Bir Türk kadar yararlı

01/08/2022 03:39 740

 

İngilizce öğrenirken hep elimizin altında duran "Redhouse" sözcüklerinin yaratıcısı Jamed Redhouse'un hayatının önemli bir bölümü İstanbul'da, Osmanlı'nın hizmetinde geçirdiğini hiç duydunuz mu?

İşte Osmanlılar'ın deyişiyle "İngiliz Mustafa'nın pek bilinmeyen sıra dışı öyküsü;

Jamed Redhouse, Britanya İmparatorluğunun  "üzerinde Güneş batmadığı" bir dönemde 1811 yılında Londra'da doğdu.

Henüz 5 yaşındayken babasını kaybetti.

8 yaşındayken bir aile dostu tarafından, erkek çocuklarını denizciliğe hazırlamak üzere eğitim veren bir vakıf okuluna kaydedildi.

Burada sıkı bir eğitimden geçirdi.

Fakat disiplinsiz davranışları nedeni ile okuldan uzaklaştırıldı.

Okuldan atıldıktan sonra bir süre gemilerde kamarot ve miço olarak çalışmaya başladı.

1826 yılında çalıştığı ticaret gemisinin İstanbul'a uğradığı sırada teknik ressam olarak çalışma teklifi alınca hemen işini terk etti ve hayatını değiştirecek şehre (Dersaadet'e) İstanbul'a adımını attı.

Henüz çocuk yaşlarında geldiği Osmanlı Başkentinde tersanelerde çalışmaya başladı.

İngiltere'de aldığı sıkı eğitimin de etkisiyle kısa zamanda adından söz ettirmeyi başardı.

Ancak tersanedeki çalışma azmi ve yeteneğinden daha çok dikkat çeken bir husus vardı, o da Türkçe'yi öğrenmedeki hüneriydi.

Mühendishanede İngilizce hocalığı yaparken bir yandan da pek çok dil öğrendi.

Redhous'un İstanbul'a geldiği Osmanlı İmparatorluğu'nda değişim ve yenilik rüzğarları esmekteydi.

Modern bir ordu kurulup donanma ıslah edilirken, uluslararası alanda da denizlerdeki üstünlük, Fransa'dan İngiltere'ye geçiyordu.

Bu değişim nedeniyle "Bahriye Okulları"nda okutmak üzere İngilizce kitaplara ve tercümana ihtiyaç doğdu.

Rehhouse, oluşan bu fırsatı iyi değerlendirdi.

Önce "Tercüme Odasında" çalışmaya, ardından "Mühendishane-i Hümayun" (Deniz Mühendishanesi)nde  İngilizce hocalığı yapmaya başladı.

Bir yandan, Fransızca, Arapça, Farsça, Almanya ve İtalyanca gibi dilleri öğrenip dil bilgisini genişletti.

Öte yandan İstanbul'da geniş ve önemli bir çevre edindi.

Abdülmecid döneminin sadrazamı Hüsrev Paşa ile tanışması da bu döneme rastlar.

Sadrazamın verdiği görevle Londra’daki Türk öğrencilerin müfettişi olur.

Redhouse 1830 yılında İstanbul'dan ayrılır.  

Rusya'nın Güneyine gider.

3 yıllık Rusya seyahatinde hem Türkçe'nin Doğu lehçesiyle ilgilenir, hem de ilk önemli sözlük çalışması olan "Osmanlı Lisanı'ndan Seçmeler"in önemli bir kısmını tamamlar.

Rusya'dan döndükten sonra Londra'ya gitse de İstanbul ile bağını koparmaz.

Londra'da Hüsrev Paşa tarafından kendisine verilen görev; İngiltere'ye eğitime gelen Türk öğrencileri denetleyip onlara İngilizce öğretmektir.

Yeni görev yeri; Osmanlı Dışişleri Bakanlığı.

Redhouse 4 yılın ardından tekrar İstanbul'a döner ve daha aktif görevlerde bulunur.

Sadrazam Hüsrev Paşa'nın tercümanlığına kadar getirilir..

Demem o ki; Jamed Redhouse, ülkemize bir Türk kadar yararlı olmuş ve yine bir Türk kadar sevilmiştir.