ÇÖKEN ÇÖKENE

10/06/2021 22:36 291

Aslında çökmek sözcüğünün asıl karşılığı; bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak iken bizde ele geçirmek olarak kullanılmaya başlandı.

İnsanlar af dilemek için diz çöker, dinlenmek için bir duvar kenarına çöker.

Hatta verip sırtını güneşe, bir de tütün sarar.

Hele bir de demli bir çay olursa, değme keyfine ırgat Müslüm’ün!

Deprem olur, binalar çöker, sel olur yollar çöker,

Fırtına olur çatılar çöker.

Şimdi bizde otellere, fabrikalara, marinalara,

Medya kuruluşlarına çöküyorlar.

Daha da önemlisi Merkez bankasına çökülüyor, kimsede tıs yok.

Buharlaşan 128 milyar dolar ya da yok olan altın rezervlerini de unuturuz yakında

Yeter ki, vatanın bekasına, memleketin itibarına halel gelmesin!

İlginçtir çöken yıkılmıyor, düşmüyor, aksine büyüyor, yükseliyor, semiriyor.

Son günlerde heyecanlı bir dizi izliyor gibi, kimin kime, nasıl çöktüğünü izliyoruz.

Kuşkusuz bu çökme işlemi sırasında adam kaçırmalar, işkenceler, cinayetler, tecavüzler gırla gidiyor.

Çökülen yerlerden elde edilen paralar kimi siyasetçilere ulufe olarak dağıtıldığı gibi kimi siyasi partilerin seçim kampanyalarında da kullanıldığı iddia ediliyor.

Şimdi benim en çok merak ettiğim konulardan biri, Sedat Peker’in Karadeniz’de bir kahve fabrikasına nasıl çöktüğü değil de buradan alınıp dağıtılan kahvelerin faturası.

SBK isimli kırmızı bültenle aranan bir iş insanıyla yurt dışına çıkmadan bir gün önce hangi bakan görüşmüş, ne pazarlıklar yapılmış,

Adı geçen şahsın Bodrum’daki otelinde kimler kalmış,

Bu otelin ilk kurucusu, sahibi kişinin ölümü şaibeliymiş!

Yalıkavak Marina’da faaliyet gösteren petrol şirketinin devasa gemilerin yanaştığı iki adet iskelesi mi varmış,

Binali Yıldırım’ın oğlu Venezüela’ya kaç adet maske ya da kit götürmüş,

Ömrü memuriyetle geçen bakan 28 şirket, 17 gemi 3 lüks yata nasıl sahip olmuş,

Fetö borsasında kimlere çökülüp, tahliye ettirilmiş, kimlerden ne kadar para alınmış,

İnanın artık bunlar sıradan olaylar haline geldi.

Çünkü ülkemizde artık gücü yeten yetene değil, çöken çökene………

Altta kalanın canı çıksın….

Bir ülke düşünün;

 Ticaret Bakanı kendi firması adına ticaret yapıyor.

Milli Eğitim bakanı, eğitimi özel okul yönetir gibi yönetiyor,

Sağlık Bakanı, özel hastanelerin temsilcisi gibi

İçişleri Bakanı devletten bilgi saklıyor,

Adalet bakanı seyrediyor, susuyor.

Böyle bir durumda yargının bağımsız, hukukun adil davranabileceğini düşünebilir misiniz?

Ama “bir suç örgütü lideri” de olsa Sedat Peker’in açıklamaları, itiraflarıyla”pandoranın kutusu “açıldı bir kere.

Cin şişeden çıktı.

Kaynak olarak dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri dediğiniz ekonomi çöktü!

Siyaset kirlendi, vicdanlar nasırlaştı, ahlak çöktü!

Bu kadar baskı, yanlı uygulamalarla çalışamaz hale gelen bürokrasi çöktü!

Geleceğini yurt dışında arayan gençlerin hayalleri çöktü!

Milyonlarca işsizin, geçinemeyen emeklinin, asgari ücretin altında ezilen işçinin, emekçinin umutları çöktü.

Kısacası sistem çöktü!

İktidar yönetemez, halk bu iktidarla yönetilmek istemez duruma geldi.

Sözün özü, bu iktidarı ne Nato konferansında Erdoğan’la görüşeceği söylenen ABD Başkanı Biden, ne kadim dostu Katar, ne mafya kurtaramaz.

Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde hiçbir iktidar bu kadar halktan kopmamış, sermaye ve mafyaya teslim olmamıştı.

Hiçbir iktidar bu kadar çaresiz ve suskun kalmamıştı.

İşin daha da vahim yanı çökecek fabrika, kurum ya da kuruluş da kalmadı.

Bu çöküş pek hayra alamet değil.

Bakalım bu çökmenin sonunda yıkıntının altında kimler kalacak?