CUMHUR İTTİFAKI NEREYE KADAR?

14/07/2021 02:12 272

Sedat Peker’in açıklamalarıyla altüst olan siyaset arenasında kartlar yeniden karılacak gibi görünüyor.

Şimdiye kadar her konuda AK Parti iktidarına sınırsız destek veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Erdoğan’ın tüm ikna çabalarına karşın Süleyman Soylu’ya desteğini Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmayla sürdürdü.

Kuşkusuz verdiği her desteğin karşılığını da fazlasıyla alan MHP, görünen o ki yeni oluşacak ittifaklar politikasında oyun dışı kalacağa benziyor.

Aslında bu bir anlamda bilinçli bir tercih de diyebiliriz.

MHP, yerli ve milli politikalardan hızla uzaklaşan AK parti iktidarına desteğini sürdürmesi halinde kendi tabanını yeterince kontrol edemeyeceğini gördü.

İktidar olanaklarından yararlanarak elde ettiği alandan daha fazlasını iktidarın artık halk tarafından kabul edilemez duruma gelen politikalarına destek vererek kaybedeceğini farkeden Bahçeli bir yol ayrımına geldi.

Cumhur ittifakı içerisinde kaldıkça oylarının eridiği gören MHP nin bu gidişe dur demesinin zamanı gelmişti.

Öte yandan AK Parti olmasa da Erdoğan; Cumhur ittifakıyla yüzde 51 oya ulaşmanın artık hayal olduğunu gördüğü için, yeni ittifak arayışlarına yöneldi.

Düşünün ki; bir yandan batıyla yeni ve kalıcı ilişkiler kurmak için bir dolu hazırlıklar yapan bir AK Parti, tam da bu günlerde Anayasa Mahkemesinin kesin kararına karşın Bahçeli faktörü yüzünden Gergerlioğlu’nu tahliye edemedi.

Anayasanın kesin hükmüne rağmen hukuk dışı bir uygulamayla Gergerlioğlu’nu hala hapiste tutuyor. Bu da yetmezmiş gibi, babasının tahliyesi için yasal sınırlar içerisinde tepki veren oğlunu da gözaltına alıyor.

Aynı keza; bir suç örgütü liderinin çok ağır hakaretler yaptığı bir İçişleri bakanıyla bu ülkede asayişi sağlamanın, terörle mücadele etmenin mümkün olamayacağını gören Erdoğan, bu krizden en az hasarla kurtulmanın yollarını aramaya başladı.

Ekonomisi ne kadar kötü olsa da işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk dayanılmaz boyutlara ulaşsa da, siyaseten tüm bu olumsuzlukların üstesinden belki gelebilirsiniz ama bir ülkede hukuk sistemi çökmüş, yargı işlemez hale gelmiş, halk adalete güven duygusunu yitirmişse artık o ülkede devleti yönetemezsiniz.

Öte yandan AK Parti kendi tabanına da söz geçiremez hale geldi.

Hani bir söz vardır ya “Duvardan bir tuğlayı çektiğiniz zaman duvar yıkılır”

AK Parti duvarında da Erdoğan’ı çektiğiniz anda AK Parti diye bir parti kalmaz.

Geçmişte ANAP ve DY örneklerinde bunu somut olarak yaşadık.

Peki bu durumda yeni ittifaklar nasıl oluşabilir?

Meclis içerisinde kıyasıya bir mücadele sürse de öyle sanıyorum Erdoğan’ın çok özel kurmaylarıyla HDP nin yetkili kişileri arasında kimi gizli görüşmeler yapılıyor olabilir.

Muhalefetin göremediğini Erdoğan görüyor.

Kürtlerin oyunu alamayan bir parti ya da ittifakın iktidar olabilmesi mümkün görünmüyor.

Millet ittifakının bu gerçeği görememesi ya da böyle bir ittifaka yönelmemesi için özellikle HDP yi şeytanlaştırma politikası uygulayan Cumhur ittifakı bir anlamda bunda başarılı da oldu.

Millet İttifakı ve özellikle de İYİ Parti Cumhur ittifakının bu oyununu geç de olsa farketmişe benziyor.

Ancak HDP de geçmişte uygulanan kimi politikalardan dersini aldı.

Mahcup, utangaç tavırlarla HDP nin desteğini” istemem, yan cebime koy” türünden kabul eden Millet İttifakı, seçimler den sonra tam tersi bir uygulamayla HDP yi itibarsızlaştırma ve yok etme planlarına karşı sessiz kaldı.

An itibariyle Gergerlioğlu’na yapılan haksızlığa gür sesle itiraz etmekten bile çekinen bir muhalefete güvenmekte zorluk çeken HDP, doğal olarak kendi öz gücünü konsolide ederek yeni ittifak arayışlarına giriyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca hep aldatılan, küçümsenen, dışlanan Kürtler; HDP ile yeni bir kimlik kazandı ve bu kazanımını korumaya kararlı görünüyor.

PKK nın Suriye de kurmak üzere olduğu bir otonom devlet girişimi büyük ölçüde HDP nin hareket alanını da genişletecek gibi görünüyor.

En azından PKK destekçisi görünümünden kurtulma, bu konuda yapılan acımasız saldırılardan kendini koruma olanağı bulacağı gibi kendi tabanıyla daha güçlü ve sürdürülebilir örgütsel ilişkiler kurma olanağı bulacaktır.

Millet ittifakından beklediği “demokrasi ittifakını birlikte oluşturma” talebine olumlu yanıt alamayan bir HDP’nin yarın Erdoğan’dan gelecek bir ittifak talebine sıcak bakması halinde kimsenin HDP’ye söz söyleme hakkı olamaz.

Erdoğan; böyle bir ittifakın AK Partiye MHP desteğinden daha fazla oy getireceğine kendi tabanını ne kadar inandırabilir, o da ayrı bir konu.

Ama görünen o ki, siyaset şu andan itibaren daha da hareketlenecek, çok daha sıcak gelişmeler yaşanacak.

İşte o zaman bir erken ya da baskın seçim gündeme gelebilir.