AK PARTİ KİMLERİ TEMSİL EDİYOR?

22/10/2020 20:02 941

 

Daha doğrusu Recep Tayip Erdoğan; kimler, hangi kesimler adına iktidarını sürdürüyor?

2000 li yılları hatırlayacak olursak, o döneme kadar ülke yönetiminde cumhuriyetçi-laik kesimlerin temsilcileri iktidardaydı.

En azından kendilerini öyle ifade ediyorlardı.

Toplumun alt gelir grupları, muhafazakarlar ve inanç temelli yaşam tarzını benimsemiş olanlar ise kendilerini itilmiş, dışlanmış, dikkate alınmayanlar olarak görüyorlardı.

Bu sosyolojik gerçeği yakalayan Erdoğan ve ekibi, toplumun çoğunluğunu oluşturan bu kesim üzerine siyaset yapmaya başladılar.

Diğerleri devlet merkezli bir yönetim anlayışını benimsemişken AK Parti halka dokunan, onların ezgin ve umutsuz beklentilerini karşılayan politikalar izlemeye başladılar.

Doğal olarak ilk kez dikkate alınan, ihtiyaçları karşılanan toplum kesimleri AK Partiye yönelerek, onu bugüne kadar süren iktidara taşıdılar.

İşin doğrusu ilk yıllarda uyguladıkları sosyal politikalarla halkın beğenisini ve güvenini de kazandılar.

Aksi halde bugüne kadar iktidarda kalmaları mümkün değildi.

İkinci dönem iktidarlarında devlet kadrolarında palazlanan AK Parti giderek merkeze kaysa ve devleti önceleyen politikalar izlese de ilk dönem uygulanan sosyal ve ekonomik politikaların bir süre daha kaymağını yedi.

Yönetenler kaymak yese de evine ekmek götürmek, sağlık hizmetlerinden ve sosyal yardımlardan yararlanmak yine de halkı memnun ve mutlu ediyordu.

Ancak zaman içerisinde bu politikaların sürdürülmesi ve bir yandan da rantın paylaşılması için devreye giren sermaye grupları AK Partiye hakim olmaya başlayınca tabandaki insanları mutlu eden sosyal yardımlar için kaynaklar çarçur edilmeye başlandı, soygun ve israf dönemi başladı.

Yani kuruluşunda sosyal politikalarıyla alt gelir gruplarını, yoksulları temsil etme iddiasında olan AK Parti artık sermaye partisi haline geldi.

Üstelik sermaye içerisinde de kendisine yakın olanları tercih ederek, tüm ekonomiyi belli bir grubun eline bıraktı.

Geldiğimiz noktada aslında AK Parti bir anlamda muhalefete yol göstermiş oldu.

Muhalefet partileri ve özellikle CHP yeniden halkçı politikalara dönmek, sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmek zorundadır.

Büyük Metropol kentlerin belediyelerini almış olmanın avantajlarını kullanarak, yoksul, emekçi kesimleri, işçileri, köylüleri, işsizleri ve özellikle de gençleri önceleyen sosyal politikaları uygulamaya koymalıdır.

Ekonominin dibe vurduğu, işsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun tavan yaptığı, emeklinin geçinemediği, esnafın evine ekmek götürmekte zorlandığı, üstüne üstlük pandemi dönemine özel sıkıntılarla boğuşan vatandaş kendisine uzatılacak bir el arıyor.

An itibariyle Kılıçdaroğlu yine Salı konuşmasını yapıyor.

Doğru şeyler söylüyor

Eğitim ve sağlık sistemi, işsizlik, gençlerin sorunlarını çok net sözlerle ifade ediyor.

Ama nerede?

Meclis kürsüsünde ve yalnızca ifade ediyor.

Bunları söyleyince CHP kanadı tepki veriyor.

Ancak gerçek ortada!

Halk çaresiz, vatandaş mutsuz, gençler umudunu yitirmiş.

Kimsenin beklemeye, boş sözlere tahammülü kalmadı.

Mecliste söylediklerini sokakta söylemelisin ki yalnızca CHP milletvekilleri değil, asıl sıkıntıyı yaşayan, sosyal ve ekonomik travmanın eşiğindeki vatandaş alkışlasın seni.

Kaldı ki artık meclis bir yasama yeri olmaktan çıkmışken, vekilleri Ankara’da tutmanın hiçbir anlamı da kalmadı.

Kamuoyu araştırmalarına baktığımızda da çok açık görüyoruz.

Sokağa çıkanın, halka dokunanın, halkı dinleyenin oyları artıyor.

CHP yönetimi ülke yönetiminde iktidar olmayı değil, parti içi iktidarı seviyor.” Denilmesini istemiyorsanız, iktidarın yolu halktan geçiyor.

Eğer muhalefet bu kez de eline geçen bu uygun fırsatı değerlendiremezse, halkta “bunlardan bir halt olmaz “ algısı yeniden oluşacak.

İşte o zaman çaresiz vatandaş yeniden mevcut alışkanlığını sürdürmeye yönelecek.

İşte o zaman “ne yapalım, bu halk bizi anlamıyor” türünden bahanelerin ardına saklanmayın sakın.

Bir kez olsun halka güvenin, onların tercihlerini dikkate alın.

İktidardakiler yönetemiyor, halk da artık bu iktidarla yönetilmek istemiyor.

Yeter artık, bu gerçeği görün artık!........