ATATÜRK’ÜN SOSYAL FABRİKA PROJESİ 2

05/08/2021 22:48 341

 

Değerli okurlarım: 02 Ağustos Pazartesi günü yayımlayacağımızı belirttiğim bu yazımı, şehir dışında olmam nedeni ile sizlere ulaştıramamıştım. Bu nedenle, yazımı bu gün yayımlıyoruz. Yine de siz değerli okurlarımdan, bu gün kaymasından dolayı özür dilerim.

Nazilli Sümerbank basma fabrikası, sosyalist ülkeler de dâhil, dünyada görülmemiş bir “sosyal” niteliğe sahiptir.Önceki yazımda da bahsettiğim gibi;
Evet, fabrika kurulurken Sovyet modeli esas alınmıştır, ama genç cumhuriyetin genç mühendisleri, Türk devrimine has, çok özgün bir eser ortaya çıkarmayı başarmışlardır.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, 1930’ların dünyasında bir benzerine daha rastlanmayacak kadar özgün bir “sosyo-kültürel” ekonomi projesidir.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasının  özelliklerini belirtmeye devam edelim:

4. Fabrikanın korosu vardır.
Fabrika çalışanları arasında bir müzik grubu oluşturulmuştur. Klasik müzik seslendiren grup, Nazilli, Aydın ve Denizli’de konserler vererek “çok sesli” müziğin Anadolu’da tanınmasını sağlamıştır.
Fabrikada yemek aralarında dünya klasiklerinden eserler okuyan bu koro, işçilerin Beethoven dinlemelerini sağlamıştır.
Fabrikada, çalmayı bilen işçilerin kullanımlarına açık bir de piyano bulunmaktaydı.

5.Fabrikanın hamamı vardır.
Fabrika bünyesinde kurulan bir hamam, hem işçilere hem de Nazilli halkına hizmet vermiştir.

6. Fabrikanın ressamları vardır.
Fabrika bünyesindeki desinatörler, belli zamanlarda fabrika dışına çıkarak, Nazilli ve çevresinin güzel resimlerini yapmışlardır. Fabrika ressamlarının yaptığı bu tablolar açık arttırmalarda satılmıştır.
Resim heykel sergileri de düzenleyen fabrika, Nazilli’de güzel sanatların gelişmesini sağlamıştır.

7.Fabrikanın spor kulübü vardır.
Fabrikanın bünyesinde kurulan lacivert-beyaz renkli sümer spor, futbol, basketbol, atletizm, voleybol, bisiklet, güreş, yüzme, boks branşlarında faaliyet göstermiştir.
Fabrika bünyesindeki Sümer spor futbol sahası ,Türkiye’nin ilk “alttan ısıtmalı” futbol sahalarından biridir.

8.Fabrika halka bedava basma dağıtmıştır.
Bir sosyal fabrika olarak tasarlanan Nazilli Sümerbank basma fabrikası, altı ayda bir halka “ıskarta basma” dağıtmıştır.

9. Fabrikada işçiler için bir okuma yazma kursu vardır.

10. Fabrikanın işçi radyosu vardır, işçi çocukları için kreşi vardır.

11. Fabrika işçileri için uygun kalabilecekleri lojmanlar, ayrıca bekar işçiler için, “bekar işçi pansiyonları” vardır.

12. Fabrikada, lojmanda kalamayan işçi ve memurları, şehirden fabrikaya taşımak için düzenli seferler yapan mini treni vardır.

13.Fabrikanın elektrik ve su santralleri vardır.
Fabrika, bir dönem hem kendi elektrik ihtiyacını, hem de Nazilli kentinin elektrik ihtiyacını, kendi bünyesindeki bir elektrik santraliyle sağlamıştır. Dört kazan ve üç türbinli olan bu santral, 2500 kw gücündedir. Fabrikanın su ihtiyacını karşılamak için bir de su santrali vardır.

Evet, hiç şüphesiz ki bunların tamamı vizyon sahibi bir liderin düşüncelerini hayata geçirmesinden ibaretti.
ve Atatürk, Büyük Türk Milleti ile Nazilli’de bunları başardı.

O fabrika, yıllar boyu tıkır tıkır işledi, binlerce kişiye sadece ekmek kapısı değil, umut ve yaşam oldu.

Sadece Nazilli basma fabrikası değil,

Gemlik Suniipek Fabrikası.

Bursa Merinos Fabrikası.

İzmit Kağıt Fabrikası(Seka).

Ereğli Bez Fabrikası.

Alpullu Şeker Fabrikası.

Uşak Şeker Fabrikası.

MKE Kırıkkale Fabrikası.

Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası.

Ankara Çimento Fabrikası.

Eskişehir Şeker Fabrikası.

Turhal Şeker Fabrikası.

İzmit, Paşabahçe şişe ve cam fabrikası.

Kayseri Bez Fabrikası.

Keçiborlu Kükürt Fabrikası.

Sivas Çimento Fabrikası.

Karabük Demir Çelik Fabrikası.

Gibi dev fabrikalar da, Atatürk döneminde planlanmış, imalata geçmiş ve bu ülkenin hem maddi, hem manevi birer servetleri olmuşlardır.

İşte yukarıdaki tüm bu fabrikalar, sadece birer beton ve makine yığını tesisler bütünü değil, aynı zamanda birer “sosyal fabrika”ydı.

Ve Atatürk’ün de dediği gibi, “her fabrika bir kaleydi

Şimdi durum ne? Nereden nereye geldik derseniz; maalesef o kalelerin tamamı yıkıldı, satıldı, başka ellere geçti. Ne sosyallik kaldı, ne de fabrika.Bir çok bilinmeyen kıymetler gibi, Cumhuriyet döneminin de eserlerinin kıymeti bilinmedi. Ne sanayide, ne tarımda… Kazanılan tüm eserler, fabrikalar, işletmeler, çiftlikler vb. gibi, bir bir elden çıktı, çoğu da haraç mezat değerinin çok altında ( Türk Telekom da olduğu gibi) satıldı ne yazık ki.

SON SÖZ: ‘’ EN HAYIRLI VE TATLI KAZANÇ, İNSANIN KENDİ EL EMEĞİ, GÖZ NURU, ALIN TERİ İLE KAZANDIĞI RIZIKTIR.’’