AYDINLANMA 2

13/01/2022 19:52 131

 

Şimdi, Müslüman’ın derdini, dert ediyorsan eğer salâtu selam Efendimiz buyuruyor ki:

“Bir insan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle haşrolur, nasıl haşrolursa öyle kalkar.”

Bir günde iki kişi ölüyor. Biri hancı, biri hafız. Bunları götürüp defnediyorlar. Sorgu sual melekleri geliyorlar. Hafızın başında bekliyorlar, devamlı Kur’an okuyor. “Hadi” diyor, “Hancının ifadesini alalım sonra geliriz.”

Geliyorlar hancının yanına hancı da; “Bir teneke saman 25 kuruş, bir teneke saman 25 kuruş.” Ömür boyu, 25 kuruşa saman satmış adam, takılmış plak gibi dönüyor.

“Hadi hafıza” diyorlar, hafız “Kur’an okuyor”. Buna geliyorlar “Bir teneke saman 25 kuruş.”

Allahuteala diyor ki; “Kıyamet’e kadar, ölünceye kadar aynı şeyi söyleyip, duracaklar.” Ha burada neyi anlamak lazım; “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle haşrolur.” Bugün, her derviş; Allah’ı zikrederek kalkar. Allah’ın üzerine hiçbir şey farz vacip değil, ama Allah’ın vaadi var. Allah vaadinden asla dönmeyendir. Onun için, ana konumuz, her devirde, devrin imamı vardır, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin varisidir. Allahuteala’da, Kur’an’da diyor ki:

“Biz, hiçbir kavme Resuller göndermeden onlara azap etmeyiz.”

Her kavimde, ne kadar kavim varsa yeryüzünde, Afrika’nın en ücra köşelerinde bile aklı başında bir iman ehli vardır. Bunları davet eder. Ha gelirsin, gelmezsin, o ayrı konu ve bunların bağlı olduğu tek merkezdir. Resulullah (s.a.v.) Efendimizin her devirde, bir “devrin imamı” vardır.

Hazreti İsa (a.s.)’nın her devrinde; 3 tane, Hazreti Musa’nın; 7 tane aynı devirde, Hazreti İbrahim’inde; 40 tane. “Birler”, “Üçler”, “Yediler”, “Kırklar” dediğimiz bunlar. Bunlar “Divan Ehli” velilerdendir.

“Divan Ehli” nedir? Her sabah fecr zamanı, Hira’da toplanan velilerdir. Yedi bin kişiler bunlar, tayyi mekanla gelirler buraya. Her sabah 24 saat içinde dünya üzerinde olacak bütün olaylara orada karar verirler. Asla “Yahudi bunu öldürdü!” deme, üzül ama deme. O karar, orada verildi. Dünya üzerinde ne olacaksa, hayırda ve şerde burada karara bağlanır. Dilleri “Süryânice”dir.

Allah’a Teslim Olmak

Onun için, müminin hali susmaktır, teslimiyettir. Mesela, dil ile ikrar, kalp ile tasdik İman, ama, Allahuteala’nın kaza ve kaderine rıza göstermeyen insan, iman etmiş olmuyor. Allahuteala’nın kaza ve kaderine rıza gösterecek; yani, bir tarafı yaparken bir tarafı yıkmayacağız. “Bu ayet işime geliyor da bu biraz…” dediğin an iman etmiş olmuyorsun. İmanda külliyen teslim, kime teslim Allah’a teslim vardır.

Şimdi, tarikatlar için bir uydurma vardır. “Aklını birinin tekeline veriyor” diyorlar. Ya, böyle saçmalık olur mu? Allah diyor ki:

“Kim ki, aklını kullanmadı, ona mesuliyet yüklerim. Kim ki, aklını kullanmadı, onun üzerine pislik yağdırırım.”

Bir mürit aklını, külliyen Allah’a teslim etmeyi dilemedikçe, Allah onu mürşite yollamaz. Her mürit aklını, Allah’a teslim etmiştir. Zaten Allah yolunda teslim etmek, Allah’a teslim etmektir.

Bakın birçok ayette Allah diyor ki:

“Ya Habib’im, sana tabi olmaları, bana tabi olmalarıdır.”

Peygambere tabi olmak, Allah’a tabi olmaktır. E şimdi mürşide tabi olmak, kime tabi olmaktır? Resulullah’a tabi olmaktır. Resulullah’a tabi olmak, Allah’a tabi olmaktır. Tabi insan ne yapıyor, aslında dördüncü kademedir, aklı Allah’a teslim etmek. Allah’a teslim eden insan, zaten evvela namazda bir huşu hissetmeye başlar. O kadar rahattır ki namazda bütün dertler atılmıştır, acele işi kalmamıştır. Bunların hepsi bitmiştir. Allah’ın huzuruna büyük bir huşu ile gider. Niçin?

Yarın devam edeceğiz…