Bir Gazzeli'den mektup var (2)

03/06/2021 00:19 161

 

Önceki yazımda bir Filistinli'nin "Lütfen bize yardım etmeyin" diye biz Türklere hitaben yazdığı mektuptan söz ederek, demiştik ki;

"Osmanlı'nı Filistin'deki bu Arap yöneticileri sayesinde Yahudileri Osmanlı vatandaşlığına geçirerek toprak satmaya devam ettik"

Ama sonra bu durum da anlaşıldı.

Osmanlı yine işimize taş koydu.

Ama biz anlamıyorduk, Osmanlı neden bu kadar karışıyordu bizim toprak satmamıza...Kızmıştık Osmanlı'ya.

Derken büyük savaş başladı.

İngilizler geldi o zaman.

Öyle ya, İngiliz demek, medeniyet ve özgürlük demekti.

Bize bol bol altın verdiler, para verdiler.

Ama biz, Filistin cephesindeki Türk Askerleri'ni soyduk.

Ha bu arada bir İngiliz albay vardı, adı Charles Wembley.

"Türk askerlerinin karnı altın dolu, gidin onları alın" dedi bize.

Biz de Filistin'de yakaladığımız her Türk'ün karnını deştik, ama altın falan bulamadık.

Ama olsun; İngiliz öldürdüğümüz her Türk askeri için para ödüyordu bize.

Sonra Osmanlı cephede yenilince, kanal harekatında, Türk askerine gelen bütün yardımları yağmaladık...Tam 14 bin Türk askeri öldürüldü orada.

Sonra tabi Filistinden de çekildiler.

Büyük İngiliz komutan geldi, adı Emanuel Allenby'di.

Onu çok sevdik; çünkü bize süper teklifler yaptı.

Hatta ismi de uygun olduğu için ona, Peygamber anlamına gelen "el-nebi" dedik.

Sonra bizim el-nebi'ye, taa Şam'a kadar eşlik ettik.

Hatta el-nebi Şam'daki Selahaddin Eyyübi'nin sandukasına, çizmeleri ile basmadan önce, onun çizmelerini parlatan kişi Filistinli bir Arap'tı.

Büyük savaş bittikten sonra, artık Osmanlı tehlikesi ve zulmü ortadan kalktığı için Yahudi kardeşlerimize istediğimiz kadar toprak satabiliyorduk.

Bu arada Yahudiler kale gibi korunaklı köyler inşa ettiler.

Bize artık dostane davranmıyorlardı.

Araplar ve Yahudiler arasında çıkan anlaşmazlıklarda İngilizler, hep Yahudiler haklı buluyorlardı.

Sanki biraz adaletsizlik vardı.

"Osmanlı daha adildi" diye düşünmeye başladık.

Ama biz Yahudi kardeşlerimiz sayesinde, çalışmadan, bol paralı günler geçiriyorduk.

Birkaç münferit olayın ne önemi vardı ki.

Bu arada 2. büyük savaş başladı.

Duyduk ki Avrupa'da Yahudilere zulüm ediliyormuş.

Onların buraya gelmesi için bağış topladık aramızda.

Daha çok Yahudi geldi, biz de daha çok toprak sattık.

Bu büyük savaş da sona erdi.

İngilizler Filistin'den ayrılmaya karar verdi.

Ayrılırken de Filistin'i bize bırakacaklarını sanıyorduk.

Ama onlar burada, iki ayrı devlet kurulması için Birleşmiş Milletler'e (BM)gittiler.

Tam o sırada Yahudi kardeşlerimiz bize saldırdı.

Sonra İngiltere Filistin'den ayrıldığını ilan etti ve burada İsrail Devleti kuruldu.

Ne olduğunu anlamamıştık bile.

Daha sonra Yahudilere her "kahrolsun İsrail" diyerek saldırdığımızda topraklarımız biraz daha küçüldü.

Artık topraklarımızı parayla değil, tankla, topla alıyorlardı.

Aradan yıllar geçti.

Artık biz Dünya'nın gözünde birer terörist olmuştuk.

O yıllarda Türkiye'de de PKK Terör Örgütü faaliyetlerine başlamıştı.

Onların ilk eğitimlerini bizim kamplarımızda verdik.

Siz Türkler ise İsrail'e kızıyor, hala bizi destekliyor, bize acıyordunuz.

Sonra Ermeniler bize yardım etti diye "Ermeni Soykırımı"nı tanıdık.

İşte böylece bu günlere geldik.

Bir Filistinli arap olarak, vicdan azabı çekiyorum.

Siz ne saf bir milletsiniz; İki namaz kılan görünce hemen aldanıveriyorsunuz.

Gemilere doluşup bize yardım getirirken (İsrail tarafından) öldürülüyorsunuz.

Ey sevgili Türk Milleti; lütfen bize yardım etmeyin.

Biz bu yardımı gerçekten hak etmiyoruz.

***

Bu samimi itirafa ne eklenir ki...