BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ve ÖĞRENCİLERİ 5

16/02/2021 23:00 454

 

10 Şubat Çarşamba günü, birinci bölümünü yayımladığımız, yazı dizimizin, bu gün son bölümünü yayımlıyoruz…Melih Bulu’nun Rektör olarak atanmasına müteakip meydana gelen olaylar, akabindeki gelişmeler, kamuoyundaki yaklaşımlar, bu atamanın boyutunu değiştirdi…

Tüm bu gelişmelere, yazılan çizilenlere, demeç ve söylemlere baktığımızda, olay mecrasından sapmış görünüyor.

*4 Fakülte, 2 Yüksekokul, 6 Enstitü içinde 33 Lisans, 67 Yüksek Lisans ve 33 Doktora Programı

*Tam zamanlı 429 öğretim üyesi (Prof.Dr., Doç., Dr.Öğr.Üyesi), 136 öğretim görevlisi, 88 yabancı uyruklu öğretim elemanı, 262 araştırma görevlisi, 811 idari personel

*12 887’si Lisans, 3 031’i Lisansüstü olmak üzere toplam 15 918 öğrenci; 2 744 mezun

*Dünya üniversiteleri ile yapılmış 500 anlaşma kapsamında yaklaşık 40 ülkeden 1200 yabancı öğrenci

*44 öğrenci kulübü

*4 086 kişilik yurt kapasitesi

*Toplam 1 816 045 m2 alanıyla Güney, Kuzey, Hisar, Uçaksavar, Kilyos-Sarıtepe, Kandilli olmak üzere 6 ana kampüs

*542 845 kitap, 54 676 elektronik dergi, 765 012 elektronik kitap ve gazete, 183 basılı dergi ve 62 etkileşimli veri tabanı ve Braille Alfabesi ile yazılmış 2 283 kitap ve sesli kitaptan oluşan kütüphanemizi ortalama günde 4 500 civarında araştırmacı ve öğrenci ziyaret etmektedir.

*157 Araştırma Laboratuvarı; 32 Uygulama ve Araştırma Merkezi…

Bu kapasitedeki üniversitedeki atama kavgasının temel nedeni, bir iki noktada izah edilecek gibi değil. Kesin olan bir şey varsa; o da siyasetteki çürümüşlük, kalitesizlik ve hegemonyanın sürdürülebilmesi için, benim olsun da ne olursa olsun zihniyetidir. Bu zihniyet, faydalı mı? Ülkenin yararına mı? Geleceğimize hizmet eder mi? Seviyesi nedir? Kalitesi nedir? Liyakati nedir? Kriteri nedir? Bunlar önemsenmiyor bile…Var sa yok sa, benim dediğim olsun… Benim dediğim olsun da, sonuç ne olursa olsun anlayışı değişmeli artık… Kendimizi, çıkarlarımızı değil, canımızdan aziz bildiğimiz vatanımızı, ülkemizi düşünmeliyiz. Vatanın, ülkenin geleceği önemli olmalı. İç de ve dış ta( ABD-AB) bu kadar ciddi sorunlar varken, iş güç bırakılmış, horoz dövüşü misali öğrencilerle uğraşıyoruz. Peki, kim bu öğrenciler? Türkiye’nin en zeki, en akıllı, en çalışkan, en üretken, Z kuşağı denen gençler… Üniversiteye girişte, Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavlarında, en yüksek puanı alıp, ilk 2-3 bine giren öğrencilerin % 70’i Boğaziçi (gençlerden nerede ise tamamı) üniversitesine kayıt yaptırıyor. Şimdi, siz kalkıp böyle kapasiteli öğrencileri her türlü akıl dışı suçlamalarla karşı karşıya bırakıyorsunuz. Sonra ‘BEYİN GÖÇÜ’ oluşturduğunuzun farkına dahi varmıyorsunuz…

Boğaziçi öğrencilerinden ne terörist, ne vandal, ne barbar, ne de faşist çıkartamazsınız! Hadi ordan başka kapıya!

Boğaziçi öğrencilerine selam olsun: "Bu kadar güvenme hiç kendine, kimse şah değil padişah değil"

Demek Boğaziçi öğrencileri terörist!
Öyle mi?
Demek Boğaziçi öğrencileri barbar!
Öyle mi?
Demek Boğaziçi öğrencileri vandal!
Öyle mi?
Demek Boğaziçi öğrencileri faşist!
Öyle mi?
Hadi ordan başka kapıya!

