Çoban Hüseyin (1)

21/11/2019 02:42 931

 

Bir büyüğüm derdi ki “Anadolu’da ne cevherler vardır toprak altında”
Bu sözün ne anlama geldiğini aşağıdaki gerçek hikayeden daha iyi anlayacağız.
Bu bir çobanın hikayesi.
“Çoban Hüseyin’in hikayesi”
Hikaye 1936 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde, bir okulda görevli öğretmenlerin pikniğe gitmesi ile başlıyor.
Hep Birlikte piknik yaparken, biraz ötelerinde keçilerini otlatan küçük bir çobana rastlarlar.
Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler.
İsmini sorarlar.
Küçük çoban ürkerek cevap verir.
“Hüseyin”
Türkiye’nin aydınlık yüzü öğretmenler, onun okuma yazma bilip bilmediğini merak edip, gazete uzatırlar. 
“Okuman yazman var mı; bunu okuyabilir misin?”
O tarihlerde, okuma –yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki; okuma yazma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanmaktadır.
Okuma-yazması olmayan Hüseyin, gazeteyi eline bile almaz.
Hatta biraz da kızarır.
Öğretmenler bu kez, yaşını ve neden okula gitmediğini sorarlar.
“On iki yaşındayım..” ve ekler “üç yaşımda annemi kaybettim. On birinde de babamı” 
Hüseyin’le sohbet eden öğretmenler, aslında onun çok zeki olduğunu fark ederler.
Ona mutlaka okuması gerektiğini tavsiye ederler.
Hüseyin o heyecanla çevresine, okumak istediğini söylemeye başlar.
Yetkililerin de yardımıyla Denizli’de bir okulda, parasız-yatılı okumaya başlar.
Bir süre sonra; katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e matematik’le ilgili bir kitap hediye edilir.
O kitabı büyük bir heyecanla bir gecede bitirir.
Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenlerine gider;
“Bu kitapta bir eksiklik var” der.
Üğretmenler şaşırır.
Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, “Görecelilik Teorisi” hakkındadır.
Söz konusu teorinin önemli bir bölümünün kitapta olmadığını söylemektedir.
Fen öğretmeni konuyu; İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na bir mektup yazarak bildirir.
Nusret hocadan şu yanıt gelir;
“Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik bölümüne gelsin”
Çoban Hüseyin  denileni yapar.
Liseyi bitirince, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’ne gider.
Denizli’li , öksüz ve yetim Çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yaparak hocalarına gösterir.
Ancak  hocaları bu çalışmaları anlayamazlar.
Hocalarndan biri “Bu çalışmaları bilse bilse, Amerika’daki Boston Üniversitesindeki Profesör Doktor Mors bilir” deyip Hüseyin’in çalışmalarını bir mektupla ona gönderir.
Prof. Mors’tan da, şöyle bir cevap gelir.
“Hüseyin’in bu yaptığını 5 yıl önce bir grup buldu. Ama bunu Hüseyin’in tek başına bulabilmesi olağanüstü bir şey.
Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız. Mezun olunca Amerika’ya gelsin.
Yıl 1952; Hüseyin Elektrik Mühendisi olmuştur.
(Devam edecek)