ANLAMAK, DİNLEMEKTEN GEÇER

15/06/2021 00:42 262

 

Bütün canlıların kendilerine has, bir ifade tarzı vardır. Çiçekler, balıklar, Filler vs. vs. Bunların içinde en belirgin olan da, İnsandır. Birbirimizi anlayabilmemiz için, önce dinlemek gerekiyor.

Doğadan ve birbirimizden kopmamız nedeniyle yaşam endişe ve umutsuzluk ile doludur. Ancak sosyal psikolog ve filozof ErichFromm (1900-1980) umut olduğunda ısrarcıdır. Ona göre insan, yalnızlığının ve yabancılaş­masının üstesinden ancak amacını ulaşarak gelir. Fromm’a göre bütünlük duygusuna ulaşabilmenin tek yolu, kendi bireyselliğimizi keşfet­mektir. Buna da, düşüncelerimizi ve tutkularımızı izleyerek ve yaratıcı amaçlar aracılığıyla erişebiliriz.

İnsanın kendisini yalnızlıktan kurtarma yollarından biri de, sevebilme kapasitesidir. Ancak Fromm’un sevgi tanımı kelimenin yaygın kullanımından farklıdır. ErichFromm’a göre sevgi bir duygu değildir. Kişinin kendi karakterinin bir parçası olarak aktif biçimde geliştir­mesi gereken kişilerarası yaratıcı­lık kapasitesidir. Fromm şöyle der: “Sevgi, kişinin tüm dünyayla iliş­kisini belirleyen bir tutum, bir karakter sınıflandırmasıdır.

Üretken Olmayan Beş Kişilik Tipi:

ErichFromm “üretken olmayan” diye adlandırdığı kişilik tipleri tanımla­mıştır.

Alıcı tipler:

Sadece rollerini kabul ederler ve daha iyiye gitmek, ya da değişmek için, mücadele etmezler.

Sömürücü tipler:

Saldırgan ve ben-merkezcidirler. Kendileri kazanmak ya da yaratmak yerine, gereksinimleri için, diğerlerinin ellerindekini almaya odaklanırlar.

İstifçi tipler:

Ellerindekini tutmak için, mücadele ederler ve her zaman daha fazlasını ararlar. Bunun için, sürekli yüksek yerlerde tanıdıklar ararlar, sevdiklerini bile malları gibi görür, onları değerlerine göre sıralarlar. Güce açtırlar ve cömert değildirler.

Pazarlamacı tipler:

Her şeyi, özellikle de kendilerini “satarlar”. Giysilerinden arabalarına, tatillerinden ve evlendikleri kişiye kadar her seçeneği yansıttığı konumla değerlendirirler. Kısaca günümüz modern toplumunu oluştururlar.

En olumsuz kişilik tipi; nekrofilus- sadece yok etmenin peşinde koşar. Yasa ve düzen dayatmaya takıntılıdır ve mekanik nesneleri diğer insanlara tercih eder.

Fromm’un ideal kişilik tipi, üretkenlik odaklıdır. Akılcıdırlar, açık fikirlidirler ve yeni bulgular durumunda inanç biçimlerini değiştirebilirler. Fromm bu tip kişilikleri “maskesiz insan” olarak tanımlar.

ErichFromm’a göre, insan ilişkilerinin temelinde ‘Dinleme’ vardır. Ünlü sosyolog ve psikolog

Dinleme Sanatı ve Dinlemenin 6 Kuralını şöyle açıklar:

Fizikçi David Bohm “Kendimizle ve doğayla ahenk içinde yaşamak istiyorsak, fikirlerimizi savunurken hangi yolları kullanırsak kullanalım, kimsenin temelli olarak kendi fikirlerine bağlı kalmadığı yaratıcı bir ortamda özgürce iletişim kurabilmeliyiz.” diye yazmıştı. Bunun nasıl yapılacağı üzerine 1974 yılında İsviçre’de bir seminer veren ErichFromm’un düşünceleri The Art of Listening (Dinleme Sanatı) isimli kitabında yer alıyor. Fromm’a göre dinlemek “şiiri anlamak gibi bir sanattır” ve her sanat dalı gibi, kendi kuralları ve kaideleri vardır. Onun deneyimlerine göre bunun da 6 kuralı bulunmaktadır.

1.Bu sanatta alıştırma yapmanın temel kuralı, dinleyicinin dikkatini tamamen vermesidir.

2.Dinleyicinin aklında önemli hiçbir şey olmamalıdır. Açgözlülük ve kaygılarından mümkün olduğunca arınmış olmalıdır.

3.Özgürce çalışan ama sözcüklerle ifade edilebilecek kadar da somut bir hayal gücüne sahip olmalıdır.

4.Karşısındaki kişiyle empati kurma yetisine sahip olmalıdır.

5.Böyle bir empati şartı, sevme yetisinin çok önemli bir yüzüdür. Karşısındakini anlamak, onu sevmek demektir. Bu cinsel bir sevgi değildir; kişiye ulaşma ve kendini kaybetme korkusunu alt etme anlamına gelen bir sevgidir.

6.Anlamak ve sevmek birbirinden ayrılamaz. Ayrı kalırlarsa anlamak ussal bir süreç olur ve işin özünü anlamaya giden yol kapalı kalır.

Kısaca ErichFrom, Yahudi kökenli Almanya doğumlu Erich Fromm1. Dünya Savaşı esnasında şahit olduğu düşmanlığı anlama ihtiyacı ile hukuk felsefesi ve sosyoloji, sonra da psikanaliz eğitimi almıştır. 2. Dünya Savaşı esnasında da Fromm, önce İsviçre’ye, daha sonra da New York’a taşınmıştır. Orada psikanaliz kliniği açmış ve Columbia Üniversitesi’nde ders vermiştir. 1951’de Amerika’dan Meksika’ya gitmiş ve orada ders vermeye devam etmiştir. 11 yıl sonra ABD’ye dönerek New York Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olmuş ve 79 yaşında İsviçre’de hayatını kaybetmiştir.

Fromm’un eserlerinin psikoloji, sosyoloji ve siyasi düşünceden, özellikle de Karl Marx’ın yazıların­dan yararlanan eşsiz bir perspektifi vardır. Kendisi, hümanist psikolojiye önemli katkılar yapan biri olarak tanınır. Ancak yazıları, düşünce özgürlüğü üzerindeki ısrarı nedeniyle akademik dünyadan çok kamuoyunu etkilemiştir.

SON SÖZ.’’BİRBİRİNİ DİNLEYENLER DAHA İYİ ANLAŞIRLAR.’’