ATATÜRK’ÜN ÖZELLİKLERİ

19/07/2021 21:03 222

Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal yapan, sayısız özelliklerden birkaçı;
BÜTÜN DÜNYA ONA BOŞUNA 20.yy DAHİSİ ve DEVLET ADAMI DEMİYOR...
Mustafa Kemal, düzenli olarak yurtdışından kitap sipariş ederdi.
Paris, Londra, Roma, Viyana elçiliklerimize resmi yazıyla liste gönderir, hepsinin parasını kendi cebinden öderdi. Fatura isterdi…
Böylece, işgüzar büyükelçilerimiz tarafından devlet kesesinden para ödenip ödenmediğini kontrol ederdi.

1930'da mesela
M
ünir Ertegün, Paris büyükelçimiz oldu.
Mustafa Kemal'in
şahsi talepler konusunda ne kadar hassas olduğunu bilmiyordu.
Kendisine sipariş edilen iki tarih kitabının faturasını, dışişleri bakanlığına gönderdi.
Üç gün sonra, Çankaya Köşkü'nden Paris büyükelçiliğimize telgraf çekildi… “Reisicumhurun özel harcamaları dışişleri bütçesinden karşılanamaz, bundan böyle faturaları kendi adıyla kendisine göndereceksiniz” denildi!
Hatta elçinin yazışması bile beklenmedi, Paris'ten gönderilmiş olan faturalar başyaverlik tarafından dışişleri bakanlığından istendi.
571 frank tutarındaki kitap parası, Mustafa Kemal'in maaş hesabından, İş Bankası aracılığıyla Paris büyükelçiliğine transfer edildi.

Osmanlı subayıyken de, Kurtuluş Savaşı sırasında da, Cumhurbaşkanı'yken de, devlet kesesinden ayran bile içmedi, parasını ödemediği yemeği yemedi…
1927'ydi, mevsim kıştı…
Ankara belediyesinin fidanl
ığına geldi. Seraya girdi, çiçekleri inceledi,

salon bitkileri beğendi, sekiz adet saksı seçti.
Belediyenin bah
çeler müdürüne talimat verdi, bunları yarın köşke gönderin, siz de beraberinde gelin, sağlıklı yaşamaları için nerelere koyulması gerekiyorsa yerleştirin, nasıl bakım yapılacağını bizim bahçıvanlara öğretin” dedi.
Ertesi gün, saksılar getirildi, uygun köşelere yerleştirildi.
Mustafa Kemal'e haber verildi, geldi, inceledi.
“Gayet güzel olmuş, ne kadar ödeyeceğiz?” diye sordu!
Efendim hediyemiz olsun deseler, biliyorlar ki, milletin malını hangi yetkiyle hediye ediyorsunuz diye kızacak…
Böyle olacağını adı gibi bilen bahçeler müdürü Salih Bititci hazırlıklıydı. Bir kağıt uzattı. Seçilen bitkiler ve fiyatları yazılıydı.
Mustafa Kemal kağıdı aldı, yaverine uzattı, “ödeyiniz” dedi.
Yaver Rusuhi bey çalışma odasına gitti, bir zarf içinde parayı getirdi, “faturayı yarın gönderirsiniz” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, devlete ait köşke yerleştirmek için, devlete ait fidanlığın çiçeklerini bile kendi cebinden öderdi.
Yarın öbür gün laf olur diye, çiçekleri bedavaya almış veya çiçekleri devlete ödetmiş demesinler diye, fatura isteyerek belgelerdi.

Ama az, ama çok, maddi değeri olan hediyeyi asla kabul etmezdi.
1928 yılıydı…
K
öşkün penceresinden bakarken, manevi kızı Nebile'nin, otomobile binip gittiğini gördü.
Yaverini
çağırdı.
Derhal peşinden gidip buraya getirin dedi.
Getirdiler.Nebile'yi kar
şısına aldı…
Sen benim kızımsın ama, bu arabalar babanızın malı değildir, millete aittir, her aklına esen buradan araba alıp gidemez” diye azarladı.
Çankaya'da görevli olan aşçı, şoför, berber, uşak, bahçıvan gibi tüm personelin yeme içme masraflarını, barınma masraflarını, köşkün tamiratlarını bizzat maaşından karşılardı.
Seyahatlerinde asla harcırah almazdı.

Kendi küpünü doldurmadı. Devletin hazinesini doldurdu.
Bugün, ABD başkanları tıpkı Mustafa Kemal gibi yaşıyor.
ABD ba
şkanları, Beyaz Saray'da yedikleri yemeğin faturasını bile kendi maaşlarından ödüyorlar.
Diş macunundan, kuru temizleme masrafına, ayakkabı boyasına kadar, tüm kişisel harcamalarını kendi maaşlarından ödüyorlar.
Diyelim ki, arkadaşlarını misafir olarak davet ettiler, ağırladılar, kurabiyeden çay parasına kadar, kendi maaşlarından ödüyorlar.
Keza Hollanda Başbakanı, parlamentoya bisikletle geliyor. Bisikletini parlamento girişindeki sütunların oraya bırakıp, içeri giriyor. Nitekim, bu durum, sosyal medya da paylaşılıyor.Bir başka örnek; İsveç Başbakanı, merhum, SvenOlofJoachimPalme’dir. !969-1976/ 1982-1986 yılları arasında Başbakan olarak görev yapmış, sosyal demokrat siyasetçi… Palme’de yaya gidip gelmesi ve bisikleti ile meşhurdu. Günümüzde de, Alman şansölyesi, angelamerkel, örnek bir Başbakandır. Marketten alışverişi kendi yapar. Ev de yemeğini, ütüsünü, ev temizliğini kendi yapar. Son derece mütevazi bir ev de yaşar. Şaşa yok, gösteriş yok, lüks yok. Oysa Almanya, her sene 300-400 milyar dolar, bütçe fazlası veren, dünyanın en zengin ülkelerinin başında gelir. Ancak, onlar israf nedir? Savurganlık nedir? Kaynak kullanımındaki yanlış kullanım nedir? Bilmezler. Ekonomilerini hep güçlü tutarlar. Sürekli, teknoloji üretirler ve halklarına daha iyi yaşam koşulları sunarlar…

SON SÖZ:’’AYRAN BULAMAZ İÇMEYE, KÜRKLE GİDER, GEZMEYE. ALDATICI ve YAPAY DAVRANIŞLARLA GÖSTERİŞ YAPANLARIN, SONU HÜSRANDIR…’’