AK PARTİ DE SAVRULMALAR

09/09/2021 00:11 207

 

Kapatılan Refah Partisinin yerine kurulan, Fazilet Partisinde, bir süre sonra ‘’Gelenekçi- Yenilikçi’’ ayrılığı baş göstermiş ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başını çektiği, ‘YENİLİKÇİ’ hareket,

Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdul Latif Şener, Azmi Ateş, Melih Gökçekten oluşan kurmay heyetiyle, partiden ayrılma çalışmaları için, diğer milletvekilleri ile birlikte, Ankara’da, Gül ve Erdoğan’ın bürolarında sürekli olarak, bir araya geliyorlar, yeni oluşumun fikri ve pratik ayaklarını kurmak üzere, görüşmeler yapıyorlar, fikir alışverişinde bulunuyorlardı… Bu arada, gelenekçi kanat ta boş durmuyor, yenilikçileri, ‘Dışarıdan Güdümlü, Truva Atı’ diye suçluyor, ’Sağcı, Devletçi, Özalcı’ bir çizgi izlemekte olduklarını ifade ediyorlardı. Bilhassa, Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk’ün başını çektiği, gelenekçi hareket, Necmettin Erbakan’a ‘’hocam endişeye mahal yok, bu yenilikçi kanat ta yer alacak gençlerin, 3-5 kişiyi geçmeyeceğini telkin ediyorlar ve yenilikçi hareketi, önemsemiyorlardı…

Ancak, ilerleyen zaman da, durum hiç te sanıldığı gibi olmadı. Erdoğan ve arkadaşları, Fazilet Partisinden ayrılıp,  14 Ağustos 2001 tarihinde, ‘’AK PARTİ’’ Yİ kurdular. ‘Muhafazakâr Demokrat’ yelpazede yer alan AK Parti, TBMM’de 55 milletvekili ile yer aldı.  Girdiği ilk seçimde de( 3 Kasım 2002), yüksek bir oy alarak,  365 milletvekili çıkartmak suretiyle iktidar oldu,  58. Hükümeti kurarak, Türkiye’yi yönetmeye  başladı. Tek başına iktidar olan Ak Parti, genç bir kadroya sahipti. ‘Muhafazakâr-Demokrat’ kimliği doğrultusunda Türkiye’yi yönetmeye başladı…

Temel sloganı ise, 3Y idi. Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, öncelikli konularının,  3Y  olduğunu, özellikle vurguluyordu. Peki, neydi bu 3 Y? 1.Yasaklar kalkacak, 2.Yolsuzluklar önlenecek, 3.Yoksulluk yaşatılmayacaktı. Her iktidarın yaşadığı kaderi, İlerleyen dönemlerde, AK Parti’de yaşamaya başladı. Öncelikli işimiz dedikleri 3 Y’nin ne yazık ki Yasaklar Bölümü hariç, geriye kalan 2 Y, yani yoksulluk ve yolsuzluk… Bırakın ortadan kalkmasını, seneden seneye, AK Parti’nin gittikçe büyüyen kamburu oldu. ‘Hak, Hukuk, Adalet, Ücret ve Gelir Dağılımı, Eğitim  Eşitsizliği’ gibi, vatandaşları doğrudan ilgilendiren, bir çok konu da, Ak Parti istediği, ya da plânladığı, programına aldığı başarıyı yakalayamadı. Dünya ülkeleri arasında ki sıralamalarda, bu hususlarda hep çok gerilerde kaldı. İstatistikler yayımlandıkça, durumun vahameti, belirgin bir şekilde  ortaya çıktı. 110 ila, 160 sıralarda yer alan bir ülke olduk.!

Ekonomideki gelişmeler, döviz hareketleri, yabancı yatırımcının gelip, yatırım yapması gibi pek çok konuda istenen sonuç  elde edilemeyince, huzursuzluklar su yüzüne çıkmaya başladı.

Sürekli harcama gerektiren, ‘TERÖR’ mücadelesi de, ülkenin sermayesini, enerjisini tüketmeye başladı.

Nihayetinde  AK Parti’den kopuşlar başladı. Bu kopmalarda, bir zamanlar (13. Yıl boyuna) Partinin göz bebeği olan, ekonomi kurmayının değişmez ismi Ali Babacan, ‘DEVA’ Partisini kurup, AK Parti’ye muhalefet etmeye başladı. Keza, yine Ak Parti’nin önemli isimlerinden, eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partiden koptu ve ‘GELECEK PARTİ’ adı altında bir parti kurdu.

Bunlardan, Deva Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan’ın yönlendirdiği “radikal muhalefet” söylemini biliyorsunuz…

Özetle şöyle deniyor:

“AK Parti, iktidarının ilk dönemlerinde özgürlükçü, ılımlı, uyumlu ve de başarılı idi. Son yıllarda bu durum tamamen değişti. Son derece hoşgörülü söylemlerle ve icraatlar la beğeni toplayan AK Parti, 2012’den 2013’ten sonra çok değişti, işler çok kötü noktalara geldi!”

Sayın Ali Babacan, “radikal muhalefet” in sahip çıktığı bu söyleme şöyle özetlenebilecek bir ilâvede bulunuyor:

“Biz işbaşındayken durumlar pek güzeldi. Bütün güzel işler, bizim orada olmamız sayesinde yapıldı. Biz gittik, bakın işler ne hale geldi! Dolayısıyla, bütün artılar bizim hanemize yazılmalıdır, bütün eksiler de Sayın Erdoğan’ın hanesine!”

“Radikal Muhalefet” bugünlerde “Nerede o eski AK Parti!” havalarında…

Geçmişe dönüp baktığımızda, AK Parti iktidarına, yine radikal muhalefet tarafından çok ağır eleştiriler, hakaretler ve tehditler yöneltildiğini görüyoruz.

O meşhur Cumhuriyet mitingleri, AK Parti iktidarının bugün pek beğenildiği söylenen o ilk döneminde yapılmıştı.

27 Nisan muhtırası, kapatma davası vesaire…

Hepsi o ilk dönemde oldu.

Tepki, o zamanlarda da çok keskindi…

Amma velâkin, şimdilerde “Nerede o eski günler!” deniyor!

Milat ise, 2012, 2013 imiş!

Peki, 2012’den, 2013’ten sonra neler değişti?..

MİT tırlarına baskın, 17/25 Aralık, 15 Temmuz hep bu “ikinci dönem”de.

Öte yandan, Türkiye’nin “Yerli Savunma Sanayii” alanındaki çalışmaları bu süreçte meyvelerini vermeye başladı.

Yarın devam edeceğiz…