BALIK

12/02/2022 02:34 1296

 

Neredeyse sadece suda yaşayan ve solungaçları ile solunum yapan, soğukkanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazı türler canlı doğurarak ürerler. Balıklar su yaşamındaki en önemli varlıklardan bir tanesidir. Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır.

Bir kulakçık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.

Yüzgeç balığın su içerisindeki hareketine yardımcı olan organlardır. Balıklarda yüzgeçler kara hayvanlarındaki kol ve bacaklara eşdeğerdir. Balığın su içerisindeki yüzme işlemi büyük ölçüde kaslarla sağlanır. Bu harekete farklı yüzgeçli değişik görevler için yardımcı olurlar.

Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.

Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.

Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticarî değerini arttırmaktadır.

Balıkların evrimi, yaklaşık 530 milyon yıl önce Kambriyen patlaması sırasında başladı.

Tat alma organı

Balıklarda tat alma cisimcikleri dudaklarda, farinkste, burun epitelinde, baş derisinde, bıyıkların uçlarında yerleşmiş olduğu gibi bazılarında da ağız içinde yerleşmiştir. Balıklarda dil yoktur. Olanlarında da gelişmemiştir. Sazanların ağzı içinde çok kalın kastan yapılmış yastık şeklinde bir yapı bulunur. Bu organ tat almaya yarar. Balıklar bazı maddeleri memelilerden daha iyi ayırt edebilirler.

Dokunma duyusu

Dokunma duyusunda bıyıkların rolü büyüktür. Bıyıklar tat almada etkili olduğu gibi, besin bulma ve dokunma organı olarak da görev yaparlar.

Balıkların baş, gövde ve yüzgeç derileri üstünde tomurcuk veya çukurcuklar halinde küçük duyu organları mevcuttur. İçlerinde sinir uçları dallanmış haldedir. Görevleri; yaklaşan düşmanı, sıcaklık değişimini, besin ve tuzluluğu hissetmektir. Duyuda yan organın da etkisi önemlidir. Bazı derin deniz balıklarının yüzgeç ışınlarında uzamış olan bazı kısımlarında duyu organları yer almıştır.

İşitme ve yan organ (yanal çizgi)

Balıklarda dış ve orta kulak yoktur. İşitme organı bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibaret olup, sudaki ses titreşimlerini idrak eder. Bu işitme organına “labirent” denir. İşitmede etkili olduğu gibi, dengenin sağlanmasında, ağırlık ve yerçekimi tespitinde de önemli rol oynar. İçlerinde kalsiyum karbonattan yapılmış “otolit” adı verilen cisimcikler de bulunur. Bazı balıklarda hava kesesinin ön kısmının her iki yanında iç kulakla ilişkili dörder adet kemikcik bulunur. “Weber cihazı” adını alan bu sistem ses dalgalarını ve basınç değişimini iç kulağa ileterek daha iyi işitmeğe yardım eder. Küçük frekanslı titreşimler, yanal çizgi sistemiyle idrak edilir. Bu, vücudun yanlarında derinin altında uzanan içi mukus dolu bir çift kanaldır. Belirli aralıklarla bu kanalı pulların arasından veya ortasından dışarı bağlayan yollar, bu yolların ucunda içinde sıvı ve sinir hücreleri bulunan bir torba vardır. Sudaki titreşimler bu sıvıya geçerek sinir hücreleri tarafından idrak edilir. Mesaj daha sonra sinirler vasıtasıyla beyne iletilir.

Bir başka balığın hareketinin doğurduğu titreşimleri, yanındaki balık bu yolla duyar. Yan organ çok alçak frekanslı titreşimleri idrak edip işitmeye yardımcı olduğu gibi, su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını da tespit eder. Yan organ işitmede de yardımcı olur. Ses ve basınç dalgalarını tespit edebilir. Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruğa kadar uzanır.

Koku duyusu

Balıklarda burun (nostril), solunum için değil, suda çözünmüş kimyasal maddeleri koklamaya yarayan bir duyu organıdır. Koku alma kapsülleri üst çene üzerinde bulunan bir çift (veya bir adet) burun çukuruna yerleşmiştir. Koku maddelerini taşıyan su burun deliklerine girip çıkarken, koklama kapsüllerini yalayarak sinirleri uyarır. Bu duyu köpek balıkları gibi bazı balıklarda çok kuvvetlidir. Köpek balıkları kan kokusunu yüzlerce metre uzaktan alabilirler.

Yüzme kesesi

Balıkların suda batmadan durmasını sağladığı için önemlidir. Sindirim kanalının bir uzantısı olup, sırt tarafta torba şeklindedir. İçi CO2, O2 ve NO2 gazları ile doludur. Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar. Balık suda batmadan durmak için, içindeki gazı artırarak keseyi şişirir. Yüzerken havasını azaltır. Bazı balıklarda yüzme kesesi ikiye ayrılmıştır. Yüzme kesesi solunum, hidrostatik görev, ses meydana getirme ve bazı uyartıları hissetmede de etkilidir. Bütün balıklarda hava kesesi bulunmaz. Böyle balıklarda yağlı vücut ve göğüs yüzgeçleri batmalarına mani olur. Dip balıklarında yüzme kesesinin dışarıyla herhangi bir bağlantısı yoktur. Gaz özel bir sistemle hava kesesine doldurulur ve boşaltılır.

