ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK NASIL OLUR ?

31/08/2021 22:22 230

 

Şüphesiz ki, medeniyetin ve gelişen teknolojinin, insan yaşamındaki etkileri yadsınamaz.

Ancak, değişimlerin çok hızlı yaşandığı bir devirde yaşıyoruz. İnsan refahına, insan rahatına hizmet eden bir çok yenilik, icabında bir gün içinde demode olabiliyor. Bu durum, haliyle insan ilişkilerini de etkiliyor. Günümüzün en değerli iki olgusu, hız ve zamandır. Adeta baş döndürücü bir hızla yaşıyor insanoğlu. Çağa ayak uydurabilmek, yeniliklere adapte olabilmek için, zamanında ve hızlı hareket etmek gerekiyor. Aksi halde, hayat denen koşuşturmada, geri kalabiliyorsunuz… Yeniliklerin takibi ve o yeniliklere ayak uydurabilmek için, yoğun bir enerji sarf ediyorsunuz. Aman, başkalarından geri kalmayım duygusu. İşte bu hengame içerisinde, insani değerlere çoğunlukla uyum sağlamakta zorlanıyoruz. Hatta bir çok insan için, bizim erdem dediğimiz, insani değer dediğimiz hasletler, genelde erozyona uğruyor. Eski gözüyle, modası geçmiş yaklaşımıyla değerlendirilebiliyor. Kuşkusuz ki, her geçen gün, bu durum, daha da bariz şekilde ortaya çıkıyor. İnsan ilişkileri, ulvi ve manevi değerlerden ziyade, karşılıklı çıkar ilişkisi haline geliyor, çoğunlukla. O geçmiş 30-40 ve öncesi yıllarda ki, hal, hatır, vefa, sevgi, saygı, gelenek, görenek, örf, adet gibi kavramlar, günümüzde farklı boyutlarda değerlendiriliyor. Bilhassa, sosyologların kuşak sınıflamasına göre Y kuşağı ile Z kuşağında bu durumlar, ap açık görülebiliyor. Ki, kuşak çatışmalarının en büyük etkenlerinden biri de, kuşkusuz ki, bu gibi durumlardır. Sizinle iş ilişkisi ya da sosyal ortam birlikteliği yoksa kişinin, aynı apt. da ikamet etmelerine rağmen, birbirine selam bile vermiyor. Aynı binada oturan bu insanlar, birbirlerine yabancı gibi davranıyor. Nitekim sık sık duyarsınız;

-Karşı komşum kim? Bilmiyorum bile..

-Asansörde  karşılaşıyoruz ama birbirimize selam vermiyoruz…

-Sabah işe giderken, otoparktan arabamı çıkarmak istiyorum, aynıotoparktaki diğer insanlarla birbirimize günaydın bile demiyoruz…

Gibi sözleri ve yakınmaları, sık sık duyar olduk.

İnsanların öncelikleri farklılaşıyor. Her kes kendi derdinde, insan gittikçe bireyselleşiyor. Çoğu kişi adeta tek başına yaşıyor, içe dönük bir hayat sürüyor. Çevresindeki insanlardan,  konudan komşudan, kendini soyutluyor…Uğraşlar, kişiyi o noktalara sürüklüyor. Şehrin günlük koşuşturması içerisinde, bir çok değerimiz ya kayboluyor, ya da değerini kaybediyor, önemsenmiyor. İşte bu nokta da en çok ihtiyaç duyulan insani değerlerden biri de; ‘HOŞ GÖRÜ ve ALÇAKGÖNÜLLÜKTÜR.’ Aşağıdaki kıssa, bun duruma güzel bir örnek teşkil etmektedir.

‘’Bir adam KÖTÜ yoldan para KAZANIP bununla kendisine bir İNEK alır.
Neden sonra, yaptıklarından PİŞMAN olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış  olmakve vicdanını rahatlatmak için, bunu HACI BEKTAŞ VELİ’nin dergâhına KURBAN olarak BAĞIŞLAMAK ister.
O zamanlar DERGÂHLAR, aynı zamanda, fakirin fukaranın doyurulduğu  AŞ evi işlevi görmektedir.
Durumu Hacı Bektaş-ı Veli’ye anlatır ve pek te ahlaki olmayan yollardan kazandığı bu ineği dergaha bırakmak ister. Hacı Bektaş-ı Veli :
‘HELAL’ değildir diye bu KURBANI geri çevirir ve istersen Mevlevi dergahına git, belki Mevlâna kabul eder der.
Bunun üzerine adam, MEVLEVİ dergâhına gider ve ayni durumu MEVLÂNA'ya anlatır.
MEVLÂNA ise bu HEDİYEYİ kabul eder.
Adam ayni şeyi HACI BEKTAŞ-IVELİ’ye de anlattığını ama onun bunu KABUL ETMEMİŞ olduğunu söyler ve MEVLÂNA’ya bunun sebebini sorar.!
MEVLÂNA söyle der:
-Biz bir KARGA isek, Hacı Bektaş-ı Veli bir ŞAHİN gibidir. Öyle her LEŞE konmaz.
O yüzden, senin bu HEDİYENİ biz KABUL EDERİZ ama o KABUL etmeyebilir…

Adam;

-bu sözünüzü Hacı Bektaş-ı Veliye aktarabilir miyim?’’ der. Olur alınca da,
Adam ÜŞENMEZ, kalkar HACI BEKTAŞ DERGÂHINA gider ve MEVLÂNA’nın KURBANI kabul ettiğini söyleyip, BUNUN SEBEBİNİ bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar…
HACI BEKTAŞ-I VELİ söyle cevap verir:
-Bizim GÖNLÜMÜZ bir SU BİRİKİNTİSİ ise,MEVLÂNA’nın GÖNLÜ OKYANUS gibidir.
Bu YÜZDEN, bir DAMLAYA bizim GÖNLÜMÜZ KİRLENEBİLİR ama onun OKYANUS  GÖNLÜ KİRLENMEZ. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.’’
SON SÖZ: ‘’BİRBİRİMİZİ YERMEK YERİNE,BÖYLESİ TEVAZU VE İNCELİKLE, YÜCELTEBİLMEMİZ DİLEĞİYLE.’’