CANLILAR DÜNYASINDA GÜZELLİK

24/06/2020 19:24 2741

 

           5-11 Nisan’ki yazım ‘’ Güzel ve Güzellik Üzerine’’ idi. Güzelin ve güzelliğin tanımının zor olduğunu, sanat yapıtındaki güzellikle, doğadaki güzelliğin farklı olduğunu, sanat yapıtındaki güzellikle, çokluk içindeki birlik, denge ve uyumun sözkonusu bulunduğuna değinmiştim. Sonunda da, güzellik konusunda ortak bir ölçü olmadığını, bu tür tartışmaların ve yorumların sürüp gideceğini söylemiştim.

            Bugün, canlılardaki güzellik konusuna değineceğim. Doğada; binlerce tür bitki, binlerce tür hayvan yaşıyor. Birbirlerine de benzemiyorlar. İnsansa, en gelişmiş yaratık, en güçlü en akıllısı. Çiçekler, meyveler, sebzeler, ağaçlar ve her türlü bitkinin içinde çirkin olanını gördünüz mü? Biçimleri ile, renklerinin çarpıcılığı ile, sanki birbiriyle yarışma içindeler. Hayvanlara gelince; çirkin bulduklarımız da var, güzel dediklerimiz de. Gergadana, hipopotama, estetik olmayan anatomik yapı ve ölçüleri ile, güzel demek mümkün mü? Az da olsa, çirkin kuşlar ve balıklar da var. Öte yandan; biçimleri, renkleri itibarı ile şahane görüntülü su altı dünyasının, kuşlar ve hayvanların seyrine doyum olmuyor. Ceylan, karaca, geyik gibi. Ürküten, soğuk bir hayvan olan yılanların içinde öyleleri var ki, derilerinin rengi ve desenleriyle, adeta bir sanat eseri. Leopar, zürafa derilerinin üzerindeki çizgiler, renkler, deniz kabuklarının çarğıcılığı olağan üstü... Bunlar, gerçek sanat harikaları. Atlar, heykeller kadar güzel ve asil görünümlü. Çok sevimli köpekler yanında, biçimsizleri, iticileri de var. Galiba, kedinin çirkini olmuyor, şayet uyuz ve hastalıklı değilse. Tüm hayvanların yavruları, cana yakın, sevimli ve güzel.

            Hanımlar alınmasın ama, hayvanlarda erkekler, dişilerden daha yapılı ve de güzel. Erkek aslan, horoz, erkek sülün, ördek, geyik, boğa ve koçlar,en açık kanıt bu tespit için. Her halde durum, biz insanlarda da aynı. Erkekler, güzel ki, süslenmiyorlar. Kadınlarsa, süslenmeden yapamıyorlar.

            İnsan güzelliği denince; önce, yüz ve beden güzelliği akla gelir. Asırlar boyu, güzellik, kadın için çok önemli bir unsur olmuş. Kadın demek, güzel kadın demekle eş anlamda. Yani, en önemli nitelik kadınlar için, güzel olabilmek veya görünebilmek. Erkekler de güzellik arar kadında. Belki çocukları güzel olsun diye, belki de erotik yönden yararı var diye. Genç kızlık ve kadınlık dönemi, güzelliğin zirvesi. Belli bir yaşı geçince, dağın öteki yamacından aşağı inme başlayınca, durum değişiyor. Kilo alma, yıpranma, kırışıklıklar, kol ve bacakda sarkmalar vs. Tabii, bunun yarattığı sıkıntılar, acabalar, genç rakibelerden korkmalar... Ya kabullenilir, ya da direnilir bu durumda. Tabii kişilik ve varlık da önemli, bu kararlarda. Estetik operasyonlar, özellikle kadınlarda giderek yayılıyor. Aynı çağa gelmiş erkek, bu yönden daha şanslı. Nispeten fiziğini koruyabiliyor, korumasa da, fazla rahatsızlık duymuyor, bu konuda kadınlar kadar. Erkekler için, güzel deyimi pek kullanılmaz, yakışıklı denir.

