DELİLER  ve AKILLILAR

25/02/2020 14:56 634

Dünya tarihinde ülkeleri yönetmiş bazı insanlar vardır ki, onlar lâkapları ile anılır. Mesela Roma İmparatoru NERO Claudius  Caesar  Augustos  Germanicus, MS. 37 ile MS. 68 yılları arasında yaşamış, MS. 54 ile MS. 68 yılları arasında ülkesini yönetmiştir. Bu yıllar Hristiyanlığın yayılmaya başladığı tarihlere tekabül eder. Nero’yu biz NERON olarak anımsarız. Neron 17 yaşında, adapte olduğu annesi Agrippinna’nın desteği ile imparator olduğunda, yerini ve mevkiini hazmedemediğini tarihçiler söylemekte. Hatta koltuğunu sağlamlaştırmak adına, en yakın destekçilerini öldürttüğü de bilinir. Kendisinde tanrısal güçler olduğuna inandığını belirten sözleri yazıtlarda bulunmaktadır. Bazı tarihçilerin söylediği gibi yazdığı şiirleri çaldığı LİR eşliğinde okumak için Roma’yı yaktığı da söylenmektedir. Bu nedenle Roma tarihinde Neron, Deli İmparator olarak anılır.

Doğu Roma imparatorluğunda MS. 527 ile MS. 565 arasında yaşamış, aslında Makedonya’dan Konstantinopolis’e gelen Justinianos, asker olarak başladığı yaşamında İmparatorluğa kadar yükselmiştir. Kendisi, İmparator olarak ilan edilmesinde büyük rolü olan Pagan bir rahibenin kızı olan Teodora ile evlenen Justinianos, uzun yıllar İmparator olarak Doğu Roma’yı yönetmiştir. Hatta Medeni kanunun temeli olarak anılan Roma Hukuk yapısını kuran da Justinianos olarak bilinir. Moribus Antiquis Stat Es Romana olarak bilinen medeni kanunda ilk madde ; ‘her çocuk özgür doğar’ denilmektedir. İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi de onun zamanında yapılmaya başlanmıştır. Roma imparatorluğu döneminde başlayan Maviler ve Yeşiller olarak iki ayrı cemaatler arasındaki mücadele, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Konstantinopolis de, MS. 532 yılında, hipodromdaki bir araba yarışında doruğa erişmiş ve şehirde büyük bir isyan çıkmıştır. NİKA olarak tanımlanan bu isyanda, binlerce insan ölür ve Ayasofya kilisesi ile Samson hastanesi ateşe verilir. Justinianos isyancı 50 bin kadar insanı Hipodroma doldurup ateşe verir. Onları yok etmekten çekinmez. NİKA isyanını bu şekilde bastıran bir İmparator’un da akli dengesinin yerinde olmadığını düşünmekteyim.

Bir başka ülkede, 1672 senesinde Moskova da Peter Alexiyevich Romana dünyaya gelir. Daha küçük yaşta çok ağır bir eğitime tabi tutulur. 1682 senesinde ise ülkesini Çar olarak idare etmeye başlar. Kendisini çevresine kabul ettirmek için yaptığı çabalarda akıl dışı emirler verdiği bilinir. Saint Petersburg şehrinde Neva nehri boyunca yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda bir saray yaptırması ile ünlüdür. Sarayın inşaatına 1754 senesinde başlanır. Ermitaj olarak bilinen bu sarayın inşaatı 1762 de bitmiştir. Sarayın yapımına bir ülke serveti harcanmıştır. Baltık denizi kıyısında olan St.Petersburg’a dökülen Neva nehri kıyısındaki Ermitaj Sarayının 1786 adet kapısı, 1945 adet penceresi, ve 1057 adet salonu bulunmaktadır. Bu çılgın Çar’ı biz Deli Petro olarak anarız.

Osmanlı İmparatorluğunda dönem dönem Valide sultanlar yönetimde etken olduklarını bilmekteyiz. 1590 doğumlu Rum asıllı Bosna’lı Anastasya, devşirme olarak Istanbul’a getirilir, ve Hareme cariye olarak verilir. Mahpeyker Kösem olarak tanıdığımız Valide sultan, I Ahmed’in eşi olarak bilinir. IV Murat ve İbrahim olarak ikisi erkek 4 çocuk dünyaya getirir. I Ahmed öldükten sonra, saray entrikaları çeviren Valide Kösem Sultan, Padişah olarak tahta geçen I Mustafa’nın payitahttan ayrılmasını sağlar. Sonunda kendi oğlu IV Murat’ı 11 yaşında padişah olması neticesinde Kösem Sultan, I Murat’ı kullanarak Devleti yönetir. Daha sonra Padişah olan İbrahim, öldürülmekten korktuğu için psikolojisi bozuk bir yaşam içinde, ülkenin idaresini Kösem Sultan etkisinde yönetir. Bu dönemle anılan Padişah İbrahim’i biz, Deli İbrahim olarak anımsarız.

Bir başka ülke Avusturya da 1889 da Adolf Hitler, Nisan ayında doğar. Çocukluğu boyunca hep başarısız olur. 1912 yılında Viyana Güzel Sanatlar akademisi imtihanına girer, kazanamaz ve Münih’e taşınır. I. Dünya savaşında bir Alman askeri olarak katılan Adolf Hitler, Almanya yenik düşünce, arkadaşları ile Alman İşçi Partisini kurar. Kısacası NAZİ olarak anılır. Partiye üye arkadaşlarını örgütler ve mevcut hükümeti devirmek için teşebbüste bulunur. Yakalanıp 10 ay hapse atılır. 1924 başarısız olduğuna inandığı hükümeti devirmek için tekrar teşebbüsünde yakalanır ve 5 yıl hapis cezasına çarptırılır. 1928 senesinde hapisten çıktıktan sonra, 1930 yılında yapılan seçimlerde %18 oy almayı başarır. 1932 deki seçimlerde ise aldığı %37 oy ile iktidarı ele geçirir. I. inci Dünya savaşında bozulan ekonomiyi düzeltme yönünde çalışacağını söyleyen Hitler, 1933 senesinde yapılan seçimlerde %44 oy alır. Hemen peşinden çıkarttığı yasa ile bütün yetkileri kendinde toplayan Hitler, Yasama ve Yürütme kabiliyetini eline alır. Neticede Yargıda Hitler’e bağlanmış olur. Saf Alman ırkı yaratmak adına milyonlarca Yahudi azınlığı ve zihinsel engelli insanları yok etme yöntem ve usulleri ile, yapılan Toplama Kampları, bugün insanlık adına utanç tablosu oluşturmaktadır. Çok yakın dostu olan Benito Mussolini gibi Adolf Hitler’inde deli olduğunu tarihçiler ifade etmektedir. Hitler’in kendi felsefesindeki bazı notlar şöyle ifade edilir :

*Savaşta her zaman kaybeden taraf suçludur.

*Düşmanınızı şaşırtarak, terör, sabotaj ve suikast ile demoralize edin. Geleceğin savaşı budur.

Yaşama hakkın mücadele gücün kadardır.

Günümüz Türkiye’sinde 100 yıla yaklaşan Cumhuriyet Yönetimlerini tarih acaba nasıl değerlendirecek, kime akıllı, kime ne denecek….

SON SÖZ: ‘’ EL DELİYE, BİZ AKILLIYA HASRET KALDIK.’’