Kas yapıları

Çoğu balık sırasıyla eşleştirilmiş olan ve omurganın her iki tarafındaki kasların uyumu ile hareket eder. Sırt yüzgeci, kuyruk yüzey alanını ve balığın hızını artırır. Birçok kemikli balık yüzme kesesi diye adlandırılan bir iç organa sahiptir ve bu organ değişik gazlar vasıtasıyla balıkların sudaki hareketlerini ayarlarlar.

Balıklar hakkında ilginç bilgiler;

  • Dünya'da en çok bulunan balık, küçük tatlı su balığı olan ışıldak balığıdır
  • Dünya'nın en uzun ömürlü balıkları 205 yıl yaşayabilen Rougheye kaya balıklarıdır.
  • En büyük balık balina köpekbalığıdır. Ağırlığı 21.500 kiloyu geçebilmekte, boyu 16 metreye erişebilmektedir. Bu balık insanlar için zararsızdır, genelde yüzen planktonlarla beslenir.
  • En küçük balık Trimmatom nanus, Hint Okyanusu'nda yaşayan bir kaya balığıdır. Tam büyüklüğe ulaştığında boyu yaklaşık 2 milimetredir.
  • En hızlı balık olan black marlin 130 km hıza ulaşabilir.                                                                                                                                                                                                                                                   
  • Karayutan kendi büyüklüğünün iki katını yutabilir. Ağızlarında, çenelerini çok açabilmeye olanak veren menteşe yapıları bulunur.
  • Uçan balık uçabilen bir balık olarak bilinmesine rağmen aslında süzülür. Bu balık, yan yüzgeçlerini kullanarak suyun yüzeyinden üç metre yükselebilir.
  • Yürüyen yayın, oksijeni soluyabilen özel yapıları sayesinde suyun dışında dört gün yaşayabilir ve yan yüzeylerindeki ayaksı yapılar sayesinde bir gölden başka bir göle sürünebilir.

Balık, yüksek protein oranı ve zengin madensel tuz ve mineralleri sebebiyle son derece sağlıklı bir yiyecektir. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde pek çok farklı balık türü yaşar.Bir yarımada şeklinde olan ve üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde deniz balıkçılığı önemli bir potansiyel oluşturmakla beraber, gereken gelişmeyi kaydedememiştir. Bunun birçok nedeni vardır. Ülkemizde teknik yetersizlikler yanında usulsüz avlanma, trolle avlanma, üreme ve yuvalanma alanında avlanma yasağı olan tarihlerde  kaçak avlanma balıkçılık ekonomimize büyük zararlar verir.Ülkemizde sanayi ve evsel atıkların arıtılmadan denize verilmesi, balıkların barınmasını ve çoğalmasını engellemektedir. Ayrıca balıkların önemli üreme ve yetişme ortamı olan dalyanlar da bataklık haline dönüşmektedir. Ülkemizde balıkçılığın gelişememesinde diğer bir neden de halkımızın su ürünlerine besin kaynağı olarak fazla değer vermemesidir. Ancak son yıllarda özellikle büyük kentlerde sağlıklı beslenmenin temel koşullarından biri olarak su ürünleri önem kazanmaktadır.

Balığın astrolojide yeri vardır. 20.Şubat – 20 .Mart tarihlerinde doğanlar balık burcu kabul edilir. Genel olarak aşırı duygusal olmaları ile tanınan Balıkların en güzel özelliği çok iyi empati yapabiliyor olmalarıdır. Karşılarındaki kişileri hemen anlayabilen, aşırı derecede anlayışlı davranan hatta çoğu zaman iyi niyeti suiistimal edilen bu burca sahip kişilerin bir diğer iyi özelliği de hislerinin çok güçlü olmasıdır.

İçinde balık geçen onlarca şarkı,şiir, hiciv,şaka türetilmiştir. Balık çağrıştıran balıkadam,balıkkız,balıkçı,balıkçıl,balıkhane gibi türevsel anlamları olan kelimeler vardır.

Özellikle ileri yaşlarda baş gösteren omega 3 eksikliği için balık yemek şiddet ile tavsiye edilir.

Ülkemizde deniz ve tatlı sularda yaklaşık 30 çeşit balık avı yapılmaktadır. Bu balıklara avı yasak olan  tehlikeli balıklar, ayrıca nesli tükenmekte olan balıklar dahil değildir.

Balıklar mevsimine göre ve  en uygun pişirim şekli ile tüketilmelidir. Balığa limon sıkılırmı ? bu tamamen sizin damak zevkinize kalmış bir durumdur.                                                                                                                                                                                                     Edebiyatımızın çok kıymetli ismi, Türk öykücülüğünün önde gelen ismi Sait Faik Abasıyanık’ın Sinarit Baba adlı öyküsünden bir alıntıyla bitirelim:

“Evet, fukaradır ama, kibirli değildir. Sinağrit baba fukaralıkta gururu sever. Öteki oltaya geçti. Kokladı. Bu balıkçı Hasan’dır. Geç! Cart curt etmesine bakma! Korkaktır. Sinağrit Baba cesur insandan hoşlanır. Bir başka oltaya başvurdu. Balıkçı Yakup iyidir, hoştur, sevimlidir, edepsizdir, külhanidir. Ama kıskançtır. Kıskançları sevmez Sinağrit Baba, geç. Şu olta, hasisin tuttuğu olta. Sinağrit Baba cömertten hoşlanır. Ama bu oltaya bir baş vurmaya değer. Bir baş vurdu. Hasisin oltasının iğnesini dümdüz etti.”

Balık ile yaşayın,sağlıksız kalmayın.