Bizim Nesil (1)

30/06/2022 22:37 775

 

Değerli okurlarım bilirler.

Ben ve bazı yazar dostlarım, arada bir "Bizim Nesil" deyip dururuz.

Yani, gençlik ve çocukluk günlerimize götürürüz sizleri.

Pek de beğeni alırız doğrusu.

Meslektaşım Deniz Kavukçuoğlu "Alageyik Sokağı Bir Liman mıydı?" adlı kitabından bizi gençlik günlerimize geri götüren satırlar yollamış.

Hadi gelin birlikte okuyalım.

***

Bol köpüklü, nefis kokulu "Puro Tuvalet Sabunu" kullanırdık, banyolarımızda.

Başımız ağrıdığında "Gripin" alırdık.

Diş macunumuz "Radyolin"di.

İpana'yı daha sonra, 21 puan bilgi yarışmalarından tanıyacaktık.

Sunucumuz Orhan Boran, güreş spikerimiz ise Eşref Şefik'ti.

Futbol maçlarını Halit Kıvanç'tan (1963'deki Garbis Zakaryan-Wen Burune müsabakasından itibaren Orhan Ayhan oldu) dinlerdik.

Akbaba, Hafta, Yelpaze, Hayat, Ses Mecmuaları okunurdu evlerimizde.

Dünya'yı Hikmet Feridun Es'in röportajlarından tanırdık.

Daha çok şey bilmek isteyenler bir de aylık "Bütün Dünya" alırlardı.

Herkes gazete okurdu.

Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Yeni Sabah, Vatan, Son Posta, Son Havadis, Dünya...

Hiç kimse "kupon" nedir "sertifika" nedir bilmezdi.

Havagazı'yla yanardı mutfak ocaklarımız..

Fakat gaz'dan çok hava gelirdi borulardan.

Musluklarımızdan "Terkos" suyu, "Elmadağ" suyu akardı.

En fazla ışık veren, en fazla dayanan, en az cereyan sarf eden "Tungsram" ampulleriyle aydınlanırdı evlerimiz.

Annelerimizin dikiş makineleri "Singer"di, "Minerva" idi.

Magic Chef sobaları yeni gelmişti Türkiye'ye.

Türkiye Umum Mümessili "Koç Ticaret T.A.Ş." tediyatta kolaylık gösterirdi müşterilerine.

Hoover elektrikli çamaşır makinesi sayesinde neşe girerdi evimize, ayda 25 lira taksitle.

Cikletlerimiz "Golden" ya da "Mabel"di.

Artist resimleri çıkardı içlerinden.

"Parker Dolmakalem" rakipsiz bir hediye idi.

Günde 5 terkip "Pa-Ro Çocuk Maması" yerdi bebekler, anne sütüne en yakın çocuk maması diye.

Tiyatrolara, sinemalara gidilirdi..

İyi filmler bir yıl, iki yıl geç gelirdi Türkiye'ye.

Sinemaların 5 dakika aralarında Frigo, Eskimo yenirdi.

Taksilerin cam altlarında boydan boya, siyah-beyaz damalı şeritler bulunurdu.

"Gislaved" lastik giyerlerdi köylüler ayaklarına.

Mahalle bekçileri düdük çalarlardı geceleri.

Yol kavşaklarında güler yüzlü polisler yönetirdi trafiği.

Hilton Oteli açılır olay olurdu.

Nat King Cole İstanbul'a gelir, büyük olay olurdu.

Gazeteci İlhan Demirel, Terry Moore'un külotsuz fotoğrafını çeker, çok büyük olay olurdu.

(Devam Edecek)