AİLE ve KADINA ŞİDDET 2

12/12/2019 21:19 738

 

Batılıların açtığı pencereden bakıyor, o çerçevede manzarayı değerlendiriyorlar. Ne demek “hiçbir etki altında kalmadan”. “Allah’ın emri, Peygamberin kavli üzerine, anne – babanın rızası, aile büyükleri ile istişare, arkadaşlarla müşavere sonucu, araya girenlerin nasihatleri ile gerçekleşen bir evlilikte etkisizlik şartı saçma sapan bir şarttır. Hayır, “Baskı altında kalmadan” denmesi gerek.

“Eveeet!” Geçmiş zaman fiili ile “Kabul ettim” niye denmez. “Şahit oldum” denmez. Bunlar fıkhi usul şartlarındandır. Bizim siyasilerin, bürokratların, kadın derneklerinin bu konuda bir hassasiyetleri var mı! Mihri muaccel, mihri muahheri konuşan var mı? Ne zekatın muhasebesi ve matrahtan düşülmesi söz konusu, ne de mihrin muhasebesi var. Nikaha ilişkin şartların sözleşme hukuku olarak kayıt altına alınması konusunda da bir la kaydilik var.

Dini kurallar, ritüel ve seremoniden ibaret. Usul şartları bile, şeklen yerine getiriliyor.

Şahitlerin sayısı, şahitlerin cinsiyeti, şahitlerin şahitlik şartları, hepsi mevzuat çerçevesinin dışında. Tabii, kadın dernekleri bilip-bilmeden, anlamadan karşı çıkacağı konular bunlar. Niye kimse bunları konuşmuyor. Bir şeyi “yapıyormuş” gibi yapmaya bayılıyoruz. “Dostlar alışverişte görsün” yeter. Dini nikah kıyıldı desinler, ötesi kimin umurunda. “Mihir” ne demek bilen var mı?

Bizim “yeşil feministler” bu konularda bilgileri olmadığı gibi, birisi anlatsa da duymak bile istemeyebilirler. Duymak, bilmek canlarını sıkar. Savunamayacakları bir fikir, onları ötekiler nezdinde zor durumda bırakabilir çünkü! Onlar gibi olmak isteyenler, bu anlamda “alameti farika” özelliği, yani ayırt edici özelliklerden rahatsız olurlar. “Men teşebbehe” onlar için can sıkıcı, onların kelimeleri, kavramları, “yaşam tarzları” ile kendi değerlerini benzeştirmeye çalışırlar. Aşağılık kompleksli müstekbirler bunlar. Ötekilere karşı mütevazı, kendi değerlerinden kopmak istemeyenlere karşı küstah, kaba, buyurgan!

Ben misyonerlerden değil, içimizdeki bu “Tom amca” ve onun efeminen tiplerinden endişe ediyor ve onlardan nefret ediyorum. Ne kadar çoğaldılar, ne kadar cüretkarlar, ne kadar öfkeliler! Ne kadar cahiller üstelik. “Laf ile verirler aleme binlerce nizamat, bin seyyie bulunur hanelerinde”..

“Eş”miş! “Eşitlikmiş”! Geç! Biz parmak uçlarımız gibi farklıyız. Her birimiz için öteki, bir bütünün eksik parçasıdır. Eşitlik yok, adalet var. Ek değil, birbirinin eksikliğini tamamlayan aynı bütünün parçalarıyız. Cinsiyet eşitliği perdesi arkasında cinsiyet düşmanlığı ve çatışmasını örgütleyen anasını oğluna, oğlunu anasına, kardeşleri birbirine düşman eden, insanı insanın kurdu yapan bu komploya ve bu komplonun figüranlarının işlerine lanet olsun! Kavganın devamında gelin-kaynana, kayınpeder -damat kavgası var. Peki adalet nerde?. Aşktan söz ediyorlar, ama sevgi, merhamet, şefkat, sadakatten pek söz edilmiyor.

Aile konusunda devlet gölge etmesin başka ihsan istediğimiz yok. Adaleti sağlasın yeter. Şiddet kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, meşru müdafaa dışında, o da ölçülü olmak şartı ile suçtur! Siyasetçi ve bürokrat toplumun kozmik odasına fincancı dükkanına giren fil gibi dalmasın. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Kaş yapayım derken göz çıkarılıyor. Aile Mahkemelerine gidip birkaç duruşma izleyen bir bekar kolay kolay evlenemez. Cinayet, şiddet, intihar boşanma tavan yapıyor. Oysa gerek yasal düzenlemeler, gerekse aile yaşamları, gençlerimize örnek olmalı. Sosyoloji biliminin en küçük ünitesi olan ‘AİLE’ kurumu, hep saygın kalmalı. Gençlerimiz, evlilikten kaçan değil, evliliğe kucak açan bir nesil olmalı. Burada en önemli rol model, anne babadır. Huzurlu ve Mutlu bir ailede yetişen çocuk, asla ve asla kadına şiddet eğilimi taşımıyor. Huzursuz, mutsuz bir ailede büyüyen bir çocuk, ne yazık ki, şiddete eğilimli oluyor. Keza bu durumu eğitim hayatında da görüyoruz… İyi eğitim almış, kültürlü bireylerde, şiddet eğilimi, hemen hemen hiç yokken, eğitimsiz ve kültürsüz bireylerde, şiddet eğilimi oldukça yüksek… Buradan da anlaşılıyor ki, bireyleri şiddetten uzak tutabilmek için; aile de huzur ve mutluluk ortamında büyümesi, iyi bir eğitim ve kültür donanımına sahip olması gerekmektedir.

Sonuç olarak bu ilişkiler, bireyin tüm hayatında önemli bir yer tutuyor.

SON SÖZ:’’ AİLE OCAĞI, ASKER OCAĞI, İŞ OCAĞI, MUTLULUK ve HUZUR KAYNAĞIMIZDIR.’’