BİR ATAMANIN ANATOMİSİ 2

08/04/2021 23:04 366

Ama Zeytinoğlu Ailesi’ni diğer ailelere göre ayrıştıran özelliği, aynı zamanda çok önemli bir sanayici aile olmasıydı…1970’lerde sanayide başlayan çıkışları, daha sonra pek çok sektöre genişlemiş ve aile en sonunda Eskişehir’de kurulmuş olan ve yerel düzeyde faaliyet gösteren ESBANK’I alarak, ulusal çapta faaliyet gösteren bir banka haline getirir…
ESBANK giderek büyümektedir… Büyümesine ama büyüdükçe sorunlar da beraberinde gelmektedir.
Bu arada takvim yaprakları 1990’ların başını, yani 1991’i gösterdiğinde ESBANK’A genç-cevval bir isim,  üst düzey yönetici atanır. İlerleyen yıllarda, Genel Müdür Yardımcısı yapılacak bu isimden bankayı adım adım yaklaşan trajik sondan kurtarması istenecektir sonraları…
Bu “Cevval-atakan” ve Genel Müdür Yardımcısı olacak isim, Tarihler 1994 yılında bir başka “Genç-Cevval-atakan” ismi, ESBANK’A yönetici olarak getirir…El ele verecekler ve ESBANK’I kurtaracaklardır…….
Ama ortada pek de kurtulacak gibi bir durum yoktur… Zira, Türkiye bankacılık sektörü hiç de iyiye gitmemekte, büyük bir krizin ayak sesleri gittikçe yakından duyulmaktadır.
İşte, Türkiye’de ekonomik ve siyasal olarak, pek çok köklü değişikliğe neden olacak, 2001 ekonomik krizinin, en önemli sebeplerinden birisi de, bankacılık sektöründe yaşanan bu krizdir.
İçi boşaltılan, hortumlanan bankalar teker teker on binlerce mağdur yaratarak batmakta, milyonlarca liralık zarar faturası ise, devlete kalmaktadır…
O güne kadar büyürken Eskişehir’in siyasette “Etkin” bu ailelerinin de desteğini görmüş olan ESBANK’I batma döneminde, yine bu siyaset dünyasındaki etkin isimlerin “Hatır-Gönül “işleri de daha fazla taşıyamaz ve… Evet işte tam da bu süreçte, Zeytinoğlu Ailesi’ne ait ESBANK’DA 1999 yılında batar…BankaTMSF’ye devredilirken, devlete zararı tamı tamına eski para ile 233 TRİLYON olarak açıklanır… Evet, ESBANK 233 TRİLYON zarar ile birlikte batıp gitmiş, enkaz ise devlete-millete kalmıştır.
Şimdi siz bana “Arkadaş yazıya Merkez Bankası’ndaki Başkan Yardımcısı ataması ile başladın, 2001 krizinden ESBANK’ DAN  bahsediyorsun, ne alaka?” diyecek olursanız, demeyin efendim, demeyin, çok alakası var…
Şimdi bu ESBANK, eski para ile 233 TRİLYON zarar ile batıp, faturayı da devlete bırakıp giderken ESBANK’I “Kurtarsın” diye göreve 1991’de getirilip, daha sonraları pek hızlıca yükselip Genel Müdür Yardımcısı olacağını söylediğimiz “Genç-cevval” bir isim vardı ya?
İşte o Genel Müdür Yardımcısı’nın adı Şahap Kavcıoğlu’ydu…
Hani o “Genç-cevval-atakan” Genel Müdür Yardımcısı’nın yani Şahap Kavcıoğlu’nunESBANK’Ibirlikte kurtarmak için bankaya üst düzey yönetici yaptığını yazdığımız bir başka “Genç-cevval” isim vardı ya… O isimin adı da Mustafa Duman’dır…
Şimdi efendim ESBANK’I 233 TRİLYON zarar ile batıran bu ikili yine bir araya geldi…
Aynı ESBANK’DA olduğu gibi, önce Şahap Kavcıoğlu Merkez Bankası Başkanlığı’na atandı… Yine ESBANK’DA olduğu gibi, Şahap Kavcıoğlu’nun ilk icraatı, ESBANK’DAN “Yol arkadaşı” Mustafa Duman’ı yardımcısı yapmak oldu…
Şimdi bu ikilinin ESBANK’DA yaptıkları muhteşem (!) kariyer ortada…
ESBANK’I 233 TRİLYON TL zarar ile batıranlar, Merkez Bankası’nda ne yapar?
İnanın cevabı vermeye korkuyoruz… Ya siz…???

Evet, yazar Eskişehir’de yaşanan, ESBANK serüveni için bunları yazıyor, ama bu ne kadar isabetli bir görüştür, bilinmez. O dönemin koşulları göz önüne alınırsa, tüm suçu, yöneticilere  atmak, ne kadar doğru olur? Banka da hissedar olanların hiç mi suçu yok acaba? Veya sahip olan aileler… Evet, görünüşte pek başarılı olmayan bir icraat gibi ama diğer gelişmeleri bilmeden, bu iki yöneticiyi suçlamak, ne kadar  doğru olur ki…!!!

Şahsen şöyle bir yöntem izlenmesini tercih ederdim… Ülkemizin yetiştirdiği, ve dünyanın en iyi, en büyük ölçekli, kuruluşlarında, profesyonel olarak görev yapan, yine dünyanın en iyi üniversitelerinde öğretim görevlisi olan,  ( Daron Acemoğlu gibi) çok değerli finans ve iktisat uzmanlarımız var. Kafalarda soru işareti bırakacak atamalar yerine,  şaibesiz, dünya ekonomi ve finans çevrelerinde etkinliği olan, itibar sahibi, bilim adamlarımızdan veya  o profesyonellerden yararlanırdım. Çünkü, Türkiye’nin mali yapısı, Merkez Bankası faaliyetleri oldukça sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Her türlü gelecek kaygısından ve politik mülahazalardan uzak, böyle bir kararlı davranış sergilerdim… Temenni etmem ama, şimdiki başkan ve yardımcısı, başarılı olamazsa, her kes diyecek ki; böyle olacağı belliydi… Çünkü hayat böyle bir şey… İş yaşamı, hayat acımasızdır… Bin tane iyi iş yaparsın, takdir görür, alkış alırsın, ama bir tane yanlış yaparsın, kimse  bin tane iyi işi görmez olur artık, sadece o bir tane yanlış yapılan işi görürler…

SON SÖZ:’’ İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ.’’