Boğaziçi öğrencileri terörist de değil. Barbar da değil. Vandal da değil. Faşist de değil.
Boşuna çabalıyorsunuz. Ne deseniz, ne yapsanız nafile.
Boğaziçi öğrencilerini ne yapsanız şeytan-laştıramaz-sınız!
Onların sırtından toplumu, siyaseti daha da kutuplaştırıp, ülkede cehenneme
açılan yollara, yeni ve lanet taşlar döşeyemezsiniz.
Çünkü onlar, Boğaziçi öğrencileri… Demokrasi diyorlar.
Özgürlük diye haykırıyorlar. Akademik ve bilimsel özgürlük istiyorlar.
"Kayyum rektör"e hayır diyorlar. "Atanmış rektör"e hayır diyorlar.
İntihal yapmış hocaya, hayır diyorlar. Ve otoriteye itiraz haklarını kullanıyorlar.
İtiraz haklarının, gösteri haklarının, yani "anayasal hakları"nın kağıt üstünde
kalmasına razı olmuyorlar. Kulak veriyorum onlara
: İşte bu gençler ne diyor, ona bakalım;

Üstüme gelme madilerim,
Beni temsil edemez bilirim,
Kayyumdan rektör olamaz,
Seni bir eylemle rezil ederim,

Korkmuyorum sana direnmeye ben,
İnatçıyım, derdim çok,
Atanmış çok seçilmiş yok,
Dostum çok, hiç vazgeçmem yok…

***

Ah ne zaman, istifan ne zaman.?
Neler çektik atanmıştan,kayyumlardan,
Sen mi yaman biz mi yaman?

***

Bu devirde kimse sultan değil,
Hükümdar değil, bezirgan değil,
Bu kadar güvenme, hiç kendine,
Kimse şah değil, padişah değil,

***

Boğaziçi öğrencileri söylüyor.
Boğaziçi öğrencileri oynuyor.
İçim doluyor, taşıyor.
Selam olsun onlara diye
haykırıyorum içimden...
Evet, bu devirde hiç kimse sultan değil,
padişah değil.

***

Boğaziçi'nin Müslüman öğrencilerinin sesi,
içimde demokrasi ve özgürlük konusunda
iyimser duygular uyandırıyor …

***

Kabe figürlü eseri, okulumda Müslüman, kimliğimi özgürce yaşayabilen
biri olarak, fikir özgürlüğü olarak tanımlıyorum.

Kutsal değerlerimin sanat eserinde kullanılan imgelerle zedelendiğini düşünmüyorum…
Öğrencilerin kimlikleri üzerinden şeytanlaştırılmasını ve tutuklanmasını
kabul etmiyorum…

Eser, Müslümanlar açısından kırıcı ve
incitici olsa da, oluşan gerilim, okulumuzda yıllardır korunan ve bizim de desteklediğimiz
saygı, hoşgörü ve özgürlük ortamı çerçevesinde çözülmelidir. Dolayısıyla bu gibi uyuşmazlıkların çözümünde şiddet, tehdit, linç ve cezalandırma yollarına başvurmak
asla kabul edilemez.
Bu süreçte esere dair rahatsızlığını dile getiren bizler ve diğer birçok
Müslüman arkadaşımız, herhangi bir ayrımcılığa, lince veya fişlenmeye maruz kalmadık.
Öte yandan, üniversitemize atanan Melih Bulu’nun kullandığı ayrıştırıcı ve hedef gösterici
dil, inancımızla ve Boğaziçi kültürüyle taban tabana zıttır.
Tutuklu ve gözaltında olan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.
Rektörler demokratik seçim yoluyla belirlenmelidir. Kampüs içindeki
ve çevresindeki polis ablukası kaldırılmalıdır.

Tekrar ediyorum. Demokrasi ve özgürlük diyen
Boğaziçi öğrencilerinden ne yaparsanız yapın, terörist, vandal,
barbar, faşist çıkartamazsınız. Hadi ordan başka kapıya!

SON SÖZ:’’ İŞİ EHLİNE VERİNİZ.’’ *Hz.Muhammed*