Adana Yahudileri 2

28/07/2017 20:39 3386

Adana Yahudileri ile ilgili yazımın yayınlanmasının ardından bir çok kesimden olumlu tepkiler aldım. Söz konusu yazının devamını merakla bekleyen okur sayım hayliyle fazla… Sağ olsunlar, O zaman kaldığımız yerden devam edelim, elbette Rıfat N. Bali’nin notlarıyla;

Adana’da şu anda Yeğenoğlu apartmanının bulunduğu yerde Benyeşler’in 1937 yılında inşa ettiği ve zaman zaman Adanalıların ziyaretine mazhar olduğu bir konak mevcuttu. 1916 yılında kurulan ticarethanesinde kamyon, lastik, pamuk ve inşaat malzemelerinin ticaretiyle meşgul olan Benyeşler bu konağı Varlık Vergisi sırasında 72 000.- liraya satmak zorunda kaldılar. Benyeşler’in Fransızlar’ın Adana’yı işgal ettikleri zamandan kalma onbir adet pavyonları da vardı. Bunlar da Varlık Vergisi sırasında satıldılar.

Benyeşler bu olaydan sonra “Burası küçük şehir. Çok göze batıyoruz. Boğulacaksak büyük

denizde boğulalım” düşüncesiyle İstanbul’a göç ettiler.

Varlık Vergisi ile bir diğer anıyı Gaston Mizrahi’nin oğlu İzak Mizrahi şöyle dile getiriyor:

“Babam vergiden kendine düşen payı zar zor ödedikten sonra, geciktiği için üstüne 14 000.-

liralık bir de ceza kesmişler. Babamın ödeme gücü kalmamış artık; çaresiz, her akşam

mezarlığa gidiyor, Tanrı’ya yakarıyor. Mustafa Akdağ adında bir çiftçi Gaston Efendi’ye bu

mezarlık ziyaretlerinin sebebini soruyor. Derdini öğrenince de parayı veriyor; ‘Toparlanınca

ödersin’ diyerekten. Babam toparlanınca faiziyle ödemeye kalksa da, Akdağ kabul etmiyor.

Babam ona bir arsa hediye ediyor; sonunda ‘mutlaka istiyorsan oğluma ver’ diye kabul

ediyor. Oğlu Zeki Akdağ daha sonra Belediye Reisi olacaktı.”

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Avrupa’da Nazilerden kaçıp transit olarak Türkiye’den geçip

Filistin’e giden mültecilere Yako Benyeş de yardım etti. Trenle Filistin’e giden mülteciler

Adana’dan geçerken Yako Benyeş kendilerine kumanya ve erzak yardımında bulundu. Gene

aynı yıllarda Türkiye’nin savaşa gireceği korkusunu yaşayan İstanbullu Yahudiler

İstanbul’dan Adana’ya göç edip bir süre burada yaşadılar.

14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail devletinin kurulmasıyla birlikte tüm Türkiye’de olduğu gibi

Adana Yahudileri arasında da İsrail’e doğru göç edenler oldu. “Vanlı” diye anılan 100 ila 120

aile İsrail’e göç etti.

SİNAGOG – DİNİ BAYRAMLAR – İBADET - MEZARLIK

Adana cemaatinin hiçbir zaman kelimenin tam anlamına uygun bir sinagogu olmadı. Cemaat

bir evi sinagog haline dönüştürüp kullanıyordu. Halihazırda kullanılmakta olan sinagog 1977

yılında daha önce kullanılan evden dönüştürülmüş eski sinagogun yıkılıp Adana cemaatinin

kendi aralarında toplamış oldukları bağışlarla yeniden inşa edilmiştir. İbadet sadece

Cumartesi günleri yapılır. Hafta arasında Yahudi şeriatına göre on yetişkin erkeğin hazır

bulunması gerektiğinden ve bunun da sağlanamaması yüzünden hafta arasında sinagog

açılmamaktadır. En son sünnet 1990 yılında yapıldı. En son düğün ise çok daha eski bir

tarihte yapıldı. Adana’da Yahudiler arasında düğün yapılmamasının nedeni gençlerin

Adana’da yaşamamalarıdır.

Adana Yahudileri dini bayramları kutlamaya özen gösteriyorlar. Her ne kadar gündelik

hayatta kaşer et ve gıda maddeleri kullanılmıyorsa da Pesah gibi büyük bayramlarda kaşer et

bulunduruluyor. Kaşer et ve gıda maddeleri de ya İstanbul cemaatinden veya Antakya

cemaatinden temin ediliyor. Cemaatin hazanı 1928 doğumlu ve 1951 yılında bir iş için

Adana’ya gelmiş ve oraya yerleşmiş bulunan Moşe Korodo’dur. Moşe Korodo bu görevi

Adana hahamı Gaston Mizrahi’nin 1960 lı yıllarda vefat etmesinden sonra üstlendi. Ancak

kendisi haham olmadığı için cenazelerde İstanbul’dan bir haham gelip dini töreni ifa eder.

Adana Yahudileri arasında Gaston Mizrahi adı daima saygı ile ve Adana Yahudilerini

dinlerine bağlı kalmak için mücadele eden birsinin adı olarak anılmakta. Gaston Mizrahi

dindaşlarını sinagoga ibadet etmeye çağıran ve yeni doğmuş bebeklere sünnet yapan kişiydi.

Haham Gaston Mizrahi hayatta iken Adanalı gençleri Pesah gibi önemli bayramlarda bir

araya getirmeye özen gösteriyordu. Halen İstanbul’da yaşayan Dr. Vitali Meşulan gençlik

yıllarını şöyle anıyordu: “Adana’da genç olarak 10-15 kişiydik. Haham Gaston Mizrahi’nin

evinde düzenlenen bayram sofraları en güzel anılardı. Pek az ailenin uygulayabildiği

heyecanlı bayramları cemaatin beşte ikisi toplanarak yaşardık.”

Mezarlık Adana’daki müslüman mezarlığının içinde çitle ayrılmış ayrı bir bölge olarak

bulunmaktadır. İlk mezar Edirne’den Adana’ya göç etmiş olan ve 1926 yılında bir cinayete

kurban giden İshak Ben Meşulam’a aittir. Mezar taşındaki yazılar İbranice ve Arapçadır.

Yahudilere ayrılan bölgenin kenarında ise İstanbul’dan Adana’ya taşınıp burada defnedilen

Karay Yahudisi Marko İgis’e aittir.