ÇAY PAKETİ ATMA ve GÖREVDEN AFFINI DİLEME 2

18/08/2022 20:44 225

Öncelikle Devlet geleneği nedir?  İstifa Edemeyen Bakanlar, neden devlet geleneğine uygun davranmıyorlar, ona bakalım…

Devlet kelimesi, Samilerin Arami kolunun doğu bölümünden, şimdilerde Hristiyan bir topluluk olan Süryani dilinden Arapça ‘ya geçmiştir. Akad dilinde de varlığına rastlandığına dair tespitler varsa da, Arapça ‘da kullanılan şekliyle, en örtüşen şekli, Süryanice ‘de kullanım alanı bulan şeklidir. dal, -vav, -lam kök-harflerinden oluşan bu kelimenin tam anlamı, dönüp dolaşmak kelimesinden türer ve gücün ve kapitalin el değiştirmesi anlamının daha da genişleyerek, değişen, gelişen ve tedavül eden kurumlar silsilesi üzerine bina edilmiş, yapı anlamını kazanır. Zaten, tedavül kelimesi de, devlet kelimesi ile aynı kökten türer.
Devlet, çok çok büyük oranda konservatör bir yapı arz etmiş ve tabandan gelen tepkileri de minimum oranında görerek, yapılacak herhangi bir değişimi, illâ kendisi yapmayı seçmiştir. burada, elbette ki zincirlerinden boşanan devrimleri işin içine karıştırmamak gerektiği kanaatindeyim. Tarih, devlet geleneği için, en büyük yardımcı olmak gibi bir misyonu üstlenmiştir. İslam tarih algısı içerisinde. mesela İslami dönem için, karizmatik bir büyüleyiciliğe sahip, zekasıyla daima başarılı olmuş olan Muaviye’nin, Yemen’den özel tarih bilginleri getirdiğini ve bunlardan Yemen’de hüküm süren, eski büyük Arap krallarının yaşam hikayelerini ve devletlerini nasıl idare ettiklerini, Hint ve acem ülkelerinde devletin nasıl işlediğini, biraz da ibretli hikayeler tadında dinlemeyi seçmiştir. yine Firdevs’inin ünlü eseri şehnamenin Gazneli Mahmut tarafından teveccühle karşılanmasının ya da Osmanlı Devleti’nde şehnameci adlı bir görevlinin bulunmasının da sebebi budur. Bergamalı Muhyiddin el Kafiyeci’nin 15. yüzyıl civarında kaleme aldığı “el-muhtasar fi ilmi’t-tarih” adlı eserinde de, ‘TARİH BİLİMİNE DAİR GERÇEKLERDEN BİRİSİ DE, DEVLET GELENEĞİNİN DEVAMIDIR. Gerçi, İbn Haldun, üzerinde henüz söyleneceklerin bitmediği mükemmel eseri Mukaddime ’de, DEVLET: “İbn Haldun’a göre, tarih geçmiş insan topluluklarının hayatları ile ilgili durumlarını, âdetlerini, peygamberlerin hayat hikayelerini, hükümdarların devlet ve siyasetlerini bize anlatan, bizi bu konularda bilgili kılan bir [fenn] disiplindir.” şeklinde açıklamıştır.
Devlet geleneği, devletin yönetilmesine dair tecrübelerin tamamından oluşmuştur denilebilir ve bu gelenek, daima bir şekilde süregeldiği için, statükonun da kökenlerini aldığı ideolojik dayanaklardan birisini teşkil etmiştir. özünde [en azından etimolojik olarak] değişmek ve dönüşmek olan DEVLET, yerinde sayan, ya da en çok iki ileri bir geri, giden bir mekanizma [veya makine] olmaktan öteye geçememiştir….

Türk devlet geleneği ya da Türk devlet kurma geleneği, tarihsel süreçte Türklerin farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda ve farklı özelliklerde kurdukları DEVLETLERİN  bir "gelenek" yani devamlılık içermesi kavramına dayanmaktadır. Dünya tarihinde 6000 kadar etnik topluluğun olduğu ve bunların 200'e yakın bir devletin sınırları içerisinde, tarih sahnesine çıktığı düşünülmektedir. Bu topluluklardan çok küçük bir azınlık, devlet kurma kabiliyetine sahip olmuştur. Türk tarihine genel olarak bakıldığında, Türk topluluklarının etnik temelleriyle aynı olan bir devlet ile varlıklarını sürdürdüğü görülmektedir. Bu devamlılık bunun bir gelenek olarak görülmesine yol açmış ve en genel tabirle Türklerdeki bağımsızlık olgusuna dayandırılmıştır.

Tarihsel süreç;

Türk devletlerinin tarihsel süreçteki yapısı ve devlete yönelik düşünceleri, Oğuz Kağan efsanesi ile ilk izlenimlerini ortaya koymuştur. Bu efsanelerde açık bir şekilde cihan hakimiyeti ve dünya devleti kurma ütopyası işlenmiştir. II. Göktürkler'den kalan Orhun Yazıtları'da bu bağlamda oldukça önemlidir. Bu yazıtlara göre DEVLET , Tanrının Türk kağanlarına bir bağışıdır ve toplumsal devamlılık devlete bağlıdır.

Yarın devam edeceğiz….