ATATÜRK HAKKINDAKİ GERÇEKLER

20/09/2021 00:02 154

 

Değerli dostum, gazeteci-yazar Ahmet Erdoğdu, Cumhuriyet Vakfı Başkanı Sayın Alev Coşkun’la, yazmış olduğu “Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay” ve “Samsun’dan Sonra En Zor 19 Ay” kitaplarını esas alarak yaptığı söyleşiyi göndermiş; Atatürk hakkında son zamanlarda yapılan asılsız ve maksatlı yayımlara, ışık tutması amacıyla, bu güzel röportajı, siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim.
A.Erdoğdu:

-Değerli Alev Bey, bize biraz Mondros Sözleşmesi ve M. Kemal’in Yıldırım Orduları Komutanlığını devir almak için geldiği Adana günlerini ve yaptıklarını anlatır mısınız?’’

A.Coşkun:

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na Almanya cephesinde girmişti. Almanya ve Bulgaristan'ın savaştan yenik çıktıklarını kabul etmeleri üzerine, Osmanlı da ateşkes istedi. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında, 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, aslında Osmanlı'nın savaşı kaybettiğinin belgesidir. Güney bölgesinde bulunan Yıldırım Orduları Komutanı Liman VonSanders komutanlığı Mustafa Kemal'e bırakarak , ülkeyi terk etti.

Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Komutanlığı on gün kadar sürmüştür. Bu süreçte Mustafa Kemal, İstanbul'a gönderdiği şifreli telgraflarda, Mondros Ateşkes Antlaşmasının ağır koşullarına şiddetle karşı çıkıyordu. Bu aşamada Musul’u işgal eden İngilizler, İskenderun’a asker çıkarmak istediler. Mustafa Kemal bu girişime şiddetle karşı çıktı. İstanbul Hükümetini dinlemedi ve “İngilizler İskenderun’a asker çıkarırlarsa, silah kullanılması” emrini verdi.
Atatürk’ün, Mondros Ateşkes Antlaşması ile ilgili olarak İstanbul'a gönderdiği telgraflardan bazı önemli pasajlar, aşağıya çıkarılmıştır.
Tarihe Kara Sayfa:
“İngilizlerin elde edebilecekleri sonucu, onlara kendi yardımımızla sunmak, tarihte Osmanlılık için kara bir sahife yaratır.”
“Gerekeni Söylemekten Kendimi Alıkoyma Gücünde Değilim.”
Bir başka telgrafında, Mustafa Kemal’in yurtseverliğini, üstün kişilik ve niteliklerini de açıkça ortaya koyan cümle şöyledir:
“Ben her ne durum ve konumda bulunursam bulunayım, doğru olduğuna inandığım ve gerekenleri söylemeyi ve ulaştırmayı ülkenin esenliği gereği kabul ettiğim görüşlerimi, açıkça belirtmekten sakınmam.”
Mustafa Kemal’in bu tutumu karşısında, Padişah ve ona bağlı İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal’in Yıldırım Orduları Komutanlığı görevine son verdi. Bu aşamada, Mustafa Kemal, Adana’da Kolordu Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile görüştü. Bu görüşme, Milli Mücadele tarihimizin çok önemli bir sınır taşıdır.

Adana günlerine gelince: Yıldırım Orduları Komutanlığını Adana’da devralan Mustafa Kemal, o bölgede bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’yı Adana’ya çağırdı.
Ali Fuat Cebesoy, 4 Kasım 1918’de Adana’ya geldi. Birlikte uzun bir toplantı yaptılar. General Ali Fuat Cebesoy, Adana görüşmeleri hakkında hatıralarında şunları yazıyor:
“Vardığımız ortak kanı şuydu:
İngilizler ve onu izleyen diğer devletler, ateşkes filan dinlemeyecekler, oldu bittilerle ülkemizi işgal edecekler… Vatanımızı her türlü savunma ve dayanma araç ve imkanlarından yoksun bıraktıktan sonra da, arzularını zorla ve baskıyla kabul ettirecekler.”
İşte bu toplantıda Mustafa Kemal, Ali Fuat Paşa’ya şunları söyledi:
Milletin Kendi Hakkını Araması.
“Artık milletin bundan sonra kendi haklarını kendisinin araması ve savunması, bizlerin de mümkün olduğu kadar, yolu göstermemiz ve bütün ordu ile beraber yardım etmemiz lazımdır.”
Mustafa Kemal, “Ali Fuat Paşa’nın başında bulunduğu 20. Kolordu’nun ilk savunma önlemlerini almasını ve ilk direnme merkezinin Kilikya’da(Adana) kurulmasını” istedi.
Ali Fuat Paşa anılarında şöyle diyor:
“Adana bölgesinde ilk iş olarak, ordunun subay ve erat kadrosu jandarmaya kaydırıldı. Bunların silah, araç ve gereçleri de tamamlandı. Bunun önemli nedeni şudur:
Ateşkes antlaşmasına göre, jandarma örgütü, bulunduğu bölgede kalabilirdi. Fakat ordu kısımları görevlerinden alınıp terhis ediliyor ve evlerine, köylerine gönderiliyordu. Bir işgal emri karşısında, Adana bölgesinin önemli yerlerinde direniş yuvaları hazırlandı.”
Bu görüşmenin belgeleri ve ayrıntıları için, Ali Fuat Cebesoy’un Milli Mücadele Hatıraları adlı kitabı ile benim yazdığım “Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay” kitabıma bakılabilir.(S. 35-37)

Yarın devam edeceğiz…