkemelerde yaşanan bazı örnekler ve mahkemelere yapılan telkinleri, Osmanlı Devleti'nde on dokuzuncu asırda yetişen, önemli devlet ve bilim adamı, hukukçu Ahmed Cevdet Paşa’nın mahkemelerde hâkimin iki sıra gerisindeki sandalyede oturtmasına benzeterek, bunun hukukun tarafsızlığına gölge düşürdüğünü söylediler.

Her Cumhuriyet yönetiminin demokrasi ile yönetildiği anlamına gelmediğini, ancak demokrasiye yakın bir yönetim şekli olduğunu belirttiler. Demokrasiyi özümsemiş kişilerin yönetime gelmesinin önemli olduğunu ve demokrasi özümsenmese ciddi sorunların yaşanacağını/yaşandığını belirtiler.

Türk toplumunun hak arayışını bilmediğini ve sorgulama gereksinimi de duymadığını ifade ederek, hak aramanın bir bilinç işi olduğunu ve bilincinde demokratik ortamlarda geliştiğini belirttiler. Ancak, toplumların demokratikleşmesi için, aydınların rolünün önemi de vurguladılar. Halktan kopuk ortamlarda aydınlanmanın olmayacağını ve aydınların bu konuda ısrarcı olmaları gerektiğide vurgulandı.

Demokrasinin uzun bir mücadele ekseninden geçtiğini ve kıta Avrupa’sının bugün ki tarihinde hep demokrasi mücadelesinin olduğunu, kralların telkin ve buyruklarına karşın halkın temsilcilerinin ve adımların direndiğini örnekleri ile belirtiler.

Demokrasilerde bireyler nesne değil öznedir. Hukuk devletinde bireyler özgür ve hak arama varsa hukuk devletidir. Hukuk devletinde birey ile devlet eşit derecede haklara sahiptir.

Kamu yararı adına bireylerin haklarının ihlal edildiğini ve kamu yararının yönetimler tarafından yaratılan bir uydurma olduğunu belirtiler.

Yarın devam edeceğiz….