ALKIŞLAR SAĞLIK BAKANINA

17/03/2020 15:38 504

Eskiler, ‘’ Bir musibet, bin nasihatten iyidir.’’ Derlermiş…!!!

Korona virüs olayı çıktığından beri, olan gelişmeler, bu sözü doğruluyor.

Türk siyasetinde uzun yıllar hasret kaldığımız, övgü ve takdirlerin dile getirilmesi, nihayet görüldü.

Çok partili demokratik parlamenter sisteme geçtiğimiz, 1946 yılı ve sonrasındaki yaşananlar, bazı dönemler hariç, oldukça düşündürücü ve vahimdi. Oysa siyasetle uğraşan, politika yapan insanlar, daima göz önündedir. Yaptıkları her hareket, her davranış, toplumun ve bireylerin dikkatini çeker. Politika ya da siyaset dünyasında yer alan insanlar,  bu hususiyeti asla ihmal etmemeliler. Topluma hizmete talip olanlar, behemahal, o topluma ve o toplumun bireylerine örnek olmalılar. Sözlerinden davranışlarına, tavırlarından hareketlerine, hatta oturup kalkmasına, adap, usul, erkan bilmesine kadar, bir insanı , tanımlayan, tarifleyen her yönü ile  örnek olmalıdır. Hani toplumda birini tarif ederken; iyi insan, adam gibi adam gibi sıfatlar kullanılır ya işte öyle. Çünkü, her insanın, hayat merdivenlerini çıkarken, geride bıraktığı izler, o kişinin imajını oluşturur, toplumdaki algısını tayin eder.

Hayatın imbiğinden süzülerek, gelen insanlar, siyasette farklı bir konuma, farklı bir yere sahip olur.

Türk siyasetine baktığımız zaman, (1946-2020 dönemi) aradan geçen 74 yılda, değişen pek çok şey var ama, iktidar-Muhalefet konusunda ne yazık ki yıllar, eksiye doğru gitmekte… Son 17-18 yılda, bu alandaki gelişmeler, çok daha belirgin hale gelmiş vaziyettedir.

Gelenek ve göreneklerimiz de;’’ o ne biçim laf, ayıptır, böyle şey söylenir mi, Makamına yakışır mı, o senin büyüğün gibi, muhtelif itidal ve seviye sözleri, ne yazık ki günümüz de farklı biçimde dile getiriliyor. Kişiler gündeme getirilirken en ağır, en galiz sözler sarf ediliyor. Sürekli hiddet, sürekli kızgın ve sinirlilik halleri, ağızdan çıkanı kulağın duymasına mani oluyor. İktidar muhalefeti, muhalefet iktidarı eleştirirken, öyle laflar, öyle sözler sarf ediyor ki, gerçekten insanın yüzü kızarıyor. Çocuklara gazete okutmuyor, TV haberlerini izlettirmiyoruz, bu çirkin, bu ayıp sözleri duymasınlar diye… İşte 74 yılda kat ettiğimiz mesafe,

İşte geldiğimiz nokta. İşte kalite ve seviye durumumuz. Nereden baksanız üzücü bir durum.

Hadi Atatürk ve İnönü dönemini ( 1946’ya kadar) ayrı tutalım… 1950 Seçimlerini, DP’NİN ‘’ Yeter Söz Milletindir’’ sloganı eşliğinde alması ile merhum Adnan Menderes tarafından 19. Hükümet kuruldu. Atatürk dönemini saymazsak, Kasım 1938’den 14 Mayıs 1950 seçimlerine kadar olan süredeki, CHP iktidarı son bulmuştu… Demokrat  Parti 416 Milletvekili çıkarmış ve 19. Hükümet kurulmuştu. 1950-1960  arası yaşanan Uşak, Kayseri ve Ankara olayları, siyasetteki çıtanın düşmesinin ilk işaretleri idi. İktidar, iktidarını muhafaza etmek için, her yolu mubah görüyordu. Nitekim, 27 Mayıs 1960 ihtilali ve sonrasında iktidar değişiyor, taaki 3 Kasım 2002 tarihinde Ak Parti İktidar oluncaya kadar, bu arada tam 39 tane hükümet kurulmuş… Ak Parti, Abdullah Gül Başbakanlığında, 58. Hükümeti kurdu.

Geriye dönelim;  20. Hükümet, askeri. Cemal Gürsel…21. Emin Fahrettin Özdilek. 22.İsmet İnönü 23. Suat Hayri Ürgüplü. 24.Süleyman Demirel. 25. Nihat Erim. 26. Ferit Melen. 27. Naim Talu. 28. Bülent Ecevit 29. Sadi Irmak .30.Süleyman Demirel 31.Bülent Ecevit  32.Süleyman Demirel 33. Bülent Ecevit 34.Süleyman Demirel 35. Turhan Feyzioğlu 36.Bülend Ulusu 37. Turgut Özal 38. Ali Bozer 39. Yıldırım Akbulut 40. Mesut Yılmaz 41. Süleyman Demirel 42.Erdal İnönü 43.Tansu Çiller 44. Necmettin Erbakan 45.Mesut Yılmaz  46.Bülent Ecevit… Bu hükümetler dönemine baktığımız zaman, iktidar muhalefet ilişkilerinin  belli bir seviyeyi hep muhafaza ettiği görülür.

Ne olursa olsun, iktidar da, muhalefette bu ülkenin değerleridir. Çocuklara, gençlere örnek olmak zorundadırlar. Seçim arenalarında, mitinglerde söylenen sözleri tasvip etmek mümkün değil. Ağıza alınmayacak, sokakta dahi söylemeye çekinilen sözler, kürsülerde rahat söylenir oldu. İktidarla muhalefet, adeta iki düşman gibi. Birbirlerine, ağıza alınmayacak, kavga da söylenmez ya da ‘bir dirhemini it duysa kudurur’ kabilinden sözlerle  saldırıyorlar. En ağır hakaretleri yapıyorlar…Kimse kimsenin yaptığı işi beğenmiyor. Sürekli karşılıklı küfürler, hakaretlerle siyaset yapıyorlar. Ne aile kalıyor, ne kişilik değerleri…

İşte böylesine  sevimsiz, böylesine  seviyenin iyice düştüğü bir ortamda,  bir sağlık Bakanı çıktı, dünyayı kasıp kavuran Korona virüsü olayında, son derece  başarılı bir çalışmaya imza attı. 80 milyonun takdirini kazandı. Muhalefet bile kutladı. Yıllardır özlemini çektiğimiz, eleştiri ve tenkit den uzak, takdiri aldı. Demek ki isteyince oluyormuş. Darısı, bundan sonraki çalışmalara ve diğer faaliyetlere olsun. Medeni, uygar, seviyeli, kaliteli ilişkileri olsun, iktidarla muhalefetin. Sevgi, saygı, hoşgörü ve tolerans hakim olsun ilişkilerine…

Sayın Fahrettin Koca’ya teşekkürler. Hasretimizi bir nebze olsun giderdiği için. Yaptığı başarılı çalışmalarla, işi taa başında sıkı tutup, korona virüse yakalanan ülkeleri iyi izleyerek, neler yapması gerektiğini iyi bir şekilde planlayıp ülkesini koruduğu için. Binlerce teşekkürler, sayın bakanım…

SON SÖZ: ‘’ MARİFET, İLTİFATA TABİDİR, İLTİFAT ALMAYAN MARİFET ZAYİDİR.’’