BİR ANIT PROJE, KÖY ENSTİTÜLERİ 3

21/04/2021 22:40 246

 

Şimdi sana önemli bir şey söyleyeceğim: Herkes benim zayıflığım gibi görür, ama benim gücümdür aslında; mesela ben Köy Enstitüsü fikrine inanmışımdır. İnanmış bir insan, sonuna kadar bunu yürütür; idealizmde, felsefede bu böyledir, ama ben politikacıyım, uygulayıcıyım. Ben gücüme göre gücümün var olduğu yerde, gücümü gösterebilirim. Ben dahi değilim, gücümle, tecrübemle memleket menfaatlerini en üst seviyede tutarak meselelere çözüm bulurum. Ben gücümün bittiği yerde bir politikacı, bir tecrübe sahibi bir insan olarak bir noktada, onu gelecekte tekrar uygulamak üzere bir noktada durdururum. Bu, aslında benim gücümdür. Çünkü artık gücümü kaybettiğim noktada, “Ben bu işi yürüteceğim !” diye yürüdüğüm zaman, artık tamamıyla yok olma durumu vardır; ben gücümün bittiği yerde, her şeye rağmen, yok olucu bir harekete yönelmem. Orada dururum. Zaman, benim için önemli bir faktördür; zaman içinde imkanlar gelir önüme, bir noktada bıraktığım fikrimi yeniden uygularım. Değişen zaman içinde de bana yeni fikirler gelmemiş, o fikrin doğruluğu bende bir kanaat olarak devam ediyorsa, onu yeniden uygularım. Köy Enstitüleri meselesi de böyle olmuştur.

Benim gücüm o zaman nereden geliyordu ? Partiden, Parti Meclis Grubundan, gücümü ben buradan alıyordum. Bu konuda bütün organlarda gücümü kaybetmişim. Ordunun üst kademesinde de huzursuzluk başlamış. Onun için bir süre en çok bu konuda saldırıya uğrayan, Milli Eğitim Bakanı Yücel’le, Genel Müdür Tonguç’u onların da gönlünü alarak bir süre için bu şimşekleri bu olay üzerinden uzaklaştırmak istedim. Fakat sonradan demokratik hareketleri de başlatınca, olaylar öyle gelişti ki kendi cereyanında yürüdü ve bir an geldi ki artık Köy Enstitülerini, eski gücüyle, eski ruhuyla devam ettirmek olanakları benim elimden çıktı.

Kaynak: Topraktan Parlamentoya – Muammer Erten – Boyut Yayınları 2010 sayfa: 271

Köy Enstitüleri nerelerde kuruldu?

Köy Enstitüleri, tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 bölgede kuruldu. Köy Enstitüleri'nde eğitim görenler hem örgün eğitim aldı, hem de modern tarım teknikleri konusunda bilgiler edindi. Böylece tarımda verimliliğin arttırılması planlandı.

Köy Enstitüleri'nin kurulduğu iller ve ilçeler şunlardır;

- Akçadağ, Malatya (1940)
- Akpınar-Ladik, Samsun (1940)
- Aksu, Antalya (1940)
- Arifiye, Sakarya (1940)
- Beşikdüzü, Trbzon (1940)
- Cılavuz, Kars (1940)
- Çifteler, Eskişehir (1939)
- Dicle, Diyarbakır (1944)
- Düziçi, Adana (1940)
- Erciş, Van (1948)
- Gölköy, Kastamonu (1939)
- Gönen, Isparta (1940)
- Hasanoğlan, Ankara (1941)
- İvriz, Konya (1941)
- Kepirtepe, Kırklareli (1939)
- Kızılçullu, İzmir (1939)
- Ortaklar, Aydın (1944)
- Pamukpınar, Sivas (1941)
- Pazarören, Kaysei (1940)
- Pulur, Erzurum (1942)
- Savaştepe, Balıkesir (1940)

Köy Enstitüleri dersleri nelerdi?

Köy Enstitüleri'nin tümünün kendisine ait tarlası, bağı, besi hayvanları, arı kovanları ve atölyeleri vardı. Köy Enstitüleri'nde verilen derslerin yarısı temel örgün eğitim diğer yarısı ise uygulamalı eğitim konularını kapsıyordu.

Köy Enstitüleri neler kazandırdı?

Köy Enstitüleri sayesinde, 1940 ve 1946 yılları arası, 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirildi ve bu tarlalarda üretime başlandı. 750 bin fidan dikildi, 1200 dönüm bağ oluşturuldu, 150 büyük çaplı inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 100 km yol, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 20 uygulama okulu ve 12 elektrik santrali yapılmıştır….

Köy Enstitülerinde yetişen öğretmenler, Köye gidince, köyün İmamı, köyün muhtarı, ihtiyar heyeti ve köy halkı ile köyün ihtiyaçlarını tespit ederlerdi. Bu ihtiyaçlara göre de çalışma yapılırdı. Eğer Köy Enstitüleri amacının dışına çıkarılmasa ve ABD’ nin talepleri olmasa idi, Türkiye bu gün, bir Almanya, bir Japonya ayarında gelişmiş bir ülke olurdu. Ne yazık ki, Darvin nazariyesi burada da geçerli oldu. Yazık oldu o güzelim projeye, o güzelim eğitim sistemine.. Türkiye bu güne gelmiş, hala doğru dürüst bir eğitim sistemi oturtamamışsa, bunun ana nedeni, kurumsal değil, kişisel uygulamalar olmuştur. Bir iktidar düşünün…!!! 19 yıldır iktidarda ama 7 defa Milli Eğitim Bakanı değiştiriyor. Her değişen bakanla, eğitim sistemi de değişiyor. Olmadı sil baştan, öyle değildi, böyle uygulamaları ve bir türlü oturtulamayan eğitim sistemimiz.. Bu daha nereye kadar gider bilinmez… Kalkınmış, gelişmiş ülkelere bakın; önce eğitim işini çözmüşler. Çünkü, her şeyi yapan İNSANDIR, İNSAN KAYNAĞINIZDIR. Nitelikli, yüksek vasıflı, iyi eğitilmiş nesiller taşır sizi geleceğe, teknolojiye, Güçlü ekonomiye…

SON SÖZ: ‘’HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT, İLİMDİR, FENDİR.’’