"Bizde böyle büyük bir insan ölmedi ki" (3)

13/01/2022 19:54 115

 

Önceki bölümde; Nazi Almanya'sından kaçmak isteyen bilim insanlarının; Atatürk'ün açtığı yol ile Türkiye'ye gelişlerinin hikayesini anlatarak;

10 Kasım günü derse girmek üzere olan Prof. Arndt, Mustafa Kemal'in ölüm haberi üzerine, dersi iptal edip etmeyeceğini sordu;

"Almanya'da böyle kimseler öldüğünde yapılanı yapınız" cevabı üzerine;

"Almanya'da şimdiye kadar böyle büyük bir adam ölmedi ki" dedi, demiştik.

Prf.Arndt'ın oğlu Walter, başlayan savaşta Nazilere karşı Polonya Ordusu saflarına katıldı ve esir düştü.

Fakat Türk Hükümeti, onu bile kurtarmayı başardı.

Atatürk Türkiye'si öyle itibarlıydı ki, o öldükten sonra bile etkisi sürüyordu.

Naziler, Türkiye'ye geçen bilim insanlarını geri alabilmek için Herbert Schurla'yı gönderdi ve cazip tekliflerde bulundu.

Yahudi bilim insanları yerine, alanında en başarılı Alman bilim insanları teklif edildi.

Üstelik ücretlerini bile Naziler ödeyecekti.

Ama reddedildi.

Philip Schwartz; en zor dönemde kapılarını açan Türkiye için "Batı'nın pisliğinin bulaşmadığı harika bir ülke" diyecekti.

Erich Frank savaşın ardından, Alman Tıp Akademisi üyeliğine seçilmesine ve altın liyakat Madalyası ile ödüllendirilmesine rağmen geri dönmedi.

Frank; yıllar sonra "Tüm Dünya kapılarını kapattığında, Türkiye kollarını açarak bağrına bastı" diyecekti.

Prof. Clemens Bosch ülkemize o kadar bağlandı ki, Emin ismini alarak müslüman oldu.

Von Hippel anılarında "Belki de Atatürk'le arkadaş olacağım diye içimden gizlice seviniyordum. Biz burada tamamen Türkleştik.. Yeni bir vatan bulduk. Askerlik yapmam gerekse seve seve yapardım" diyecekti.

Atatürkün, Hitler zulmünden kaçan bilim insanlarına olan cesur yardımı Einstein'in da kulağına gitmişti.

O çok daha önce ABD'ye iltica etmişti.

Ama geride kalanlara yardımcı olmaya çalışıyordu.

Bunu için Türkiye'ye bir mektup yazarak yardım talebinde bulundu.

Einstein mektubunda yaklaşık kırk kişinin v ülkeye kabul edilmesini istedi.

Fakat bu teklif hükümet tarafından üzülerek reddedildi.

Çünkü Türkiye alabileceği azami akademisyeni kabul etmişti.

Türkiye'de yalnızca bir üniversite vardı ve değerlendirme imkanı yoktu.

Belki de o dönemde ülkemizde pek çok üniversite bulunsaydı ve ekonomik durum daha iyi olsaydı, çok daha fazla bilim insanı kabul edilebilirdi ve Türkiye Bilim alanında çok daha ciddi atılım elde edilebilirdi.

Ama maalesef imkanlar sonuna kadar kullanılmıştı.

Türkiye dışında Yahudi Bilim İnsanlarına en büyük desteği açan ülke ABD idi.

Ülkede pek çok üniversite bulunuyordu ve ekonomik anlamda Türkiye'nin yüzlerce kat fazlasını tahsis edebiliyordu.

ABD bu sayede en ünlü bilim ve sanat insanlarını çekmeyi başardı.

Türkiye Naziler'in tehdit saçtığı ve pek çok ülkenin çekindiği bir dönemde, pek çok bilim insanını ülkemize çekmeyi başardı.

Çünkü onurlu bir duruşu ve büyük bir lideri vardı.

Atatürk vardı.

Onun şahsi itibarı ve Türkiye'nin tutarlı duruşu, bunu sağlamıştı.

Ülkemize gelen bilim insanları, geri kalmış bir eğitim hayatını tahmin edilemeyecek kadar ileriye taşıdı. ve önemli bir ekol yarattı.

Fakat bu atılım maalesef uzun ömürlü olmadı.

İkinci Dünya Savaşından sonra Amerikan tahakkümü, eğitim hayatımıza da çöktü.

Ve halen devam ediyor...