CHP YARIŞTAN NİYE KORKAR?

14/02/2020 03:31 374

İktidar adayı Ana muhalefet partisi CH-P, il kongrelerini tamamlayarak Mart ayında yapılacak kurultaya hazırlanıyor.

İlçe kongreleri bitti, önümüzdeki günlerde il kongreleri de tamamlanır. Peki bu kongreler niye yapılır? Sakın ola, parti örgütleri yaptıkları çalışmaları anlatır, geçmişte yaptıklarının hesabını verir, yapacakları projeleri anlatır demeyin!

Çünkü şu ana kadar yapılan hiçbir kongrede böyle bir şey görmedik.

Gerek il ve gerekse ilin adayını belirlemeye yönelik ilçe kongrelerinin tek amacı vardır. Partiye hakim olan zihniyetin parti içi iktidarını pekiştirecek kurultay delegelerinin belirlenmesi için yapılır kongreler.

Ardından da başkan ve adamlarının isteği doğrultusunda oluşturulan kurultay delegeleri, belirlenen Genel Başkan ve Parti Meclisi üyelerini sözüm ona seçerler.

Erdoğan’ı tek adamlıkla suçlayan CHP de giderek bu tek adam saltanatını çok sevdi.

Kılıçdaroğlu buyurmuşlar; “iktidara ilerliyoruz, tüm kongreler tek adayla yapılsın!”

Şimdi görüyoruz tek adamla kongre yapılan yerlerde ne kadar ilgi var, heyecan ne durumda, coşku var mı? Bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir iktidar hazırlığıdır, anlamak mümkün değil. Oysa CHP gibi bir partide parti içi yarış her zaman iç dinamikleri harekete geçirir, heyecan, coşku ve motivasyonu artırır.

Birden fazla adayın, parti içinde bölünmeye, kavgaya, küskünlüklere neden olur ve orada başarılı olunamaz iddiasının hiçbir geçerliliğinin olmadığını bir önceki İstanbul seçimlerinde gördük. Canan Kaftancıoğlu kıyasıya bir yarış sonunda 7 oy farkla kazanmış olmasına karşın son yerel seçimlerde inanılmaz bir performans göstererek CHP ye İstanbul’u kazandırdı.

Son yapılan kongrede *Keşke adaylarla yarışabiliyor olsaydık. İsimlerin hiçbir önemi yok. Çok adaylı bir kongreyi kendi adıma ben de çok arzu ettim. Hatta kimi dostlarım bana dediler. ‘Neden çok adaylı istiyorsun. İçinde ezip geçme gibi bir duygu mu var’ dediler. Dedim ki, bizim partimizde hiç kimsenin ezip geçme gibi bir duygusu olmaz. Demokrasiye katkımız olsun diye bunu istiyorum.” Diyerek parti içi demokrasi ve yarışın önemine dikkat çekti.

İnanıyorum ki, Genel Merkez, kazanabileceğini bilseydi kesin olarak Canan Hanımın karşısına aday çıkarırdı.

Çok özel durumlarda , stratejik davranarak kesin kazanacağınız, başarılı olacağınız bir adayda ısrarlı olabilirsiniz. Bu örgüt başkanları için de belediye başkanları için de geçerlidir. Ancak o durumda bile bir kriter belirlersiniz.

Örneğin; oyunu Türkiye ortalamasının üstünde tutan örgüt başkanları ve belediye başkanları yeniden seçilmelidir gibi bir tavsiye kararı olabilir.

Ama Muğla gibi Büyükşehir seçimlerinde yüzde 14 civarında oy kaybeden, elindeki önemli bazı belediyeleri kaptıran İl Başkanı hangi gerekçelerle ısrarla ve inatla tek aday olarak kongreye götürülüyor. Kaldı ki koşulsuz CHP ye destek veren HDP nin oyları da bu sayıya dahildir.

İl Kongresine gidenler görmüştür, ne heyecan, ne coşku, ne birlik mesajları ne de geleceğe ilişkin bir umut.

Sonra da kalkıp kimileri “Muğla İl Başkanı Zeybekoğlu güven tazeledi” ya da “Zeybekoğlu yeniden seçildi” diyorlar.

Kim, kimi seçti, kime karşı kazandı? Bu durum tüm kademeler için geçerli kuşkusuz.

Sandıktan, yarıştan korkan bir partinin demokrasi anlayışının yeniden sorgulanması gerekir.

İktidar olmak istiyorsanız, parti içi yarıştan korkmayacaksınız.

Örgüt içinde eşit koşullarda, baskı ve yönlendirme olamadan yapılan her türlü yarış partiyi büyütür, güçlendirir, umudu yeşertir, heyecan ve coşkuyu artırır.

Ülkede iktidar olmak yerine parti içi iktidarı hedefleyenlerin bunu anlaması, daha doğrusu kabul edebilmesi zor olsa da CHP nin başarılı olmasının tek yolu vardır.

Parti içi demokrasiyi hakim kılmak. Kendi içinde demokrasiyi uygulayamayan bir partinin ”ülkeye demokrasi getireceğiz” iddiasına kimse inanmaz.