Daha etkin ve akılcı lobi çalışmasına ihtiyaç var

10/10/2019 03:30 1870

 

İletişim ve lobi.

Yaşamın iki hayati konusu…

Türkiye, güney sınırında ciddi sıkıntı yaşıyor. Suriye’deki savaştan kaçan 4 milyon insan bu sınırdan giriş yaptı. Ekonomisinde cari açık ve borç sorunları bulunan ülkemiz bu insanlara 40 milyar dolar para harcadı. Sınır şehirlerine bombalar düştü. Bu sınırda yuvalanan terör, ülkenin en büyük sorunu…

Peki, son dönemde bu durum ABD’den nasıl görünüyor?

Türkiye, Kürtleri katletmeye hazırlanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, attığı tweette, “Kürtler, Türklerin doğal düşmanı, yüzyıllardır savaşıyorlar” dedi.

Türkiye’nin Suriye sınır ötesi harekâtta Kürtlerle savaşmak gibi niyeti yok. Teröristleri etkisiz hale getirme, misafir ettiği Suriyelilere güvenli koridor oluşturma hedefleri var. Kürtlerle yüzyıllardır savaştığımız sözlerinin de gerçeklik payı yok.

ABD’de siyasetçiler, medya ve kamuoyu şu an Türkiye’yi Kürtleri katletmeye hazırlanan bir ülke olarak değerlendiriyor. Bugüne kadar Türkiye lehine olan az sayıda senatör bile bugün yaptırımların bir an önce başlaması gerektiğini savunuyor.

Demek ki bugüne kadar ABD nezdinde doğru dürüst lobi yapmamışız. Senin iletişiminin etkin olmadığı, lobi oluşturamadığın yeri başkaları doldurur.

Ve bu lobiler akşamdan sabaha yapılmaz.

Anadolu şehrinde ekonomi gazeteciliği yapan biri olarak bunu neden yazdım?

Tıpkı Türkiye’nin ABD başta olmak üzere dünya genelinde etkin bir lobi yapamadığı gibi Adana da Ankara nezdinde etkin bir lobi yapamadı, yapamıyor.

1990’lı yıllarda Güneydoğu’dan terör nedeniyle kaçan 500 bin kişilik göçe ev sahipliği yapan Adana’nın sosyoekonomik yapısı darmadağın oldu. Verimli tarım arazilerinin üzerine gecekondular kuruldu. Hiçbirine doğru dürüst ne kanalizasyon ne yol ne başka bir hizmet verilebildi. Bu insanlar eğitimden sağlığa, güvenlikten istihdama kadar her alanda şehre türlü sorunlar yaşattı.

Derdimizi Ankara’ya doğru ve etkin anlatabildik mi?

Hayır, sorunlarla baş başa bırakıldık.

Türkiye’de yatırımlarla ilgili teşvik düzenlemeleri yapıldı. Tamamında Adana, ‘zengin kent’ olarak değerlendirildi, teşvikten mahrum edildi, hatta komşu kentlere verilen teşviklerle haksız rekabete uğradı. Mevcut yatırımları kaybetti.

Bugün, en fazla Suriyeli ağırlayan Türkiye’nin 5’inci kentiyiz. 250 bin Suriyeli ile sokaklarımızı, hastanelerimizi, okullarımızı paylaşıyoruz.

Peki, bu misafirperverliğin bedeli neden hep bize ödetiliyor?

Geliri bizden daha fazla İstanbul, İzmir, Bursa gibi şehirlerde daha az Suriyeli varken; Adana, bu misafirperverliğinin karşılığını neden alamıyor?

İstanbul nüfusunun yüzde 3,64’ü, Adana’nın yüzde 10.77’si Suriyeli.

Bugün diyoruz ki, Adana gerek tarım gerekse petrokimya gibi sektörler başta olmak üzere birçok alanda Türkiye ekonomisine atılım yaptırabilir. Tıpkı İstanbul’un merkezinde olduğu Marmara Bölgesi gibi yeni üretim üssünün merkezi Adana olabilir.

Bu çerçevede üniversitelerimize petrokimya alanında yeni bölümler kazandırılabilir. Ceyhan Enerji Endüstri Bölgesi’nde ortaya çıkacak yeni yerleşim alanlarının altyapısı hazırlanabilir. Petrokimya ve enerji sektörlerine yönelik teknik eleman yetiştirme çalışmalarına hazırlık yapılabilir.

Öncelikle büyük şehirlerimize daha kaliteli ve uygun meyve sebze temin etme çerçevesinde sera alanları yapımı, tarım ve gıda organize sanayi bölgesi projelerine kaynak aktarımı hızlandırılabilir. Tarımda nitelikli teknik eleman yetiştirme kapsamında meslek liselerinin sayısı arttırılabilir.

Turizmi geliştirme çerçevesinde Tarsus-Adana- Hatay destinasyonunda eksik altyapı giderilebilir.

Bütün bunlar için proje geliştirmeye ve bu projeler için kamu kaynağına, bu kamu kaynağı için de etkin ve doğru lobi çalışmalarına ihtiyacımız var.