DEMOKRASİ OLMAYAN YERDE NEYLEYİM BEN CUMHURİYETİ!

25/08/2021 20:24 222

 

Kimi önyargılı, kibirli modernistler anında tepki vereceklerdir, tahmin ediyorum.

“Sen cumhuriyete karşı mısın?” Diye!

Sorun birini diğerinin karşısına koymak değil.

Demokrasiyle taçlandırılmamış cumhuriyet, topluma ne barış ne adalet ne de özgürlük verebilir.

Afganistan’da yaşananları görüyoruz.

Taliban “Afganistan İslam Emirliği” değil de,“Afganistan İslam Cumhuriyeti “deseydi adına; yere göğe sığdıramadığınız cumhuriyet değerlerini uygulayacaklar mıydı?

Vatan Partisi Kadın Kolları kendilerini Cumhuriyet Kadınları Derneği diye lanse edince cumhuriyetçi mi oluyorlar?

“Afganistan yönetimini tanıyoruz, tanımayanı da biz tanımıyoruz” buyurmuşlar.

Aslında ben hiç şaşırmadım.

Nerde durduğu, kime hizmet ettiği bilinmeyen Perinçek ve ekibinin sözüm ona antiemperyalizm adına Taliban’a destek vermesi çok normal.

Onlara göre ABD emperyalist bir ülke, Taliban da ABD’ye karşı antiemperyalist mücadele veren devrimci bir örgüt.

Taliban’ı ilk günden itibaren ABD ve emperyalist ülkelerin desteklediği herkes tarafından bilinen ayyuka çıkmış bir gerçek iken şimdi oynanan tiyatroya bizi inandırmaya çalışıyorlar.

Daha da öteye geçip Taliban’ın tek kurşun bile sıkmadan ABD den devraldığı Afganistan’da oynanan çirkin oyunu Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği ulusal kurtuluş mücadelesiyle kıyaslama küstahlığını gösteriyorlar.

Kraldan çok kralcı derler ya!

Perinçek’in bu sözüm ona cumhuriyet kadınları, Atatürk düşmanlığında şeriat çığırtkanlığı yapan meczupları da geçtiler.

Neyse, bizim konumuz demokrasi.

Atatürk ve demokrasi düşmanlarına ayıracak fazla zamanımız yok.

Onlar zaten görevlerini yapıyorlar.

Kim iktidarsa, hazır kıta saf tutuyorlar.

Benim asıl derdim “cumhuriyetin vazgeçilmez değerleri “ diye diye demokrasiyi ıskalayan, önemsiz gören, ya da” kendilerine demokrat” olanlarla.

Cumhuriyet bir yönetim tarzıdır ama yönetenlere göre şekil alan, ya da şekillendirilen bir kavram, bir yönetim biçimi

Oysa demokrasi; evrensel bir kavramdır ve kişiye, gruplara, ülkelere göre şekil almaz.

Asıl demokrasinin vazgeçilmez kuralları vardır.

Bütçesi neredeyse Milli Eğitim Bakanlığından daha fazla olan bir Diyanet İşleri başkanlığının olduğu bir ülkede yıllardır “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağırırsınız.

Bu ülkenin camilerinde din adamları tarafından Atatürk’e sövülmedi mi?

Bu ülkede Atatürk’ün en çok değer verdiği kurumlar yok edilmedi mi?

Bu ülkede Atatürk’ün özel önem verdiği kadın hakları ayaklar altına alınmadı mı?

Bu ülkede Atatürkçülüğün en önemli ilkelerinden laiklik, her iktidara göre ayrı yorumlanıp şeriat özlemcileri bakanlıkları paylaşmadı mı?

O zaman ülkenin adının cumhuriyet olmasının bir anlamı yok.

Tıpkı İran İslam Cumhuriyeti gibi.

Yarın Taliban da Afganistan’da cumhuriyet ilan ederse şaşırmayın.

Cumhuriyet yönetiminde din ve vicdan özgürlüğü vardır.

Cumhuriyet yönetiminde düşünce ve düşünceyi yayma, yani fikir özgürlüğü vardır.

Cumhuriyet yönetiminde din, dil, ırk ayırımı yapmadan herkesin siyaset yapma, örgütlenme özgürlüğü vardır.

Cumhuriyet yönetiminde hukukun üstünlüğü esastır.

Cumhuriyet yönetiminde “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Şimdi söyler misiniz bana!

Bu nasıl cumhuriyet?

Sakın ola, hemen “ikinci cumhuriyetçi” suçlamalarına kalkışmayın.

Bizim istediğimiz; evrensel ölçülerde kişi hak ve özgürlüklerini temel almış, sosyal hukuk devletini tüm kurum ve kurullarıyla benimsemiş, insan ve emeğe saygılı, barışı esas alan bir demokrasiyle taçlandırılmış cumhuriyet.

Yani yalnızca ülkenin adında geçen bir sözcük olmanın ötesinde, gerçek anlamda demokrasiye hedefleyen bir cumhuriyet.

Yurttaşlarının yaşam tarzına müdahale etmeyen, gençlerinin, çocuklarının özgürce eğitim aldığı, sağlık hizmetlerinin ücretsiz olduğu, yalnızca sınırları korumak değil, ormanları korumanın da bir kamu hizmeti olduğu bilinci ve sorumluluğundaki devlet anlayışını savunan bir cumhuriyet.

Yani demem o ki, demokrasi olmadan ne cumhuriyet ne laiklik mümkün değildir.