DEĞER BİLMEK

06/09/2021 19:05 197

 

Baba oğluna bir ders vermek ister.

Ve bir gün oğluna der ki; üniversiteden üstün başarı ile mezun oldun oğlum, işte yıllar önce senin için alıp garajda sakladığım arabanın anahtarları burada…
Ama sana vermeden önce, şu dediklerimi yap lütfen. Onu şehir merkezindeki kullanılmış araç parkına götür ve onlara satmak istediğini söyle. Bakalım sana ne kadar teklif edecekler, öğren.
Oğlu, kullanılmış araba parkına gitti. Aracı gösterdi, geri döndü ve babasına dedi ki: ” Bana 10.000 lira teklif ettiler çünkü araç çok yorgun ve eski imiş.”
Baba dedi ki: ” Şimdi onu piyasada satılığı çıkar.”
Oğlu, arabasını piyasada satışa çıkardı, satılık dedi, sağa sola sordu ve geri döndü ve babasına dedi ki: ” 12 bin teklif ettiler, çünkü çok eski bir araba olduğunu söylediler.”
Baba bu kez oğlundan, şehir merkezindeki klasik araba satıcılarına arabayı göstermesini istedi.
Oğlu arabayı götürdü, geri döndü ve babasına dedi ki:
-Baba, buna çok şaşıracaksın, araba için 100.000 lira teklif ettiler. Çünkü bu bir Nissan Skyline R34’ müş. Dünyada sadece 27 tane kalmış ve koleksiyonerler bu araca çok değer veriyormuş.!
Baba oğluna dönüp dedi ki: ” Doğru yerin, seni doğru şekilde değerlendireceğini görmeni istedim.”..
Takdir edilmiyorsan sakın üzülme, bu sadece yanlış yerde ve yanlış insanların arasında olduğun anlamına gelir.
Değerini bilen, seni anlayan ve fikirlerine önem veren kişiler varsa, doğru yerdesin demektir, asla kimsenin değerini anlayamadığı bir yerde gereğinden fazla zaman geçirme oğlum…

Kıymet bilmek: Bugün kaybetmeden değerini anlayabilmek…

En sevdiklerimizi en kolay incitiriz oysa… Nasıl olsa yanımızdadırlar… Her ne yaparsak yapalım bizimle kalacaklarına inanırız değil mi? Nasıl olsa sevgili eşimizdirler, kızmazlar… Kızsalar da affederler… Gitmeyecek olanlardır… Nasıl olsa bir kere bizim sevgilimiz, erkek arkadaşımız, iş yerinden arkadaşımız, mahalle arkadaşımız, asker arkadaşımız ya da okul arkadaşımız, kız arkadaşımız, nişanlımız, karımız veya kocamız olmuşlardır… Hayatları boyu kızılmayı kabullenmişlerdir… O kadar kolay olur ki bazen, nasıl olsa daha önce de kötü sözlerimize bir tepki göstermemişlerdir… Saygısızlık etsek de, özür dilemişizdir ve geçivermiştir… Sonra tekrar, tekrar ve tekrar… Her seferinde daha da kolay oluverir kırmak, dökmek, incitmek… Nasıl olsa toplamak bundan daha da kolaydır… Yıkılmayacaktır o karşımızdaki… Nasıl olsa tamam diyerek bir kenara çekiliverecektir… Nasıl olsa, her ne olursa olsun, bizi aynı şekilde “sevmeye” (evet sevebilmeye) de devam edeceklerdir değil mi?

Ben, bugün sizlerle birlikte sevdiklerimizin kıymetini bilmek konusuna, biraz daha detaylı bakalım istiyorum… Bizler bugün yeterince kıymet bilebiliyor muyuz? Elimizi tutan adamın veya kadının kim olduğunu, onun da bir kalbi olduğunu, incinebileceğini, hayata dair hayallerini, kısacası o kişiyi yeterince değerli görebiliyor muyuz? O kişiye gerçekten “görmek” üzere bakmayı biliyor muyuz? Yani kıymetini bilebiliyor muyuz?

O kişi hayatımızda olduğu için, elimizi tuttuğu için, kendimizi dünyanın en şanslı adamı veya kadını olarak hissediyor muyuz? Bu hayatımızda başımıza gelen en güzel şey mi? Ya da bu cümleleri tam tersine çevirelim; nasıl olsa benimle birlikte diye düşünerek, üçüncü yılımızı tamamladığımız bugünlerde artık “aynı” yüze bakmak, aynı gözlerin içine bakarak konuşmak, bizi eskisi kadar heyecanlandırmıyor mu? Ya beşinci senemizse o kadın “hep bildiğimiz” kadın olarak mı geliyor aklımıza? Nasıl değiştiğine nasıl güzelleştiğine nasıl olgunlaştığına nasıl kendileştiğine tanık olduğumuz için, kendimizi artık o ilk günlerde olduğu kadar şanslı hissedemiyor muyuz?

Yarın devam edeceğiz….