ÇANAKKALE ZAFERİ

21/03/2022 02:43 852

Çanakkale Zaferi dediğimiz olay, dünya tarihinin en büyük savunma muharebelerinden biridir. Öyle bir savunma ki, bir milletin, Türk Milleti’nin 200-250 yıldan beri hep geri geri giden durumuna karşılık, aniden silkinip dünyaya ve dünyanın en büyük birleşik güçlerine dur dediği bir savunmadır.

Çanakkale Muharebeleri kadar dünya tarihine yön veren, muharebelerin bitimi sonucunda dünyayı bu kadar etkileyen bir savunma savaşı var mıdır, doğrusu iyi incelemek gerektir.

Dünya tarihinde ilk defa yapılan, dünyanın topyekûn savaşı olan 1. Dünya Savaşı’nın 2 yıl uzamasına neden olan Çanakkale Savunması, bu kadar tarihi etkilemiş bir savunmadır.

Dünyanın en büyük güçlerinin birleştiği dönemde bu güçlerin birbirinden ayrılarak Rusya’da Çarlığın yıkılmasına ve Bolşeviklerin kazanmasına neden olarak dünyanın son yüzyılını etkileyen bir sonucu oluşturan savunma savaşıdır, Çanakkale Savunması.

Yaklaşık 200 yıldan beri üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak adlandırılan, bir süre sonra da Millî Mücadelemiz ve Lozan mağlubiyeti ile İngiliz İmparatorluğu’nun yıkılmasına zemin hazırlayan bir savaştır, Çanakkale Savunması.

12, 13, 14, 15 ve 16. Yüzyıllara Türk Asırları adını veren bir milletin başka milletler gibi esareti kabul etmeyeceğini ilan eden bir savunmadır, Çanakkale Savunması.

Dünyada emperyalizmin ezmeye çalıştığı milletlere örnek olan Millî Mücadelemizi hazırlayan, Türk Milleti’nin prangaları kırabileceğini gösteren bir savunmadır, Çanakkale Savunması.

Küstah, kendini beğenmiş dünya güçlerine haddini bildiren ve kaçışlarını başarılı bir geri çekiliş olarak adlandırmak zorunda bırakan bir savunmadır, Çanakkale Savunması.

Böylesine bir Savunma Savaşı içerisinde her Türk ailesinden en az bir kişinin atası yer almıştır. Her Türk ailesinden, Anadolu coğrafyasından ve çevresinden her aileden katılanların olduğu bu savunma savaşlarında benim ailemden de çok sayıda katılan ve geri dönmeyen olduğu gibi, babamın babası da ağır yaralı olarak geri dönmüştür.

Dedem borazan çavuşu Gazi İsmail Hakkı’nın hatıralarını dinlediğimiz zaman inanılmaz olaylara sahne olan Çanakkale Muharebelerinin önemini ve verilen mücadelenin büyüklüğünü daha iyi anlıyoruz.

Bu nedenle, dedemin hatıralarından bir kaçını buraya aktarmayı uygun görüyorum:

“Yüzbaşı bir elinde kılıcı, bir elinde tabancası, askere moral verip hücuma kaldıracak. Korkmayın, düşmanın silahı, Türk Askerini öldürmez, Hücum dedi ve düşmana döndü. Döner dönmez, önünde bir patlama oldu. Kafatası parçalanmıştı. İki asker, hemen koştu, kafatasını toparladı ve Yüzbaşı döndü askere ve ben size demedim mi düşmanın silahı Türk Askerini öldürmez dedi son nefesini vererek Şehit oldu.”

“Ben ağzımdan girip yanağımı parçalayarak kürek kemiğime saplanan kurşun ile ağır yaralanmıştım. Bir kağnıya bindirip Darulfünun (İstanbul Üniversitesi) Hastanesine bir asker götürüyordu. Yolda bir su kaynağına rastladık. Israrla askerden su istedim. Asker ısrarıma dayanamayıp su vermek için durdu ve kaynağa bana su vermek için gitti. O sırada bir ses, su verme o’na asker diye bağırdı. Sesin geldiği yere doğru baktığımda, bir Türk subayı oturmuş sigara sarıyordu. Önce beni susuz bıraktığı için kızmıştım, ama, baktım ki bacakları yok, kanı pıhtılaşmış belki de bir süre sonra Şehit olacak, çok üzüldüm ve yolumuza devam ettik.”

Bu iki olay bile Çanakkale’de verilen mücadelenin büyüklüğünü, yüceliğini, dirilmenin zeminini görmemizi sağlamaz mı?

Çanakkale Zaferi, 20. Yüzyılda dünyanın dahisi ünvanını alan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün hem kendine güvenini, hem Türk Milleti’ne olan güvenini, hem de çevrenin onun büyüklüğünü gördüğü bir Zafer olarak tarihe geçmiştir.

Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale Savaşı başladığında Yarbay rütbesindedir. Dolayısıyla, Çanakkale Zaferi’nde, çok daha büyük rütbeli Türk subayları vardır ve onların her birine ayrı ayrı teşekkür, minnet ve şükranlarımızı sunarız, sunmalıyız. Esat Paşa, Cevat Paşa, Vehip Paşa, Selahattin Adil Bey gibi adlarını buraya yazamadığım Türk Subaylarının hepsine saygı, sevgi ve minnetlerimizi sunmalıyız.

Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale Savunmasında elbette tek ve en büyük komutan değildi. O’nu Çanakkale Kahramanları arasında en üst sıralara yükselten, rütbesinin çok çok üstünde inisiyatif almayı bilmesi ve verdiği isabetli kararlarla ne kadar iyi bir Kurmay olduğunu göstermesi olmuştur.

Biz 18 Mart’ı Çanakkale Zaferini anma günü olarak kutluyoruz ve doğru yapıyoruz. Bu tarih, düşmanın denizden saldırmanın artık sonuç vermeyeceğini anlaması ve kara savaşları için hazırlıklara girişmesinin tarihidir. Bu konuda Nusret mayın gemisinin ve onun komutanları Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey ile Müstahkem Mevkii Mayın Grup Komutanı Yüzbaşı Hafız Nazmi’ye olan minnetimizi, saygılarımızı belirtmeden geçemeyiz. Nusret Mayın Gemisi, bugün Tarsus’ta Adana-Mersin yolu üzerinde ve çok güzel hatıralar ile varlığını korumaktadır. Emeği geçenlere teşekkür ederiz.

Bir önemli konuyu daha vurgulamalıyım. Çanakkale savaşlarında Alman Subaylarının görevlerinin ne olduğunu çok iyi anlamak gerektir diye düşünüyorum. Acaba gerçekten bizim için ve bizimle beraber mi mücadele ettiler, yoksa, kendilerinin yararına olmak üzere savaşın uzaması için mi görev yaptılar?

Çanakkale Zaferi anılırken 18 Mart ile birlikte seçilen bir kara savunması günü de olması, karadan savunmanın unutulmaması için gereklidir diye düşünüyorum.

Bütün Şehit ve Gazilerimize minnet, teşekkür, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTAMAYIZ.