BU DA TÜRKİYE’NİN WİKİLEAKS’I

08/06/2021 21:22 217

Sedat Peker’in 15 Nisan 2021’de yayınladığı ilk açıklama ve Mayıs ayı itibari ile YouTube kanalı üzerinden peş peşe yayımladığı videolardakiaçıklamaları, “Wikileaks’dan daha beter” dedirtti.% Haziran 2021 tarihine kadar 8 video yayınlayan Peker, 12 video yayınlayacağını ifade etmektedir. Nasıl ki, ‘Wikileaks’ belgeleri yayınlandığında, dünya gündemine oturdu ve büyük yankı yaptı. Aylarca dünyanın gündeminden düşmedi, aynı şeyi, Peker videoları içinde, rahatlıkla söyleyebiliriz. İki aya yaklaşan açıklamalar, yayınlanan videolar, uzmanların ifadesine göre, 100 milyon kez izlenmiş. Bu rakam dahi, Türk halkının, bu yayınlara nasıl da ilgi gösterdiğinin bir kanıtıdır. Her videodan sonra, bir sonraki videoda ne var merakı, tüm ülkeyi sarmış durumda. Bilinmeyenler, duyulmayanlar, gündeme geldikçe, insanların merakı, daha da kamçılanmaktadır. Ki, bu videolarda dile getirilen hususlar, ileri sürülen iddialar, ne kadar doğrudur, bunu bizler bilemeyiz. Bunu kararı sanırım bağımsız Türk Yargısınındır. Ancak, zaman zaman o açıklamalarda yer alan hususlar, siyasetin gündemine, bomba gibi düşmektedir. İşte bunlardan biri; ay da 10 bin dolar ödenen bir milletvekili. Sayın Meclis Başkanı, İçişleri Bakanına yazılı olarak soruyor… İçişleri Bakanı, bu vekille ilgili bilgi ve belgeleri, adalete vereceğim, Cumhuriyet Savcısına vereceğim diye açıklama yaptı TV’lerde… O ismi ben ancak savcılara açıklarım dediğine göre, demek ki bu iddia da somut bir sonuç var.

“Bu süreç Ankara’yı da vurur. Bu işten sadece AK Parti değil, diğer partiler de payını alır” diyen bazı yazar, çizerler, “Bu işten Sermaye, siyaset, bürokrasi, STK’lar, Medya herkes payına düşeni alır. Mafya deyip geçmeyin. Bu iş yargıya da uzanır, akademiye de, dahasınıda söyleyelim, Cemaat yapılarından bazılarına da ulaşır” demektedirler…

Bu yazarlardan biri de, sağ kesimin etkin isimlerinden Abdurrahman Dilipak’tır.

Dilipak bu konuya değinirken aynen şunu ifade ediyor; “İstanbul’u iki büyük deprem bekliyor” Dilipak, devamında şunları belirtiyor;

“Biri fiziki deprem ki, o kötü ihtimal gerçekleşirse, sadece İstanbul’u değil Türkiye’yi vurur, ikinci deprem yolsuzluk, rüşvet, torpil ile ilgili. Bakın, bazı şeylerin şüyuu vukuundan beterdir. Bu konuda çok geç kalındı, yanlış adımlarla yanlış işler yapıldı. O şüyu bulan hadiseler, ‘herkesin bildiği bir sır’ gibi ağızdan ağıza, kulaktan kulağa aktarılmakla kalmadı, sosyal medyaya düştü. Milletvekilleriniz, parti teşkilatlarınız, belediye başkanlarınız, valiniz, kaymakamınız, istihbaratınız duymuyor mu, bilmiyor mu konuşulanları!”

Sedat Peker’in açıklamalarını hatırlatarak,” Bu iş yargıya da uzanır, akademiye de dahasını da söyleyeyim, Cemaat yapılarından bazılarına da ulaşır” diyen Dilipak, sonrasında şunları kaydetti:

“Cemaat denen yapılar içinde yer alan bazı gruplar, eskiden beri uluslararası istihbarat örgütleri, derin yapılarla hep kol kolaydılar. Bazılarını zaten doğrudan uluslararası istihbarat örgütleri ya da derin devlet kendisi örgütlemişti. FETÖ uluslararası örgütlere örnek, Kalkancı tarikatı ise bizim yerli ve milli derin devletimizin eseri. Kalkancı tarikatının aktörleri arasında yer alan önemli isimler, bugün bazı siyasi partilerimizin tepesinde, kimi bakanlık koltuğunda oturmuyor mu? Ve işleri üzerini örttükçe bu işler perde gerisinde büyüyüp gelişiyorlar.

Bakın, bu işlerin zamanında önünü almazsanız, sonra onlar sizin önünüzü alır. Onlar maske takıp en yakınlarınıza, hatta ailenize el uzatırlar. Onlarla sıcak ilişkiler kurarlar. Beklentileriniz, korkularınız, meziyetleriniz, riskleriniz, ilişkileriniz not edildikten sonra mahremlerinize ulaşmak zor değildir. Bir adım sonrası onların tuzağına düşersiniz.”

'CEMAAT YAPILARI SİYASET ÜZERİNDEN BU İŞE BULAŞTI'

Dilipak, “Peker cinayetten, kokainden söz ediyor. İsim yer, tarih veriyor. ‘Devam edeceğim’ diyor. Bir takım muteber adamların isimlerinden, ilişkilerinden söz ediyor. Bu sorulara kim cevap verecek, MİT mi; Emniyet mi, İçişleri mi, Genel Kurmay mı, Cumhurbaşkanlığı mı?” diye sordu.

Öte yandan “Bu işlerin varacağı yer burası idi, ama birileri görmek istemedi” diyen Dilipak, şu eleştirilerde bulundu:

“FETÖ de böyle yapardı, 28 Şubat’ın o Atatürkçüleri, Ulusalcıları da! Bunun sağı, solu, liberali, dincisi de yok. Hepsi aynı kapıya çıkar. İşin üzücü yanı, zaman içinde cemaat yapılarının siyaset üzerinden bu işe bulaştırmaları. “Devlet kapısından uzak durma” öğüdünü dinlemediler ve gırtlaklarına kadar bu işlere battılar. Hakk’ın ve halkın sözcüsü olmak yerine iktidarın sözcüsü oldular ve halktan uzaklaştılar ve onları susturmaya çalıştılar.Bir zamanlar Alevi kesimine yapılanları biz de kendi cemaat yapılarımıza yaptık. Bu AK Parti ile başlamadı, AK Parti döneminde sürdürülmek isteniyor.

Bu konuşanları susturmak çözüm değil artık. İddiaların üzerine gitmek gerek, üzerini örtmek değil.”

SON SÖZ: ‘’DÜNÜN GÜNEŞİ İLE BU GÜNÜN ÇAMAŞIRI KURUTULMAZ…!!!’’