CESARET Mİ, CÜRET Mİ?

26/08/2020 01:17 780

Geçen yıl Bağdat’ta ABD eski başkanı Bush’a, basın toplantısında ayakkabısını fırlatan Iraklı gazeteci, dünya basınına manşet olmuştu. IMF Başkanı’na bir gazetecimiz de yine basın toplantısında ayakkabısını attı. Bu yıl bazı bakanlar, üniversite açılışlarında öğrencilerin yoğun ve ciddi protestolarına hedef oldu.

Bu davranışlar cesaret mi, cüret mi bir bakalım…

Cesaret, hiç korkmamak ya da korkusuzluk mu? Socrates için cesaret neden korkulup, neden korkulamayacağını bilmektir. Korku içinde hareket edebilme, bir şeyler yapabilme yeteneği, becerisidir. Korkuya direnmek, korkuyu yenmek ve korkuya rağmen bir şeyler yapabilmektir.

Cesaret akla, zekaya dayalı bir korkusuzluk, akıllıların korkusuzluğu. Cesaret, kol gücünden ziyade yürekle, akılla, zekayla ilgili. İyi bir zamanlama da.

Cesaret, engelleri aşan, başarıya götüren etkili, güçlü bir silah. Öte yandan bir erdem. Cesaret olmadan hiçbir şey yapmak, başarmak mümkün değil. Kaplumbağa, kafasını çıkarıp risk almaya cesaret edemese ilerleyebilir mi? diyor J. B. Coment.

Los Angeles’de bir tren istasyonundaki güneş saatinde yer alan şu sözler, “Görmek için vizyon, inanmak için güven, yapmak için cesaret şart” gerçeğin ta kendisi.

 Ya Yavuz Sultan Selim’in dedikleri! “Cesaret zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür.” Cesaret, her zorluğu aşar, her sorunun üstesinden gelir. Talihe bile boyun eğdirir, zor anlarda görülür ve işe yarar. Bulaşıcıdır, korkaklıkta olduğu gibi. İleri atılan yürekli ve cesur insanlar, ardından kitleleri sürüklemiyorlar mı?

Alkol, bazı ilaçlar, telkinler, cesareti arttırıcı. Karanlık ise, bazen cesareti arttırmakta bazen de korku yaratmakta.

Cesurların, büyük düşünen kafaların hedefleri büyük. Korkaklar, küçük kafalılar ise küçük düşünür ve talihe boyun eğerler.

Cesaret ve umut birlikte, iç içe. Niche, “Gerçeğin dağlarında cesaret ve umut yoksa çıkılamaz” demiş. Doğru değil mi? Biz, çıkmadık candan ümit kesilmez demiyor muyuz?

Geothe’nin cesaretle ilgili sözleri; “Malını kaybeden bir şey kaybetmiştir. Onurunu kaybeden çok şey kaybetmiştir. Cesaretini kaybeden ise, her şeyini kaybetmiştir.”

Cesaret yoksa, hiçbir şeyin üstesinden gelinemez. Kişiler ve toplumlar, cesaret ve ümitlerini yitirmişse, durum ve gelecek içler acısı demektir.

Kaybetmekten korkup sevmemek, para harcamamak, içinden geçenleri söylememek, bir işe girişememek, olumlu bir adım atamamak, sık rastlanan olaylar, gerçekler. Öte yandan, kendini, ölümlü olduğunu bilip, kendi gerçekleriyle yüzleşerek, yaşamını düzenleyebilmek, büyük cesaret. Makama, çıkara değer vermeyen, diktatörlere iktidar başlarına, hatalarını çekinmeden söyleyen, doğru yolu gösterme cesaretinde bulunan yürekli kişiler, her türlü övgünün üstünde.

Cüret bir atılganlıktır, cahillerin ve akılsızların atılganlığı. Bir kusurdur, hatadır, erdem değildir. Örnek mi? 90 bin askerimizin donarak ölümüne sebep olan Sarıkamış felaketinin müsebbibi Enver Paşa.

Cahiller cesur olur denir. Bence cahiller cesur değil, sadece cüretkar.

İnsan, bilinenden de korkar, bilinmeyenden de. Hayvanlar, kendi güçlerini, kimin av kimin avcı olduğunu biliyor ve ona göre davranıyor. Ya üstlerine gidiyorlar ya da kaçma yolunu seçiyorlar. Tersi, pek yok. Hayvanlar bile, aptalca cesaret olan cüreti göstermiyorlar.

Günümüzde, tekdüze yaşamdan bıkmış insanoğlu, yaşamına renk katsın diye heyecan arıyor. Tehlikeli sporlara yöneliyor. Hiçbir alet kullanmadan dağlara, gökdelenlere tırmanıyor. Havada akrobasi yapıyor. Tehlikeli kış, oto-motor-su sporları yaparak yürekleri hoplatıyorlar. Akıl, bilgi, beceri, deneyim, cesaret isteyen şeyler bunlar. Ama teknik arızalar, kuralları çiğneme, kendine aşırı güven duygusu, umarsızlık, kötü ve acı olaylara yol açmakta.

Bu anlattıklarımdan sonra, ayakkabı fırlatmalar, bakan protestolarının cesaret mi, cüret mi olduğuna artık siz karar verin.