            Kadın güzelliği, kanatlıdır, çabuk uçar, kaybolur. Kadın sadece güzelse, başka nitelikleri yoksa, iş daha da acı. Böyle kadınların ilkbaharları parlak geçer ama, sonbaharları ve kışları acımazsızdır, serttir, kahredicidir.

            Güzel kalmak ve güzel olmak için, kadınalrımız neler yapmıyor, nelere katlanmyor, neler harcamıyor ki? Sıkı rejimler, spor, şık giyim, saç-el-tırnak bakımları, makyaj, cildi koruma yöntemleri, epilasyon, solaryum, çeşitli takılar, estetik operasyonlar (dudak, burun, diş, çene, göğüs vs.) Ülkemizdeki güzellik enstitüleri sayısı, giderek çoğalıyor. Demek ki, müşterisi artmakta. Tüm bu gayretlerin amacı; kusurları kapamak, güzel yanları ortaya çıkarmak. Fakat, bunlar pahalı şeyler. Sanat ve eğlence dünyasındakiler için, bu doğal hatta, zorunlu gibi. Çünkü, gerilerden gelen, yetenekli, güzel ve genç sanatçılarla yarışmak için şart. Aksi halde, hem yerlerini, hatta erkek arkadaşlarını bile kaptırırlar yenilere.

            Akıllılık ve mutlulukla birlikte olan güzellik, oldukça nadir. Çok defa görülen ise, güzellik ve budalalığın el ele oluşu. Katerina, Kleopatra, Hürrem Sultan, Tuhran Sultan, Safiye Sultan, hem zeki hem de güzel olanların bazıları. Bir kadın, çok zeki ve de çok güzelse, gençlik devirlerinde öne çıkan güzelliğidir. O güzellik, zekayı gölgeler. Ama yaşlanınca, öyle değil. Güzellik kaybolduğu için, görünen sadece o parlak zekadır. Ayrıca, bizler sahip olduğumuz, güzelliklerin de farkında bile değiliz. Değerini bilmiyoruz onların. Hele, satın almamaışsak. Kaybettiğimizde anlıyor, takdir, ediyoruz ama iş işten geçiyor.

            Güzel de, güzellik de izafi bir kavram. Sizin güzel bulduğunuzu beğenmezler, sizin için mana taşımayan birini de, güzel görürler, severler, aşık dahi olabilirler. Çünkü, güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. ‘’ Güzelliğin beş para etmez, bendeki bu aşk olmazsa’’ diyen ozan gibi.

Açıkçası, gönül kimi severse güzel odur. O zaman, hata, ya da marifet, gözde mi, görende mi, görünende mi? Bilinemez. Siz, o kişiyi sevenin gözüyle göremezsiniz ki?

            Bazıları, çok egoist. ‘’ Ben güzele güzel demem-güzel benim olmayınca’’ diyebiliyor, yani sahip olmazsam, o güzelden bana ne. Bedri Rahmi Eyüpoğlu da; güzel faydalı olmalı, işe yaramalı demekle kalmıyor, herkes ondan yararlansın diye, güzel herkesin olmalı diyor. Bu hümanist bir görüş açısı. Bakalım şu espriye ne diyeceksiniz?

            ‘’Mirası, parası çok olan kızlar, nedense güzel görünür erkeklere’’. Özellikle böyle düşünen erkekler için, doğru bir söz. Yaşlı, zengin erkeklere varan kadınlar yok mu? Elbet var, ama o yaşlı erkek, asla o kadının gözüne görünmez. Güzel görünen rahat, depdebeli bir hayat olsa gerek.

            Güzeli ve güzelliği anlayan bilen, bunlara alışan kişi, sıradana razı olamaz. Yani, güzelliğe alışan bir türlü vazgeçmez ondan. Ne olursa olsun, güzelden hoşlanmak, hoş bir duygu. Sevgiyle, güzelliklerle dolu mutlu bir yaşam, az nimet mi? Kıymetini bilmeli ve bunun için Tanrımıza şükretmeliyiz.