BİR KAŞIK SUDA FIRTINA, MONTRÖ 2

14/04/2021 02:51 239

 

Türkiye ise, Lozan Antlaşması'yla getirilen bu geçici düzenlemenin değiştirilmesi ve kalıcı, yeni bir düzenleme yapılmasını istiyordu.

Türkiye'nin çabaları 1930'ların ortasında karşılık buldu. Başta İngiltere olmak üzere, Balkan ülkeleri yeni bir düzenleme yapılması için İsviçre'nin Montrö kentinde bir konferans düzenlenmesini kabul etti.

O dönem, Anadolu Ajansı'nda yayımlanan bir haberde, konferansın "Boğazların tahkimi meselesini tetkik ve intaç edeceği (sonuçlandıracağı)" belirtildi. Aynı haberde konferanstaki tartışmaların zeminini de hükümetin hazırladığı projenin oluşturacağı vurgulandı.

Konferans Haziran ayında toplandı ve haftalar süren görüşmelerin ardından 20 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. 9 Kasım 1936 yılında yürürlüğe girdi.

Sözleşmeye Türkiye'nin yanı sıra Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya imza attı.

Sözleşme neden önemli?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye tarafından çok önemli bir uluslararası anlaşma olarak kabul ediliyor.

Kasım 2020'de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu imzasıyla, bütçe görüşmeleri sırasında TBMM Genel Kurulu'na sunulmak üzere hazırlanan kitapçıkta, Montrö Sözleşmesi "temel bir belge" olarak tanımlanıyor.

Kitapçıkta, Türkiye'nin sözleşmeyi İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş dönemi, Gürcistan ve Ukrayna krizlerinde de "özenle, tarafsız ve saydam bir şekilde" uyguladığı belirtilerek, "Bu çerçevede, Karadeniz'de barış, güvenlik ve istikrarın sağlanmasında asli bir unsur olan Montrö Sözleşmesi'nin aradan geçen süre zarfında başarıyla uygulanmış olması, Sözleşmeyle oluşturulan dengenin kalıcılığının bir göstergesi, aynı zamanda da teminatıdır" ifadeleri yer alıyor.

Büyükelçi Haydar Berk de, 2002 yılında kaleme aldığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde yer alan makalesinde Montrö Sözleşmesi'nin Türk Boğazları'ndan "ticaret ve harp gemilerinin geçiş ilkelerini düzenleyen temel belge niteliğinde" olduğunu yazıyor.

Berk, "Montreux Sözleşmesi, imzalandığı tarihten bu yana önemini ve geçerliliğini koruyan az sayıdaki çok taraflı anlaşmalardan biridir. Bunun ardındaki belirleyici neden, Sözleşmenin ülkemizin yanı sıra, Karadeniz'e kıyıdaş devletler ve üçüncü ülkeler için de makul ve uygulanabilir bir çıkar dengesi oluşturmasıdır. Ayrıca, ülkemizin Sözleşmeyi… titizlikle uyguluyor olması da önemli bir etkendir" diyor.

Sözleşme Türkiye'ye hangi hakları tanıyor?

Montrö Sözleşmesi'nin Türkiye açısından en büyük kazanımları arasında, 1923 tarihli Boğazlar Sözleşmesi'nin getirdiği kısıtlamaların kaldırılması gösteriliyor.

Montrö ile birlikte, her iki Boğaz ve boğazların giriş noktalarını da kapsayan bölgede Türkiye'nin egemenlik hakları tesis edildi.

Montrö'nün Türkiye'ye kazandırdığı üç temel hak sıralanıyor:

*Boğazlar bölgesi askerileştirildi. Böylece Türkiye, Boğazlar bölgesine yeniden asker konuşlandırma hakkı elde etti.

*1923'te kurulan Boğazlar Komisyonu'nun yetkileri, Türkiye'ye devredildi. Bu da egemenliğin kurulmasını sağladı.

*Savaş ve yakın savaş halinde, Türkiye'ye yabancı savaş gemilerinin geçişine kısıtlama koyma yetkisi tanındı. Ayrıca bir seferde geçebilecek savaş gemisi, tipine, sayısına ve ağırlığına sınırlama getirildi ve önceden haber verme şartı konuldu.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, 2017 yılında yazdığı "Askeri ve Stratejik Açıdan Montreux'nün Dünü ve Geleceği" adlı makalede, sözleşmenin "Türkiye'nin güvenliğinin korunması, geçiş serbestisi kullanımının düzenlenmesi ve Karadeniz-Akdeniz dengesinin sağlanması ile ilgili" olduğu değerlendirmesini yaptı.

Prof. Dr. Caşın, "Türkiye, Montreux Sözleşmesi ile bir yandan kendi güvenliğini artırmak için Boğazlar bölgesini silahlandırma hakkına sahip olurken, Sözleşme'nin 19, 20 ve 21. maddeleriyle çok önemli stratejik kozlara da sahip olmuştur. Sözleşme ile kurulan Boğazlar rejiminin öncelikli yaklaşımı Türkiye'nin milli güvenlik algılamaları teşkil etmiştir" dedi.

Sözleşmenin 19'uncu maddesi, savaş zamanında gemilerin geçişini düzenliyor, 20'nci madde savaş gemilerinin geçişiyle ilgili Türkiye'nin "dilediği gibi davranabileceğini" belirtiyor ve 21'inci maddede de yakın savaş tehlikesi olması halinde de Türkiye'ye benzer şekilde davranma yetkisi tanıyor.

Kanal İstanbul tartışmaları Montrö'yü nasıl etkiliyor?

Montrö Sözleşmesi konusu, Kanal İstanbul ile ilgili tartışmalarda da zaman zaman gündeme geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aralık 2019'da yaptığı açıklamalarda bu konuya değindi. Erdoğan, ilk açıklamasında "Bir İstanbul boğazımız var. Siz Independenta olayını unutuyor musunuz? Hepsinden öte Montrö Anlaşması Türkiye'ye ne kazandırmıştır ne kaybettirmiştir? Bunu hiç düşündünüz mü?" dedi.

Bundan yaklaşık bir hafta sonra yaptığı bir başka açıklamada ise, Erdoğan, "Montrö Sözleşmesi'nin siyasi tehdidine" dikkat çekmiş; sonrasında ise katıldığı bir televizyon programında konuyla ilgili soruya "Montrö'yü kafaya takmayın" yanıtını vermişti.

Bu açıklamalardan kısa bir süre sonra, Ocak 2020'de 126 emekli büyükelçi Montrö'nün tartışmaya açılmaması gerektiğini belirten ortak bir açıklama yaptı.

Büyükelçilerin ortak açıklamasında, Kanal İstanbul projesinin Montrö Sözleşmesi'ni tartışmaya açacağı ve bu durumun Türkiye'nin boğazlar ile Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğini kaybetmesine yol açacağı belirtildi.

Açıklamada, "Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılması, Türkiye'ye bütün bu kazanımlarını kaybettirebilecek yaşamsal bir egemenlik ve güvenlik, kısacası gerçek bir beka sorununa yol açacaktır. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde çeşitli emelleri olan devletlerin çıkarına hizmet edecek olan Kanal İstanbul'dan vazgeçilmelidir" denildi.

SON SÖZ: ‘’ BİR DELİ KUYUYA TAŞ ATTI, KIRK AKILLI BİR OLDU, ÇIKARAMADI.’’