BİR VİRÜS DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK

25/03/2020 19:56 643

 

Tüm dünyayla birlikte ülkemizi de etkisine alan Corona virüsle mücadele, sanırım hepimizin hayatı ve olayları yeniden sorgulamamıza neden oldu.

En önemlisi, tehlike ve riskler karşısında en azından tüm insanların eşit olduğu, ayrım yapılmaması fikri öne çıktı.

Eşitlik ve adalet beklentisiyle özgürlük için verilen mücadelenin ne kadar haklı ve gerekli olduğunu daha iyi anlamamız için böyle bir felaket mi olması gerekiyordu?

Devlet başkanlarından bakanlara, milletvekillerine, iş insanlarına kadar, zengin, yoksul ayırımı yapmadan tüm insanlığı tehdit eden bu virüsle başlayan sorgulama bizi yeni bir dünya düzeni arayışına kadar götürecek.

Eskiden talep edilmesi bile yasak olan, bu fikirleri açıkladığı için insanların ceza aldığı ülkemizde şimdi en üst düzeyde yetkili ağızlardan sağlık ve eğitim hizmetlerinin parasız verilmesi konuşulmaya başladı.

İnsanların eğitime ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı en çok konuşulan konuların başında geliyor.

Geçmişte bırakın eşit sağlık hizmetini, hastalıklarından dolayı yurt dışında tedavi olması gereken Ruhi Su’ yu, Harun Karadeniz’i ölüme terk eden bir zihin ikliminden nerelere geldik.

Yeni Dünya Düzeninin kurulmasında en temel öge olan; çalışan emekçi, yoksul, emekli, alt gelir gruplarına mensup insanların yeni dayanışma örneklerine yönelmesine de neden oldu bu virüs.

65 yaş üstü diye başlatılan ayrımcı uygulamalara karşın özellikle gençlerin, kendileri daha az risk altında olmalarına karşın gösterdikleri duyarlılık, zamanla onları daha olumlu etkilemeye devam edecek.

Gösterilen bu duyarlılık ve oluşturulmaya çalışılan dayanışma örgütlenmeleri sanki yeni bir dünya düzenine olan ilgi ve beklentinin habercisi gibi.

Öte yandan bu hastalıklı günler, beden sağlığımız kadar akıl sağlığımıza da olumlu katkılar yapacağa benzer.

Kuşkusuz amacım var olan tehlikeyi küçümsemek ya da yok saymak değil elbet.

Önemli olan bu olumsuz durumdan yararlı ve de yaşamsal dersler çıkarabilmek.

Salgın nedeniyle zorunlu olarak kendini izole eden insanlar daha çok okumaya, daha çok araştırmaya ve de en önemlisi daha çok düşünmeye ve olayları sorgulamaya başladılar.

İnanıyorum ki; birçoğunuz da benim gibi sizler de merak ediyor ve soruyorsunuzdur!

Bu virüsün bir tehdit olarak yayılmaya başladığı bilinmesine rağmen niye umre ziyaretlerine izin verildi?

Haydi! bu kadar insanı böylesine bir tehlikeli ortamda gönderdiniz, onların dönüş tarihi biliniyordu.

Niye gerekli önlemleri alıp, karantina yerlerini planlamadınız?

Yasak savar gibi binlerce yaşlı insanı hiç de uygun olmayan koşullarda öğrenci yurtlarına tıktınız?

Gece yarıları özellikle de kız öğrencileri yurtlarında ayrılmaya mecbur ettiniz?

Salgınla ilgili alınacak önlemlerin konuşulacağı koordinasyon toplantısına Türk Tabipler Birliği, Disk, Kesk gibi örgütleri çağırmadınız?

Çok daha önemlisi; bu hafta meclise getirilmesi planlanan infaz değişiklik yasa taslağına siyasi tutukluların dahil edilmeyeceği söyleniyor.

Hep birlikte gördük ki, bu virüs ayrım yapmadığı gibi, sağlıkta ayrım zaten olmaz.

Bırakın uyuşturucu kullananları, bunun ticaretini yaparak gençlerimizi, çocuklarımızı zehirleyenleri bile bu taslağa alırken, henüz iddianameleri bile hazırlanmamış, kimilerinin ifadeleri bile alınmamış insanları bu koşullarda cezaevlerinde rehin tutmaya devam edeceksiniz.

Aslında adil yargılama, bağımsız yargı gibi tüm toplumun ortak beklentilerini, özlemlerini kısmen de olsa yerine getirebilmek için de önümüze çok büyük bir fırsat sunuyor bu virüs.

Bu ülkede aydınları, sanatçıları, demokratları dikkate almadınız, düşüncelerinden dolayı cezalandırdınız ama bu virüs belki de aklınızı başınıza getirecektir.

İnsan emeğinden daha değerli hiçbir şeyin olmadığı, eşitlik ve özgürlük temelinde, barış içinde birlikte yaşayacağımız bir dünyayı yeniden hatırlattı bize bu virüs belası.

Bir virüsle başladı herşey.

Belki de bir virüsün etkisiyle kurulacak yeni dünya düzeni.

Belki en çok ciğerlerimizi tahrip etti bu virüs ama en çok da vicdanlarımıza dokundu.

Umarım bu günlerde geçer ve ilerde kazanacaklarımız, kaybettiklerimizden çok daha fazla ve kalıcı olur.