BASIN ÖNE EĞİLMESİN

07/05/2020 20:53 1705

 

Birleşmiş Milletler 1993 Yılında özgür ve bağımsız bir basın için 3 Mayısı “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kabul etmiştir.

Tüm dünyada basının özgürce görevini yapmasının önünde çeşitli kişi ve güçler tarafından engeller konulduğu, her iktidarın kendine yandaş bir medya oluşturmaya çalıştığı  yadsınamaz bir gerçek.

Bu yılda bu önemli günde yöneticiler, siyasi partiler ve basın meslek örgütleri açıklamalar yaptılar.

Bu açıklamalardan en önemlisi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basını bir virüs gibi gösteren açıklamasına yönelik Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın yaptığı kısa ve net açıklamaydı.

“Basın yok edilmesi gereken bir virüs değil, özgür bir toplum için olmazsa olmazlardandır.”

Aynı örgütün ve Basın Konseyinin raporlarında da altı çizildiği gibi Basın Özgürlüğü konusunda Türkiye,  Dünya sırlamasında 184 ülke arasında 154.cü sıradadır.

Keza Türkiye, Çin’den sonra en çok tutuklu gazeteci olan ülkedir.

Hafızalarımızı tazelemek adına rapordan ilginç bölümleri aşağıda özetlemeye çalıştım.

TGS, Türkiye'de medya özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerini şu şekilde sıraladı.

  • 'Yargı Reformu'na rağmen 85 gazeteci hâlâ hapiste (1 Nisan 2020 itibariyle bu sayı 86'ydı)
  • Son bir yılda 103 gazeteci, 108 kez gözaltına alındı.
  • Gazeteciler en az 239 günü gözaltında geçirdi.
  • Son bir yılda 28 gazeteci cezaevine girdi.
  • Bu gazetecilerden 9'u hâlâ tahliye edilmedi.
  • 6 gazeteci, iddianame hazırlanmasını bekliyor.
  • 11 gazeteci gözaltındayken darp edildiğini beyan etti.
  • 2 gazeteci çıplak aramaya maruz kaldığını bildirdi.
  • Son bir yılda gazetecilere en az 76 yeni soruşturma açıldı.
  • Gazetecilerin sanık veya davalı olduğu en az 166 yargılama yapıldı.
  • 48 gazeteci beraat etti.
  • Gazeteciler toplamda en az 178 yıl 6 ay 9 gün hapis cezasına çarptırıldılar.
  • Gazeteciler aleyhine en az 148.380 TL tutarında adli para cezası verildi.
  • Son bir yılda en az 37 gazeteci fiziki saldırıya maruz kaldı.
  • Fiziki saldırıya uğrayanların 23'ü ulusal, 14'ü yerel medya çalışanıdır.
  • Son bir yılda RTÜK'ten medyaya 20 idari yaptırım kararı çıktı.
  • RTÜK toplamda 16 defa yayın durdurdu.

 

GAZETECİLER İÇERDE, MAFYA DIŞARDA

Bir oldubittiyle meclisten geçirilen infaz yasası değişiklik yasasında her türlü hırsızlık, yolsuzluk, vergi ve finansal suçlular, kadına şiddet uygulayanlar, cinsel istismarcılar, uyuşturucu tacirleri, ihale rantçıları serbest bırakılırken, gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler hala içerde tutuluyor.

Yasa çıkmadan önce sendikalar, muhalefet partileri, Sivil Toplum Kuruluşları, Aydınlar, Sanatçılar, duyarlı toplum kesimlerinden itirazlar, öneri ve talepler gelse de, iktidar kamu vicdanını rahatsız eden bu durumu topluma kabul ettirmek için değişik algı operasyonlarına başvurdu.

İktidara muhalif gibi görünseler de kimi anlı şanlı yazarlar milyon dolarlık villalarında keyif sürerken, habercilik görevini yapan kimi gazeteciler inatla ve ısrarla özgürlüklerinden yoksun, cezaevlerindeler.

Şu günlerde vicdan sahibi, kamuoyunun yakından tanıdığı Anayasa Hukukçuları yeni bir kampanya başlatarak infaz yasasındaki eşitsizliklerin düzeltilmesini talep ettiler.

Barış ve hoşgörüye en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde Cumhurbaşkanın bu konuyu yeniden gözden geçirerek kamu vicdanını rahatlatması, bu haksız uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlaması gerekmez mi?

Anayasal bir kuruluş olan HDP Eş Başkanları, Gezi Davasının tek tutuklu sanığı Osman Kavala, Ahmet Altan, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hatice Kılınç, Murat Ağırel ve daha yüzlerce gazeteci-yazar, siyasetçinin dışarı çıkarılanlarla kıyaslandığında serbest bırakılmamaları tamamen siyasi bir uygulamadır.

Tutuksuz yargılanmalarının önünde hiçbir engel olmayan bu insanların da dışarda aileleri, sevenleri olduğunu unutmayalım.

Dünya Basın Özgürlüğü Gününü hamasi açıklamalarla geçirmek yetmiyor.

Kendini demokrat, aydın, ilerici, vicdan sahibi gören herkes ve her kesimin bu adaletsiz, haksız uygulamaya karşı tavır alması, içerdeki tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için mücadele etmesi gerekir.

Bu görev en başta da dışardaki gazeteci ve yazarlara düşüyor.