BANKA KREDİLERİNİN TAHSİLAT SORUNU

29/10/2021 02:35 884

Bankalar Birliği verilerine göre, 230 Büyük Ölçekli firmanın toplam 73,100 milyar Türk Lirası tutarındaki bankalara olan kredi borcunun yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Olaya iki açıdan da bakmak mümkündür. Birincisi bankacılık sistemimiz o kadar güçlüdür ki bu büyüklükteki ödenemeyen kredileri yeniden yapılandırabilmektedir. Başka bir deyişle, bankalarımız geri ödenmekte zorlanılan devasa kredileri, gerek öz kaynaklarıyla gerekse dış kaynaklarla finanse edebilme gücüne sahiptir. İkinci bakış açısına göre; ülkemizdeki 230 adet büyük ölçekli firma, bankalardan kullandığı 73.100 milyar Türk Lirası tutarındaki krediyi geri ödeyemediğine göre ekonomimizde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.

Bakış açınız hangisi olursa olsun, mevcut durumun “sürdürülebilir” olması ile ülkemizdeki “faiz oranlarını” ne kadar yükselttiği oldukça önemlidir. Her şeyden önce bankalar, tahsil edemediği her krediyi finanse etmek için daha yüksek faiz ödeyerek de olsa “yeni kaynak” bulmak zorundadırlar. Aksi takdirde sistemin sürdürülebilirliği tehlikeye girmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin, 2001 yılında yaşadığı tarihinin en büyük ekonomik krizinin, bu şekilde ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Sonuçlarının ise bizim kuşağın hafızasından hala silinmediğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Benzeri bir akıbetin yaşanmaması için kanımca şimdiden gerekli önlemlerin alınması gerekir. Sadece kredilerin yeniden yapılandırılarak, ödemelerinin ötelenmesi gerekli, fakat yeterli değildir. Rahmetli eski başbakanımız Erbakan’ın tabiriyle bu bir “pansuman tedbirdir.” Zaten bu uygulamanın sürdürülebilirliği oldukça azdır. Çünkü, bir süre sonra içeriden veya dışarıdan yeni kaynak bulunması zor hale gelecektir. Bulunabilen kaynakların maliyeti ise ekonomi ve siyasetin kaldırabileceği düzeyin üzerine çıkacaktır. Gerçekçi ve kalıcı çözüm, krediyi kullanan firmaların, faizi ile birlikte borçlarını zamanında geri ödeyebilmesidir.

Bunun da yolu, firmalarımızın işlerini rahat bir şekilde yaparak, para kazanabildiği bir ekonomik sistemin ülkemizde kurulmasından geçmektedir. Yine, kamu yönetimimiz, döviz kurlarının, faizlerin ve enflasyonun yükselmesine neden olacak karar, eylem ve işlemlerden kesinlikle kaçınmalıdır. Bunun yanında, siyasi iktidarlarımızın bilgi ve teknoloji çağına giren dünyamızda, insanımızın çağdaş eğitim almasını mutlak surette sağlaması, ekonomimizi ileri teknoloji ürünleri üreten ve ihraç eden yapıya kavuşturması, sosyal ve siyasi hayatımızı demokrasi ve hukuk düzeniyle desteklemesi hayati derecede önemli hale gelmiştir.

Saygılarımla,