ATATÜRK GERÇEĞİ İLE YÜZLEŞMEK

28/11/2022 01:19 459

 

Son birkaç yılda Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK sanki yeniden keşfediliyor gibi insanımızda ATATÜRK sevgisinin ve ATATÜRK’E bağlılığının çok arttığını görüyor ve gözlemliyoruz.

100 yıldan beri ve özellikle son 20 yılda İngiliz kaynaklı saldırılar, bugün gelinen noktada anlaşılıyor ki, Türk insanı tarafından geri püskürtülmüş ve kabul edilmemiştir.

Bugün yeni bir aşamaya geçmemiz gerektir diye düşünüyorum. Daha önceleri Mustafa Kemal ATATÜRK’E sahip çıkma görüntüsü ile onun düşüncelerinin en azından bir kısmının gizlenmesi, yok sayılması, ilgi gösterilmemesi bir takım farklı algılamalara neden olmuş ve ATATÜRK gerçeği maalesef çok iyi ortaya konamamıştır.

30 yıldan beri ATATÜRK gerçeği araştırması yapan birisi olarak ve hem de mümkün olan ölçüde objektif bir tarzda çalışmalar yapan birisi olarak söylüyorum ki; Mustafa Kemal ATATÜRK, kendisine sahip çıkma adına hareket edenlerin bir kısmı tarafından bilerek veya bilmeyerek eksik, yanlış anlatılmıştır.

Her şeyden önce Mustafa Kemal ATATÜRK ne için böylesine büyük bir mücadeleye girmiştir sorusunu sorduğumuzda verilecek cevap bütün anlatımlarda ortak olması gerekmez mi? Elbette gerekir. Peki nedir tek cevap? Türk Milletini, Türk Halkını, Türk Ulusunu kurtarmak için! Temel budur. Diğer her anlatılacak konu bu temel üzerine oturacaktır. 

Aşağıda ATATÜRK’ÜN görüntüsü ile izlediğimiz, sesi ile dinlediğimiz ve kendi elyazısı ile okuduğumuz Onuncu Yıl Nutkunu yazdım. Lütfen, bu Nutkun her satırını dikkatle okuyalım.

Türk Milleti!


Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!

Şu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkârane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz; çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.

Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.

Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.


Büyük Türk milleti!

On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk milleti!


Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene
!

ATATÜRK gerçeği budur. Bu nutkun Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. Yılında söylenmesi daha da anlamlı olmaktadır. Çünkü, Mustafa Kemal ATATÜRK, kafasındaki düşüncelerinin çok büyük bir kısmını gerçekleştirmiş ve uygulamıştır. Çetrefilli ve sıkıntılı dönemlerin büyük bir kısmını atlatmış ve nispeten rahatlamış bir dönemde bu Nutku yazmış ve söylemiştir.

Bir takım ezberlerimiz ve şartlanmışlıklarımızla bu aşamadan sonra hain emelli tuzaklara düşmemeliyiz. Mustafa Kemal ATATÜRK gerçeği ile yüzleşerek insanımızın sarılmasını ve bağlılığını daha da güçlendirmeliyiz.